02:00 - dışarda yağmur var - 05.10.2008

0 kere okundu
      İstanbulda, sıradan bir evdeyim, dışarda en sevdiğim, yağmur var. web sayfamdaki boşluklardan birini, aklımdan geçenlerle doldurmak istedim. her ne kadar kimsenin umurunda olmasa da buraya birşeyler koymak zorundayım dimi. böylesi özgün olur hem. ayrıca bir dolu da malzeme var. aklımın hiç rahat durmadığını düşünecek olursak.:-) yağmurdan neden bahsettiğimi soracaksınız belki. Trabzon da ya da istanbul dışında başka bir yerde olsaydım, kendimi dışarı atıp ıslanabilirdim deliler gibi. ama burada çok sağlıklı bir eylem olmazdı sanırım. sorun üşütüp hasta olmak değil, çok daha vahim.
.. :)
04.03.2013 Pazartesi

hani sevmezdin sen tatilleri..

15:21 - bunun adı sonbahar kokusu - 05.10.2008

0 kere okundu
     Saat10 da uyandım sonra tekrar uyudum ve 12 gibi yeniden uyandım. hala kahvaltı yapmadım. canım tavuk döner istiyor. ama dışarı çıkasım yok. 
      
     Pencereden kafamı uzattığımdaburam buram sonbahar kokusu aldım. şimdi soracaksınız o da nasıl oluyor, sonbahar kokusu yani. hiç bir fikrim yok. ama kokuyu aldığımda aklıma sonbahar geldi. o yüzden bu kokunun adı sonbahar kokusu.
       
     Dışarı çıksam, pendiğe insem. hem mutfağın zemini için adını bilmediğim bişi almam gerekiyor.
      
     Süs biberinden turşu yapmıştım. olmamış meret. sanırım sorun bende değil, biberler bozuk. yoksa ben neden beceremeyeyimki.
      
     Games aradı, bilgisayar alacakmış akıl danıştı. abim bu akşam bana gelebilir. evi toplamam gerek. ufff. ayaklarım üşüyor üstelik. en iyisi süslenip sokağa çıkmak sanırım.

23:28 - can sıkıntısı - 06.10.2008

0 kere okundu
     Bir kez evden çıktım bugün;  markete, ekmek almaya. Gerçi sitenin karşısındaki marketten ekmek almamaya karar vermiştim. Ama canım ekmek içi bir şeyler  çekti. Normalde Carrefour’dan aldığım hamburger ekmeğinden biraz büyükçe ekmekleri kullanıyorum. Atıyorum soğutucuya, 10 gün boyunca yiyebiliyorum. Hem bayatlayınca daha az yeniyorlar. Sanırım bütün Trabzonluların ekmeğe zaafı var. Trabzon’a gidince kilo alıyorum. En kötü fırın bile iyi ekmek yapıyor. Kuru kuru ekmek yemek bile büyük bir zevk Trabzon’da. Hatta yanında yediğin herhangi bir şey ekmeğin tadını kaçırabiliyor. :-)
     
     Tatil bitti, yarın iş var. Çocukluğumdan beri sevmem tatilleri. İnsan neden boş durmayı sevsinki. Ağaç bile rüzgâr çıkınca daha mutlu oluyordur sanırım. Dallarını sallamak, yapraklarından ses çıkartmak için bahane olarak görüyordur. Rüzgâr olmadığı bir zamanda dallarını ya da yapraklarını hareket ettirirse çevredeki sıradan insanlar tarafından hoş karşılanmayabilir çünkü. Ama bazen haylaz ağaçlar sabredemeyip salınıyordur hiç sebepsiz. Ki o ağaçlarında adı kötüye çıkar zamanla kaçınılmaz olarak. Ağaçta hayalet var, ya da perili ağaç diye.
     
     Şimdi diyeceksinizki ekmek, ağaç ne alaka, nereden çıktı bunlar. Dedim ya, can sıkıntısı…

06:40 - koku - 07.10.2008

80 kere okundu

     Eve gelip uyudum biraz, yorulmuşum. Saat 11ve ben evi topluyorum. Yarın Orhan Çorum´dan arkadaşı Aksaray´dan geliyorlar, CEBİT’e gidecez. 
     

     Şu tatil ne güzeldi, kafana göre yat kafana göre kalk.
     
     Yaz gelse de biraz daha kafama göre takılsam :-)

21:40 - değmesin yağlı boya - 08.10.2008

0 kere okundu
     Önce güzelce temizliyorsun, sonra mısır ununa bulayıp orta ateşte az yağ ile teflon tavada kızartıyorsun. iki çipura iki de levrek ne de güzel yeniyor. hepsini ben yemedim, yanlış anlama olmasın, o kadar da pis boğaz değilim. her ne kadar mevzu deniz ürünü olsada... şu balık familyasına kurban olayım. onlar olmasa damak tadım nice olurdu.
     
     Yarın işi asacam 1-2 saat arkadaş, izin verdim kendime. o yüzden gözlerimi zorlayan uykuyu erteleyebilirim.   
     
     Planda film seyretmek var. neşeli birşeyler tercih sebebidir. yanında ayıklanmış nar artı film arası bardakta mısır. yahu benimki de ne keyif anasını satayım,. bir de "sindi greyford" ile "klodya şıfırt" olsa suudi kıralından ne eksiğim kalır. :-) olsuuuun... elde olana da şükür. 
değmesin yağlı boya...

04:10 - trabzon kültürü - 10.10.2008

0 kere okundu
     Yeni bir sitem daha var; www.trabzonkulturu.com. üç dört ay önce karar vermiştim bu siteyi hazırlamaya. ama bir türlü başlayamamıştım. bu akşam birazda misafirimin yardımıyla yeni sitemin isim hakkını aldım.
     
     Çok zor olacak. öncelikle nasıl bir tasarım olacağına karar vermem gerekiyor. flash olsa hoş olurdu. ama ne ben iyi flash biliyorum ne de flash benim yapacaklarıma müsait. asp ya da php de bilmiyorum. hazır sitelerden hoşlanmıyorum. yine sanırım bu iş html ye kaldı.
asım başına kadar sitem hazır hale gelir sanırım, umarım hatta.
     
     Uzatmayayım anacım, üşüdüm hem. pencereye de gitmeye üşeniyorum, soğuk geliyor ve sırtım dondu. ayrıca yatak bana baygın baygın bakıyor. sanırım bu baştan çıktığımın resmidir.      artık vakit yatak vaktidir.

04:00 - muhabbetin tadı - 11.10.2008

0 kere okundu
     Tabularda dolaştık bu gece. Sabaha kadar üstelik... Misafirlerim vardı, Aksaray’dan ve Çorum’dan. Önce balık faslı, sonra çay ve diğerleri.... Arada muhabbet açıldı ve sabaha kadar sürdü. Erkeklerin ne çok ortak derdi var. Orta yaşlarındaysan, artık sorgulama zamanının geldiğini hissediyorsun. Eylem adamlığından düşünürlüğe terfi midir yoksa diğerimi ona siz karar verin.
     
     Uykum var bir dolu, bilgisayar başındayım. Az sonra hoca “emice” ezan okumaya başlar. Mutluyum… Üstelik evde misafir var. Ve beni tanıyanlar bilir ki ben misafir sevmem. Evet sanırım haklılar, yaşlanıyorum. Yaşla birlikte huy da değişiyor.

23:10 - dağınık evim - 12.10.2008

0 kere okundu
     Ev karmakarışıktı. Biraz temizlik yaptım. 21 tane bardak birikmiş bulaşıklar arasında, ve bir dolu dağınıklık. 
     
     Önce bulaşık, sonra çamaşır, birazda öteyi beriyi süpürdüm, şimdi oturdum bilgisayar başına. Çooook çalışmam gerek. Ay sonuna yetiştirmem gereken bir site var. Orhan da yarın iş bekliyor. Yıllık olayı için malzeme göndereceğim ona.  
     
     Avrupa yakasını seyrettim internetten. Nedense itici geldi yeni karakterler. Bir de yardım olayı vardı, çok abartılı…  Konumu bulamıyor ne Gülse teyze.

14:30 - işe yaramak - 14.10.2008

0 kere okundu
     Şu bilgisayarlar dilden anlasa, halden anlasa… 
     
     Laboratuarımda  dokuz tane bilgisayar kasası var tamir edilmeyi bekleyen. Birinin harddiski göçmüş öbürünün rami, bir dolu arıza anlayacağınız. Ama keyfim yerinde... İnsanlarla uğraşmaktan 14 misli zevkli makinelerle uğraşmak. Ama yinede bazen dili olsada meretlerin nereleri ağrıyor söyleseler diyorum. Çünkü teşhis koyduktan onra yapması çocuk oyuncağı oluyor.
      
     İşe yaradığını hissediyorsun üstelik. Bu durum hiç umurunda olmayan Salim Sarımehmetoğlu’nu bile mutlu edebiliyor.

17:25 - maviye boyalı kentler - 14.10.2008

0 kere okundu
     Çocuk halimden kentler yaparım, sokaklarını maviye boyatıp… Hayata salarım kendimi sonra…
     
     Diyar diyar gezmelerim, üstsüz başsız cümleler ve bu sonu gelmez sonbahar senden hediye.
     
     Bu otozikinci yaşım. Ve ben çocuk halimden kentler yapar, sokaklarını maviye boyarım yeniden… Hep yeniden ve yeniden.

14:10 - ne de güzel yağıyor - 15.10.2008

0 kere okundu
     Dibi delinmiş gökyüzünün ya da birileri bana kıyak geçiyor, bir sağanaktır geceden beri…      
     Yol kenarından akan sulara karışıp gidesim geliyor. Denizlere karışasım defalarca yağmura boğulup defalarca hayata dönesim geliyor…
     
     Bizim Erzincanlıya birileri yağmur suya saça iyi geliyor demiş. Çıkmış dışarı kafayı ıslatıyor şimdi. Delimidir nedir, zaten aklı çok değil üzerine bir de üşütecek maazallah…
     
     Bendemi çıksam diyorum. Ne de güzel yağıyor, pekte güzel yağıyor, yağıyor da yağıyor...

01:10 - hadi hayırlısı - 17.10.2008

0 kere okundu
    Yeni bir sitem daha var. www.yillikdunyasi.com Ne zamandır herhangi bir konuda plan yapmamıştım. Xlarge gibi değil bu, yıllık olayını para için yapıyorum.
    
     Yakında yayındayız... Bir dolu öğrenci ile birlikte.
    
     Du bakalım ne olacak. Hayırlısı...

13:20 - haftasonu keyfi - 18.10.2008

0 kere okundu
     Ne güzel gün cumartesi, yataktan kalkmak zorunda değilsin, işe gitmek gereklilik değil. Kafana göre uyu, kafana göre kalk, canın isterse kahvaltı istemezse onu da boş ver gitsin. 
     
     Üstelik evime zaman ayırabilirim artık. Salonumu küçük odaya taşıdım mevsim dolayısıyla. Eski salon, yani büyük olan oda çöplük kıvamında bir hal aldı ne yazıkki. Bugün gündemimde  temizlik var. Ayrıca ne zamandır dondurucudaki hazır gıdalarla besleniyorum, bir de yemek yaparım akşama doğru, şöyle sulusundan.
     
     Herkesin zevki ayrı, benim planımda bunlar var. Amaç mutlu olmak. Bu bahaneyle ev işleri de aradan çıkacak…

07:20 - iyi uykular Salim - 19.10.2008

0 kere okundu
     Gün ışıdığını görüyorsam ve üşüyorsa çorap giymeye üşendiğim ayaklarım, yaşıyorum demektir.
     
     Bir günü daha müjdeledi güneş, usul usul pencereme ışığını vurarak. Ve eğilip kulağıma artık yatma vaktidir dedi pek sevimli bir yüz ifadesiyle, “biraz daha beklersen, batışımı kaçıracaksın” diyede ekledi…
     
     Milyonlarca yıldır hiç aksatmadan işbaşı yapıp ve hiç aksatmadan paydos etmek bilgelik gerektirir. Bilgelere itaat bilmediğini bilen insanı mutlu eder. Mutluluk yatağımda…
     
     Günaydın İstanbul, iyi uykular Salim…

01:50 - aklıma nereden geldiyse şimdi... - 20.10.2008

0 kere okundu
     Küçükken arkadaşlarım tarafından pek değer verilmeyen bir velettim. Yaramazdım, yalancıydım, korkaktım, üstelik çenem üzerine gitmez herkesin işine karışırdım. Bahsettiğim yıllar özellikle ilk ve ortaokul yıllarıydı.
     
     Sonra lise için şehir merkezindeki meslek lisesine gittim. Hem de normal lisede ikinci sınıfa geçmişken, meslek lisesinde birinci sınıftan başlamak uğruna…
     
     Şimdi bakınca kötü bir tercih olarak görünse de aslında kazanımlar açısından hiç fena olmadı. Yeni arkadaşlar, yeni bir çevre, yeni bir başlangıç… Çok kaliteli biri olmasam da artık güçleniyordum.
    
     Hala devam eden arkadaşlıklarım oldu; nispeten önyargısız daha samimi ve artık kişilerin kendi farklarına da  vardığı arkadaşlıklar. Aşık bile oldum, yıllarca sürecek olan hayatımın en masum hatta tek masum ilgisinin meyvesiydi aşk. Şimdi özlediğim, ulaşamadığım bir masumiyetle yıllarca aptal bir aşık olarak (ki aşkın akıllısı yoktur fikrimce) Trabzon sokaklarında gezdim durdum.
     
     “Bir erkek için boşa geçmiş yıllardı bu yıllar.”
     
     İçimdeki hayvan yazdı bir önceki cümleyi. O yüzden yazmaya şimdilik ara versem iyi olacak sanırım.

08:00 - açım - 21.10.2008

0 kere okundu
     Dün akşam altıda uyudum. Uykusuzdum birkaç gündür, ilaç gibi geldi.
     
     Sosis, domates, tereyağı ve yumurta… Hepsini karıştırıyorum ocağın üzerindeki bir tavanın içerisinde, umarım iyi bir kahvaltılık olur. Ki olmasa da yiyeceğim; dün öğlenden beri açım. İki yüz gram vermişimdir umarım, kilo olarak yani. Böyle yirmi gün aç dursam dört kilo eder. Ama önce ocağın üzerindekini iç etmem gerek.
     
     Ev halen  dağınık bu arada. İlgilenenlere duyurulur….

abuk subuk bir saat - ben masumum - 22.10.2008

0 kere okundu
     Bilmiyorum neden, abuk subuk saatlerde birşeyler karalıyorum hep bu bölüme. Belkide abuk subuk bir adamım, bilmiyorum...
     
     Başucu kitabım şeytana uymayı salık verir bana hep.. Ne güzeldir şeytana uymak, ne tatlıdır, ne cazip. Oysa sonrası o kadar da parlak olmaz çoğu zaman. Üzüntüler pişmanlıklar...
     
     Ne olurdu sanki şeytanla ahpablık ettiğimiz zamanları şeytan alsa götürse hatırımızdan, sadece anın muyluluğunu bıraksa, pişmanlığı yaşatmasa her seferinde ya da üzüntüyü.
     
      Şimdi birileri aklından yine ne yaptında şeytana uydun diye geçirecek biliyorum. Birşey yapmadım ekstradan. Hayat doğal ritminde uzayıp gidiyor. Küçükken trencilik oynardık birbirimizin sırtına tutunarak. O misal, tutunmuşum hayatın sırtına trencilik oynuyorum.
     
     Ve en az sizin kadar masum ve en az sizin kadar günahkar...

09:15 - içimden karınca su içer - 23.10.2008

0 kere okundu
     İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Uzanıp yatağa günlerce çıkmamalıyım. Başucumda yemeğim hazır olmalı acıkınca yemek için ve suyumda yanımda durmalı.
     
     İki karışık tost sert bir neskafe kahvaltı menüm. Gömlek ütülemem gerekli… Ne var sanki arada işe kot pantolon tişört gitme hakkımız olsa. Hem şu ütü olayı yüzünden evlenip başımı yakacam, günahıma girecek yukarıdakiler. En azından sakalımı kirli bırakıyorum. Yüz yıkamak bile eziyetken durup traş olamam arkadaş. 
     
     Ah Konya’da ki üçlü koltuk. Arkadaşlar çalışırken ne uyurdum üzerinde. Ne günlerdi onlar, özlüyor insan.  
    
     Karar verdim; bugün iş yavaşlatma eylemi yapacağım bireysel olarak. Ayrıca akşama kadar düzelmezsem iki saat erken çıkacağım işten. Demedi demeyin…

01:00 - bu gece ikibuçuk kişiydik :-) - 24.10.2008

0 kere okundu
     Yemekte tavuk vardı. Ve vagetalı arpa şehriye pilavı. Sonra Viaport’a gittik. Ümit efendi çantam karşılığında bana çanta alacaktı. Haliyle kabul etmedim. Gps aletiyle yol bulmaya çalıştık. Bizimde yardımımızla başardı eleman, aferin ona.
     
     Kağıt oynadık sonra, kazanan hep aynı zıbıdı. bir de eğleniyor eşek yenince, dersin Cem Yılmaz´ı seyrediyor. Ben ikinci oluyorum. Ümit’e de haksızlık etmemek gerek. Yeri sabit, ne oynasak sonuncu.
     
     Bu arada www.yillikdunyasi.com un taslağı bitti. Bir okulla kesin anlaştık, ikinci ve üçüncü de sağlamda. Hadi hayırlısı.
     
     Yatağa gidiyorum, sonra görüşelim emi…

15:00 - içimdeki hayvanı serbest bırakmalı - 25.10.2008

0 kere okundu
     Kendimi eğlendirmek için yaşıyorum ben, bu dünya benim için var, her ne kadar etrafımda dönmese de.
     
     Bazen insanlara tehlikeli olabileceğini göstermen gerekir, yoksa hadlerini aşmak geçilmemesi gereken bir sınır olmaktan çıkar. Son zamanlarda çevremdeki insanlar tehlikeli olabileceğimi göz ardı etmeye başladılar. Aslında haklı olabilirler. Kendimi eğlendirmeye çalışırken kendilerini olduklarından daha değerli zannediyor olabilirler. Oysa beni gitmem gereken yere götüren araçların şoförleri kadar değersizler. Yoklukları bir sonraki dolmuş gelene kadar hissedilir sadece. Ama belki de aptallar. Bir şeyleri anlamaları için gözlerine sokmam gerekiyor var olanı.  
     
     Uzun lafın kısası, dizginleri biraz sıkmalı. İçimdeki hayvanı serbest bırakmalı.

06:40 - ne çok işim var - 26.10.2008

0 kere okundu
     Sabahın kötü yine ve ben yine ayaktayım. trabzonkulturu.com ile uğraştım biraz, sonra google arama motoru ile. 
     
     Gün açmaya başlamış. Bir film seyredip uyurum. Ya da film seyrederken uyurum, kim bilir. Önce bir dilim çikolatalı pasta almalıyım mutfaktan, uyurken ağzımın tadı yerinde olsun her ne kadar uyku halinde bakteriler çamur gibi yapacak olsa da.
     
     Yatağıma mı gitsem kanepe demi takılsam karar da veremedim. En iyisi kanepede sızıp ilerleyen saatlerde yatağa gitmek olacak sanırım.
     
     Bir de film seçme olayı var. Ne çok işim var.

15:30 - başıboş hayat - 26.10.2008

0 kere okundu
     Uyandım işte, bir gün daha yeniden… 
     
     Önce duş, sonra kahvaltı ve ardından sokak bu günkü planım. Trabzonspor’un maçı var onu seyredeceğim. Hava güzel, futbol oynamaya da seyretmeye de müsait. E bize ne bunda diyeceksiniz. Haklısınız size ne… Laf ola beri gele işte.
     
     Hayat zaten boş değil mi. Boşluğa biraz da benim üflememde ne sakınca var. Kimin yaşamının aklı selim amacı var. Durun söyleyeyim, hiç kimsenin. Evet biliyorum onu da nerden çıkardın benim hayatımın amacı var diyecek birileri. Hadi oradan, sen ona amaç mı diyorsun. Basitlikler dünyasında basit bir insansın ve amacında en az senin kadar hayat kadar basit. Yani amaç demez buna, belki kendinin kandırmak. O da ne kadar iyi bir yalancı olduğuna göre değişir tabiki.

18:20 - yağmur dinene kadar - 26.10.2008

0 kere okundu
     Yağmuru olmayan her yer gurbettir bana, uzaktır evimden, Trabzon’umdan.
     
     Ve her yağmur evimden gelir, doğup büyüdüğüm topraklardan.
     
     Her damla tenime değdiğimde bir ürperti hissederim sevişme tadında, tenim ıslanır, içi çekilir süzülür usul usul, ve bir daha bir daha… Her seferinde aynı coşku, her seferinde memleketim.
     
     Ben yağmur için doğmuşum, yağmur benim için yağıyor.
     
     Yaşadığımı hissetmek güzel, yağmur varsa hayat vardır, hayatta olmak güzel. Yüzüme vuran damlalar güzel, memleketim kıvamında İstanbul güzel. Teşekkürler Allahım, her damla için özel olarak teşekkürler.
     
     İstanbul’da yağmur var ve dinene kadar benim memleketim…

01:20 - döndüm dolaştım evime geldim - 30.10.2008

0 kere okundu
     İzmit’ten İstanbul’a gitmek için kaç akıllı önce Adapazarı’na gider. Ben birkaç tane tanıyorum.
     
     Bayram tatilini fırsat bilip il dışına kaçtım. Ev sahiplerimiz iyiydi. Abuk subuk bir yarışma programına gösterdikleri ilgi dışında. Ki bu ilgi gösterme eylemi sırasında işbirlikçileride eksik olmadı. Televizyonsuzluk ne güzel bir şey. Umarım sonsuza dek televizyona sahip olmam.
     
     Biraz minik eşyalara yönelik alışveriş yaptım üstelik. Ama aklım Outlet Center Ramsey’de kaldı.
     
     Adam kocaman balıkçı lokantası açmış, yarım kadar güzel balık yapamıyor :-) Yedik ama keşke kendi elimizle yapsaydık dedik.
     
     Gecenin biri, kafamı kazıdım. Ne de güzel oldu pek te güzel oldu.
     
     Annem ne şanslı insan :-)

00:10 - gözlerim acıyor - 31.10.2008

0 kere okundu
     Ne olur sanki bazı günler 35–40 saat olsa. Hatta bizlere seçme hakkı verilse. Ben pazartesiyi 33 saat cumartesiyi de 35 saat istiyorum,  Salı ve Cuma 14 saat olsun. Ne hoş olurdu değil mi?
     
     Gözlerim acıyor ekrana bakmaktan. www.pendikkfoa.meb.k12.tr isimli site ile uğraşıyorum. Elimde malzemede yok. En azından taslağı hazırladım. Bir de üst tarafa cafcaflı bir banner ekledik mi bitti sayılır.
     
     Gözlük takmaya başladım; gözlerimin acısı canımı yakıyor. Uyumalı birkaç ay. Hem sırtımın ağrısı da diner. Uyumadan önce 1–2 saat masajda isterim üstelik.
     
     Saat onikiyi geçti, bu gözler bir film izlemeyi hak etti. Sonra yatak sefası. Gerçi 3–5 saatlik sefadan da ne köy olur ne kasaba…

21:40 - zaman dediğin... - 31.10.2008

0 kere okundu
     Yarın sabah erken uyanmak zorundayım. 10 da fatihte olacağım. Bir haftsonu uykum vardı, onun da yarısını heba ettim şimdiden.
     
     Yemek yiyip uyumuştum, yeni uyandım. Eskiden birkaç saatlik uyku dinlendirirdi beni. Şimdi ise yorgunluğumu daha da hissetmeme neden oluyor. Bunun adı yaşlılık desem çok yanlış bir laf etmemiş olurum sanırım.
     
     Bir arkadaşım nasılsın diye sordu, çok çalışıyorum dedim, kuvvet dile dedi Allah’tan. Ben zaman diliyorum ve ellerim boş.