aklım tatil yolunda - 5.6.2009

0 kere okundu
     Ah benim bu kararsızlığım, ah benim akılsız kafam, beceriksizliğim, beğenmezliğim… Sitemi değiştirdim tekrar, yeni bir şeyler yaptım fikrimce, beceriksizliğimin izin verdiğince.
     Mayıs ayını bitirdik hep beraber, koşuşturma içinde ne olduğunu anlamadan geçti gitti koca bir 30 gün. Memnun değilim dersem yalan olur gerçi, tatile yaklaştırdı gövdemi ve ruhumu biten her gün. Şimdi tatil moduna girdim sayılır. Gelecek hafta karneleri vereceğiz, bir hafta sınavlar için bir hafta da tırı vırı kırtasiye olayı sonra temmuz ve koşulsuz tatil.
   
     Kondisyon bisikleti aldım kendime, film seyrederken kalori harcamak için. Malumunuz uzun yıllardır kurtulamadığım ona yakın kilom var. Üç beşini atabilirsem bu alet sayesinde mutlu olacağım.
 
     3 gün seminerimiz vardı Pendik Ticaret Lisesi’nde. Okulda yaralanan öğrencilere ilk yardım yapmak için eğitildik. Öğretmenlikten başka her işi istiyor bizden Milli Eğitim; Çobanız, polisiz, temizlikçiyiz, ameleyiz, doktoruz… Kimse gelip ne öğrettin bu çocuklara, ders anlattın mı, davranış kazandırdın mı diye sormadı bana beş yıldır.
 
     Seminer dönüşü biz okula geldikten 1 saat sonra geldi müdürle Semra. Oysa hemen okula dönüyoruz işimiz var demiştiler. Tamer ile bir dolu çekiştirdik, dedikodusunu yaptık idarecilerimizin. Bir de gaz veriyor Tamer’im kankam sormayın gitsin. Günahlarını almışız, oysa Özlem’in eşi trafik kazası yapmış, sigortaya falan gitmesi gerekiyormuş. Varsın olsun, biz yaptık dedikodumuzu. Hak ettikleri zamanlara saysınlar.
 
     Havalar ısındı, vıcık vıcık her yan, ter kokusu geliyor burnuma nereye gitsem. Toplu taşıma araçlarına binilmez bu saatten sonra. Özellikle erkekler, ne gereksiz yaratıklar. Sokağa çıktığımda erkek görmek istemiyorum. Her ilçeye 50 tane erkek verilse yeter. Fazlası ya şiddet doğuruyor, ya görüntü kirliliği ya da pis koku yayıyor.
 
     Yarın Müjgan güllaç yapacak, şimdiden söyleyeyim fazlası benim. Herkese bir bilemedin yarım dilim yeter. Yaz günü kilo almasın canlarım yoksa bikini giyemezler. Erkeklerin de göbekleri büyür çirkinlikleri artar biraz daha. Hiç gerek yok. Değil mi ama.

istanbul´u istanbul yapan - 6.6.2009

0 kere okundu

     Saat 02,  yaz kendini gösterdi, başladı uykusuz geceler, zamandan çalmalar.
Sabah geç gittim işe, tatlı geldi uyku, yatak bırakmadı beni. Son gün yaklaştıkça tenhalaşan okula gittiğimde saat onu gösteriyordu. Şimdi geldi aklıma, benim birilerine dersim vardı son saat. En azından imza atsaydım deftere.

     Söz verdiği üzere güllaç yapmış Müjgan, afiyetle yedim. Meleklerimden biri telefonunu kaybetti, üzülme dedim kendi kendime artık özgürsün. Anlamazdı muhtemelen yüksek sesle söyleseydim ki hala telefon denen rezil aleti oyuncak zannediyor. Sonra fotoğraf çektirdik kare kare.

     Futbol oynadım çocuklarla belimin ağrıyacağını bile bile. Yüzümü karartmadı kör olasıca, ağarmakta şimdi. Maçtan sonra eve gelip duş aldım. 15.30 da Kırımlı’da toplantımız vardı. Geçerken beni de aldılar. Gidip Hasan Hoca’dan hikâye dinledi arkadaşlar. Ben her zamanki gibi arazi…

     Gün batarken tekneyle boğaz turundaydım. Soğuktu biraz, akşam meltemi hafiften ısırdı çıplak kollarımızı. Ama olsun değdi gördüklerimize. Kıyı boydan boya güzellik, boydan boya eğlence. İstanbul’u İstanbul yapan boğaz gerçekten.

     İçimde bir sıkıntı, yaz mı desem kış mı desem, bahar mı güz mü desem. Sanırım beni de bu güzel havalar…

     Yarın sabah sınav var, gözetmenim. Şimdi yatma vaktidir.

ölümüm mü yaklaştı ne - 7.6.2009

0 kere okundu
     Belim falso verdi yine, gözetmen olarak görevli olduğum SBS sınavına gidemedim dün. Yataktan kalkıp birkaç adım attım ve yürümekte güçlük çektiğimi gördüm. Yaşlılık belirtileri demek isterdim yeni görünüyor olsalardı. Ama birkaç yıldır hayatı paylaştığım durumlar bunlar.
Ümit geldi dün akşam, yemekten sonra Fikret’e gitmek için sözleştik.  Deniz İngiltere’ye gitti dil eğitimi için. Fik ayrı kalacak sevgilisinden 3 ay. Dil dile değmeden dil öğrenilmez derdi sıpa, şimdi sevgilisi dil öğrenmeye gitti. Keyfinin kaçmayacağını bilsem ne kafa bulurdum sıpayla da kıyamam âşık eşek.
     Özlemişim Rüya ablayı. Dile kolay 2 senemiz birlikte geçti, Elif, kadın ve ben. Ne çok şey konuşurduk, ne çok şey yapardık birlikte. Sonra yollar ayrıldı, savrulduk ayrı yerlere, Elif heba oldu, Rüya abla İstanbul’un azgın sularına attı kendini, ben rüzgâra yelken açtım… O günlerden Fikret ve Esra kaldı elimde.
     Gece Knight Rider’ı seyrettik Ümit’in zoruyla ki çok hoşlandığımız söylenemez o tip filmlerden. Yattığımızda saat üçü geçmişti.
Bu sabahki sınava gittim, belimdeki ağrının hafiflemesini fırsat bilerek. Sınav esnasında boş durmadım 4 bilgisayara format attım gittiğim okulda. Pazar günü olmasına rağmen çalışkanım yani.
     Eve geldiğimde mükellef bir kahvaltı vardı, iyi çalışmış şebekler. Kahvaltı olayından hoşlansam mest olacağım ama sadece yedim malak gibi.
     Evdeyim şimdi, hem belimin ağrısı hem de içimdeki dalgasız deniz sokağa çıkmama engel. Oysa dün gece bar bar dolaşacak, sabah kahvaltıya sonra da Adalar’a gidecektik. Tercihim yataktan yana. Baharda içleri cıvıl cıvıl olur insanların, kuşlar uçar, çiçekler açar. Ben bu bahar bir hoşum, başımı alıp gidesim var ya da uyuyasım sonbahara kadar.  Trabzon’a gidesim annemi babamı göresim bile yok. Ölümüm mü yaklaştı ne.

halka açık seks - 8.6.2009

0 kere okundu
     Gecenin ikisinde bir ses, bir kadın bağırması. Kalkıp pencereye yürüdüm. Kafamı çıkarıp sesin geldiği yöne bakınca alışık olduğum bir görüntü ile karşılaştım. Tül perdenin arkasında televizyonun ışığında sevişen bir çift. Evet, yanlış duymadınız, çaprazımdaki blokta oturan kızlar sık sık bunu yapıyor, tül perdenin arkasında loş ışıkta sevişiyorlar kimin seyrettiğini umursamadan. Ama dün geceki çok farklı çok daha abartı bir durumdu. Feryat figan ses geliyordu teşhirci çiftten.  Mide bulandıran bir durumla karşı karşıyaydım gecenin köründe.  Ulan ne bok yerseniz yiyin camınızı perdenizi kapatın, hadi kapatmadınız bari o kadar ses çıkarmayın. Hiçbir estetiği olmayan, porno filmden fırlamış iğrenç sesler. İğrenç dememin sebebi estetik yoksunu olmaları, inilti falan değil bariz şekilde bağırma. Vücutların temasından çıkan sesleri saymıyorum bile. 10 bloktaki 100 daire net bir şekilde duyuyordu sesi. Karşı binada ki benden uzaktalar olay yerine 2 kadın cama çıkmış muhtemelen hayret içinde dinliyordular sesleri. Büyük şehir böyle bir şey olsa gerek. Her türlü iğrençliğin alenen yapıldığı bir yer. Ulan sevişiyorsun, üstelik canlı yayındasın, biraz estetik ol, seyredenin midesi bulanmasın.
     Bugün gittim şikâyet ettim site yönetimine. Pencerelerini kapatıp ne bok yerlerse yesinler arkadaş. İğrenç seslerini duymak zorunda değilim. Porno seyretmek istesem gider DVD alırım. Şimdi birileri diyecek pencereni kapat yat arkadaşım sana mı kalmış. Evet, haklısınız bunu da denedim. Ama ses kapalı pencerenin arkasına ulaşacak kadar güçlüydü. Gerisini siz tahmin edin.

küfür iman yolunda - 9.6.2009

0 kere okundu
     Dünyanın bilindiği gibi yuvarlak olmayıp aksine düz olduğunu savunmuşumdur her zaman. Ki düz olan dünyada karşına çıkacak hiçbir şeyin seni şaşırtmaması gerektiğine de gönülden inanmışımdır. Ama şaşırmamak demek etkilenmemekle aynı şey olmuyor bazen. Özellikle 2009 yılında buna sıkça tanık oldum.
     Hayatım boyunca hiç yaşamadığım şeylerle karşılaştım bu yıl. Bazılarını umursamadım, bazılarını umursamıyormuş gibi göründüm.  Hepsinin içinde güzel bir şeyler aradım, bir kaçının içinde buldum da üstelik.
     İnsan yaşadığını hissetme ihtiyacı duyar, üzülmek, sevinmek, hissetmek ister. Seçim şansı yoktur ama çoğu zaman, ansızın gelenlerle yaşamak zorunda kalır. Hislerini seçme şansı da yoktur, ansızın gelenler hisleriyle gelir ve sana düşen yaşamaktır, rüzgâra kapılmak ya da karşı koymaktır, rüzgâra kapılıp dik durmaya çalışmaktır. Her durumda yaşamaktır.
     Kışım kötü geçti gülüyordum, baharım kötü geçti gülüyorum, yazım da iyi geçmeyecek muhtemelen ve ben gülüyor olacağım her şeye rağmen. Gamsız olduğumu söyler bir dolu insan. Gülmekte neymiş, derdin varsa somurtmak gerek. Ağlamanın kimseye bir şey kazandırdığına tanık olmadım, üzülmek gövdeyi de ruhu da yıpratır. Zaten zaman bunu yapıyor ve yardıma da ihtiyacı yok.  Geveze olduğumu söyler çoğu insan, susmanın kimseye gerçekten bir şey kazandırdığını görmedim. Hem hayata karşı koyup hem her zaman gülüp hem de sumak ya akıl hastası yapar insanı ya da filozof. Gerçi ikisi arasında çok fark olduğunu düşünmüyorum.
     İçimde ağır bir şarkı, kulağım seste kanaat etmeyi öğreniyorum, yaşadığımı hissetmeye çalışıyorum, üzülüyorum bazen, bazen yoruluyorum ama karşı koyuyorum. Ayakta durmak gerek yaşadığın sürece, ağlasan da gülmen gerek yıkılsan da yürümen… Varsın istediğin hızda dönmesin akrep ve yelkovan, varsın beklentilerine cevap vermesin mevsim. Hep istediğin gibi olmaz ki hayat. Birileri mutluyken birileri mutsuz olmak zorunda, birileri gülerken birileri somurtmak zorunda, dünya kuruldu kurulalı böyle, itaat etmeyi öğrenmek gerek. Hem yıllar sonra yaşadığını hissediyorsa insan yeterince karda demektir, daha fazlasını istemek yedi ölümcül günahtan biri. Teşekkürler dünya, teşekkürler Tanrım. Yaşıyorsan şayet iyi kötü her ne varsa hepsi için şükretmek gerek.
     İman küfür olmuştu , küfür iman yolunda… Sabretmek gerek.

özür dilerim baba - 10.6.2009

0 kere okundu
     Erkek erkeğe bir şeyler yapmaktan vazgeçeli yıllar oldu. Erzurum’da kâğıt oynayan arkadaşlara oğlum homo musunuz siz diye takılırdım. Erkek erkeğe içki içmenin aptallığından dem vurur dururum yıllardır.
     Dün gece saat 10 gibi Tamer aradı, Volkan’dayım gelsene sen de dedi. Volkan bizim yeni rehberlikçi, komşum üstelik. Dün geceye kadar hangi blokta oturduğunu bilmiyordum. Pek hevesli olmayarak tamam gelirim dedim Tamer’e telefonda. Bir saat kadar sonra evden çıkıp yola koyuldum. Sitenin diğer tarafındaki bloklardaymış Volkan. Gittiğimde bira içiyorlardı. Üzgünüm, tabularımı yıkıp erkek erkeğe takılıyor olabilirim ama alkol olayında kesin sınırım var. Herhangi bir erkek için alkolün berbat tadına katlanamam. Kola ile eşlik ettim koca kafaların birasına.
Tamer sakarı çocuğun nişanlısını resminden oluşan pazılın olduğu tabloyu kırmış. Haliyle pazıl da dağılmış. Bir telaş üç geyik pazılı yaptık. Yüz oluştuktan sonra ben kenara çekildim. Yüzü bulmuşsak gerisi angaryadır. Mecbur kalmadıkça angarya ile uğraşmam.
     Bir dolu lak lak bir dolu geyik karı kız muhabbeti gırla gitti. Epeydir böyle bir deneyimim olmamıştı. İlk kız arkadaşlarımızdan başlayan muhabbet yataktaki performansımıza kadar dallandı. Erkek erkeğe bir dolu iğrençlik yani. İşyeri ile ilgili dedikodu yapmaktan da geri kalmadık, b ir dolu veryansın. Nasibini almayan bir Battal hoca kaldı. O kadar yani…
Sabah dörtte Orlando ile Lakers’in basket maçı vardı. Onu seyredelim dediler. Ulan topluğu abarttık ne maç seyredecem sizle dedim bırakmadılar. Hatta Volkan salondaki yatağın 3 kişilik olduğunu kalabileceğimi söyledi. Ulan homo muyum ben sizle mi yatacam dedim. Ben gittikten sonra tamerle ne yaparsınız yapın. İlk periyot bitmeden gözleri kapanmıştı gariplerimin. Birbuçukar biradan sızdılar yani.
     Eve döndüğümde saat 5 e geliyordu. Bilgisayarda birkaç işim vardı onları yapıp uyudum.
Kadıköy’e geçmiştim dün. Bilge Adam ve Netron’dan network uzmanlığı kursu için bilgi aldım. Sonra birkaç tur atıp eve döndüm. Bir başıma saatlerce dolaşmak geldi içimden. Ama her zamanki gibi sıcak yuvamı seçtim.
     Sabah saatin sesiyle uyandım. Kalkıp duş almadan önce birkaç dakika daha uyurum diyecektim ki Tamer koca kafası aradı. Buralarda kahvaltı yapılacak yer var mıymış ulan sığır aç dolabı salatalık ye. Ben ne bilirim kahvaltıyı. Ne uyandırırsın beni. Utanç verici bir gece yaşattınız bana zaten. Babam duysa ne kadar üzülür. Erkek erkeğe oturan bir evlat kadar hayırsızı var mıdır, utanç vereni var mıdır? Özür dilerim baba.

salak mıyım ne - 11.6.2009

0 kere okundu
     Bende mi bir salaklaşma baş gösterdi yoksa millet mi uyanıklaştı anlamadım.  Paso kandırılıyorum kafasının benden az çalıştığına emin olduğum kişilerce.
     Tamam Burak Bey, telefonunuz değiştirildi Telpa’ya uğrayıp alabilirsiniz dedi kadın. Sürdüm Bostancı’ya gittim ama ne fayda. Geri zekâlı kadın beni kandırmış. Samsung’un müşteri hizmetlerinde çalışanların moron olduğu fikrine kapıldım. Bu ilk vukuatları değil. Bilinçli yapsa gam yemeyecem. Salak yanlış yapıyor, beni de alet ediyor. Bu durumda ben de salak oluyorum. Üstelik o selilütli kıçının üzerine otururken ben Bostancı’ya kadar eşek gibi gidiyorum boşu boşuna.
     Fethi Gemuhluoğlu’nda müdür yardımcısı Ahmet var, bizim tombik. Kurs var dedim, hizmet içi eğitim, photoshop… Gelir misin diye de ekledim, tamam dedi, ben de istiyordum zaten. Kursa giderken uğradım ben gelemeyecem bu akşam dedi. Ulan kurs başlayalı 3 gün olmuş zaten. Aramış rica etmişim senin için de. Şimdi işim var diyorsun. Sonradan ortaya çıkıyor beyefendinin işi. Kâğıt oynayacak kahvede. Cemaatçi kılıklı arkadaşım, verdiğin sözü erkek erkeğe oynanan bir oyun için ayaklar altına alıyorsan sana sözüm yok. Sen kendine en kötüsünü layık görmüşsün zaten.
Maç vardı bu akşam. Semra’nın eşi Caferlerin voleybol maçı. Ki kız sporudur benim için voleybol ama yine de gittik seyrettik. Net skor; Caferler sıfır karşı takım oleeeey.
     Maçtan sonra yemeğe geldiler bana. Cafer, Volkan, Semra ve Tamer. Tahmin edeceğiniz üzere yemekte balık vardı ve de hamsi. Bir dolu lak lak yaptık. Tamere sataştık, okuldaki arkadaşları çekiştirdik. Ne dedikoducu olduk bu aralar. Homo olmayalım derken karı kılıklı bişiler olduk çıktık. Bu yol iyi yol değil söyleyeyim şimdiden.
     Bulaşıkları biriktirdim. Yıkamaya niyetim yok. Hayır düşkünü bol günahlı birileri sevabına gelip yıkayabilir. Şimdiden teşekkürler.

karne günü - 12.6.2009

0 kere okundu
     Karnelerini verdik, okulu bitirdik bugün.  Yaklaşık üç ay öğrenci suratı görmeyeceğim ufak tefek istisnalar dışında. Çok mutluyum.
     Esra hocanın arabasını çizmiş babası belli olmayan öğrencinin birisi. Babası belli değil diyorum çünkü babası belli olsa eğitir çocuğunu, hak ettiğini aldığında tepki göstermemesi gerektiğini öğretir. Gerçi içlerinde vatana düşman canlıların olduğu bir topluluktan gözünü kırpmadan insanlara kötülük yapan tiplerin çıkması normal.
     Benim sınıftan sadece iki tane teşekkür alan öğrencim çıktı. Okulun en kötü sınıfını çeki düzen vermem için bana vermiştiler ikinci dönem. Yaramazlıklarına çözüm buldum ama kafalarının çalışmasını sağlayamadım.
     Son sınıflardan gelip vedalaşanlar oldu. Bazıları o kadar itici olmaya başlamıştılar ki, artık pek çok öğretmen onları öğrenci gibi görmemeye başlamıştı. Ben ikiyüzlülük yapamam arkadaş sevmediğim canlılara seviyormuşum gibi davranamam. Öğrencilerimi kayıtsız şartsız severim. En iyisini de en kötüsünü de ayırmam birbirinden. Ama karşımdaki öğrenci gibi davranmıyorsa, kendisini olduğundan büyük birisi zannediyorsa ben ona kim olduğunu hatırlatırım.
     Karne mevzusundan sonra Tamer, Volkan, Mehmet, Yunus ve ben dokuz aylık oynadık. Tamer kazması birinci ben ikinci oldum.
     Yetinmeyi bilir misin şarkısının söylemediği bir Işın Karaca konserindeydim bir saat önce. Uyuz oldum. Işın Karaca dediğin yetinmeyi bilir misini söyler, gerisi hikâyedir arkadaş.
     Yarın sınav var, gözetmenim, yılın son demleri bunlar. Şimdi uyku zamanı, yatak bekler gitmek gerek. Sonra ilgi göstermediğim için surat yapıyor.

kötü bir taksim gecesi - 14.6.2009

0 kere okundu
     15 Temmuzda İstanbul’a dönmek zorundayım. Dershanede dersler başlıyor. 15 Temmuz-4 Eylül tarihleri arasında haftanın dört günü dersim var. Para kazanacak olmak güzel ama kafamı alıp bir yerlere gitmek istediğimde gidemeyecek olmam hoş değil.
     Kafamı alıp gitmekten bahsetmişken dün gece Taksim yaptık arkadaşlarla. Ümit ben Esra ve Alperen. Koca kafalı Ümit ve Alperen eğlenmek için çok kötü seçimler. Nevzade’de bir yere çömelip içki içecek koca kafalar. Müzikli yerler gürültülüymüş. Ulan madem sadece içmek için geldiniz evde içseydiniz ya. Ya da Bostancı’da ya da Kadıköy’de de zıkkımlanacak yerler var. Zaten saat 10 da benim evde yemek yedik ama 12 de acıktılar. Pek fikrimizi sormadan midye zıkkımlandılar aç gözlüler. Üstelik bu gecenin son yemeği değildi. Saat 3 gibi ıslak hamburger ile final yaptılar. Netice olarak müthiş eğlenceli iki arkadaşla gecenin tadını çıkardık. Gerçi benim için gece karanlığında bir dol koca kafanın arasında ya da boş sokaklarda yürümek arasında fark yok. İkisinden de zevk alabilirim. Ama yine de iyi bir eğlence gecesi değildi.
     Sıkıcı bir Pazar günü. Kahvaltıda yumurtalı sütlü ekmek vardı. Dışarı çıkasım yok. Gerçi belli olmaz canım irmikli dondurma tatlısı istiyor, kısa süreli bir Gülistan yapabilirim

dün 33 oldum - 16.6.2009

0 kere okundu
     14 Temmuz İstanbul’a dönüşüm. Ay sonu Trabzon’a gideceğim. Bu sene Trabzon’dan payıma düşen topu topu iki hafta. Para uğruna sattım Trabzon’u. Gerçi önceki yıllarda da hep bir bahanem oluyordu erken dönmek için.
     Pazar günü malak gibi yattım evde, bakkal için bile sokağa çıkmadım. Akşam iki tane film seyrettim. Bir dolu filmim var işlem kuyruğunda bekleyen. Bu yaz onlarla ilgileneceğime söz verdim. Yüzden fazla film seyretmeyi düşünüyorum.
     Dün toplantı vardı okulda. Ben erken gitmişim biraz, toplantı birdeymiş. Müdürüm bir dolu övdü beni toplantıda. Aşama kaydetmişim okula geldiğimden beri. Aramızda kalsın ben kaydettiğim bişi görmedim bu iki yılda. Ama müdür adam, ondan iyimi bileceğim ben. O diyorsa doğrudur. Bana teşekkür etmek düşer.
     Akşam yemeğine Bostancı’ya gitmek gibi bir fikrimiz vardı ama nedense Bostancı’ya gitmemize rağmen yemek yemedik. Ardından Maltepe’den Kartal’a kadar yürüdük sahil boyu. Mangalını alan sahile dökülmüş. Ağaçların altında mangal yapıyor görgüsüz dağlılar. Mangalın ateşinin ya da dumanının ağaçlara zarar verebileceğini çıkarmıyor minik beyinleri ya da biliyorlar ama nasılsa devlet yenisini diker diye düşünüp umursamıyorlar.
     Hacıoğlu Et akşam yemeği için karar kılınan yer oldu. Ardından Gülistan’da dondurmalı irmik tatlısı. Evin yolunu tuttuğumda saat on ikiye geliyordu.
     Dün otuz üçüncü yaşıma girdim bu arada. Yaşlanıyor muyum ne…

izmit - 17.6.2009

0 kere okundu
     Gün ortası başladı günüm, niyette İzmit vardı. Dershaneye uğrayıp geçen ayın tahsilâtını yaptıktan sonra tren istasyonunun yolunu tuttum. 14.00 treni ile 7 yılımı geçirdiğim İzmit yoluna koyuldum.
     1996 yılının eylülü idi sanırım. Kuzenim Gündoğdu ile Düzce’de otobüsten inip sabahın köründe Zonguldağa geçmiştik. Onun üniversite kaydını yaptırdıktan sonra hiç zaman geçirmeden Kocaeli’ne gitmek için tekrar otobüse binip abimle buluşmak için geri sayıma başlamıştık. Abim de benimle aynı yıl Kocaeli Üniversitesi’ni kazanmış ve 6 yılını yine aynı şehirde geçirmişti.
     Yedi yıl okudum Kocaeli Üniversitesi’nde, iyisiyle kötüsüyle beni ben yaptı yedi koca yıl. Bir dolu şey var aklımda o yıllardan. Hatta diyebilirim ki hiçbir şeyi unutmadım. Taşındığım evler, sabahlara kadar gezdiğim sokaklar, ilk iş deneyimlerim, çilekli dudaklar, hep bir tarafın karlı çıktığı arkadaşlıklar, para sıkıntıları, tekrar tekrar girilen sınavlar, dökülen saçlar…
     Çok şey değişti İzmit’de o günden bu güne. İlk gittiğimde sonradan Körfezden geldiğini öğrendiğim pis bir koku vurmuştu burnuma, şimdi misler gibi bir şehir var en yaşanasından. Tren yolu kalktı şehrin içinden mesela ki başka bir şehir yoktur sanırım tren yolunun bu kadar hayatın içinde olduğu. Artık rayların yerinde çok güzel bir yürüyüş yolu var.
     Erkan ile buluştuk, yemek yiyip kahve içtik, lafladık bir dolu. Hatta Esra’yı dil kursuna yazdırdık. Erkan’ı da yazdıracaktık ama olmaz dedi. Karısı izin vermez dedim, kesin hır çıkartır. Pek mutlu olmayan bir evliliği ve bir de oğlu var Erkan’ın. Şimdi Erkan’ın karısı bu satırları okursa Erkan benimle zor görüşür ya neyse, yazdım bir kere yalan değil yanlış değil.
     Eray’a uğradım Antik Pub’a. Ben okurken daha çocuktu, şimdi kocaman adam olmuş üstelik şehrin en güzel restoran-barlarından birini işletiyor. Zamanım olsa Kalamar yiyecektik pubda ama trene yetişmem gerekiyordu. Koşturdum o yüzden.
     Evde bir başımayım şimdi. Dünyanın en güzel şeyi bir başına kalıp kendini dinlemek. İnsanoğluna en büyük lütuf kendisiyle baş başa kalabilmek. En azından bazı zamanlar… Gerçi 2 tane de çocuğum olsa onlar da çevremde dolaşsaydı fena olmazdı. Gerçi çocuklar olursa anne de isterler. Burada biraz ünlem işareti ihtiyacı hissediliyor. Su akar yolunu bulur, ne desem boş

durulmalı - funda arar - 18.6.2009

207 kere okundu
     "Issız sokaklarında yürürken bir şehir, ne kadar tanıdıksa o kadar dar gelir.” Çoğumuz durup düşündüğümüzde cümlede anlatılana evet deriz ama kelimeleri bu kadar güzel bir araya getiremeyiz tıpkı hayat gibi. “Bu şehirde durmak sanki akla zarar, gün geçer yaraları sararsa zaman sarar.” Kaçıp gitmek cesaret ister oysa,  her ne kadar yaralı olmasak da. “Yağmur olmalı, sakince, ince yağmalı, durulmalı.” Yağmurun işine karışmadım hiç, nasıl yağarsa yağsın başım gözüm üstüne. Mevsimi bile hiç önemli değil. Ama bir gerçek var ki durulmalı, yürüyecek yolun yoksa yağmurun altına atıp gövdeni bir güzel ıslanmalı. Ne varsa içine sığmayan damlalara iliştirip teninden süzülmesini izlemeli, yağmur olmalı. Gök bana küstü, salmıyor sularını üzerime günlerdir, ben yağmura hasret yağmur bana.
     Bilgisayarı yatak odama taşıdım,  gece yarılarına kadar film seyrediyor müzik dinliyorum. Yatağın çarşafını 20 gündür değiştirmedim. Yataktan kalkınca temizlenmek için duş alıyorum. Sokağa atıp kendimi yapacaklarımı yapıp tekrar eve dönüyorum ve yatakta film muhabbetine devam. Hatta yemeğimi bile yatakta yiyorum 3 gündür.
     Kışlık çorapları ayırdım ve odamın bir köşesine yığdım. Ütülenecek yazlıklar başka bir köşede daha büyük bir yığın şeklindeler. Hatta bir kaçı kirli, giyinip sonra tekrar temizlerin yanın atmışım. Ter kokusu vuruyor burnuma arada. Sinekler o tarafa fazlaca gitmeye başladı. Ama mutfağım ve salonum tertemiz, hiç kullanmıyorum desem yeridir.
     Bu şekilde 1-2 ay yaşasam ne güzel olur. Ama koca kafalı birileri gelir nedir buraların hali deyip hayatımı aksatırlar mutlaka.
     12 de başladı gün. Tamer ile konuştum sabahın köründe, okula gelmişler Volkan ile birlikte. Yarın Aydos’un dağına çıkalım dedi tamam dedim. Sallayacam öküzü yarın başka planlarım var. Yazdıklarıma bakarsa arayıp küfreder muhtemelen.
     Boğazıma lazerli epilasyon yaptırmaya gittim bugün. Doktor ı ıh dedi olmaz yapmam dedi. Neden dedim doktorcum. Sende paradoksal kıllanma var dedi. Ulan paradoksuna sokayım kılının. Kıl bile kıllık yapıyor neticede. Vazgeçip eve döndüm. Zaten çok acıtıyordu meret. Hem para verecem, hem acı çekecem, hem de paradokslu bişiler yapacak  bana  kıllar en uyuzundan. Kardayım bugün anlayacağınız.

çok şey istediğim gibi - 19.6.2009

0 kere okundu
     Salaş bir vaziyette devam etmekte hayat. Yine yatak odam, yine bir dolu film, yine dağınıklık, yine mutluluk…
     Dün karşıya geçtim, amacım hastaneye gitmekti ama sonra vazgeçtim. Gönül ile buluştuk Taksim’de. Önce aç karnımıza yemek doldurup sonra laflamak için bir yerlerde oturduk. Boşanmış serseri, üstelik bir de sevgili yapmış kendisine Trabzon’dan. Gönül benim Van ve Erzurum seminerlerinden arkadaşım, İstanbul’da yaşayan bir Rizeli. Dürüst bir kız, eşek yüküyle Doğu Karadeniz milliyetçisi. Konyalı bir amcayla kötü bir evlilik geçirmiş ki biten evliliklerin hepsi kötüdür. Baştan aşkım canım ama işler kötüye gidince it, domuz. Gerçi kavun değil ki dibini koklayasın, denemek en iyisi evlen olmazsa boşanırsın. Bu koca kafa karda, evlilikten bir çocuk karlı çıkmış.  
     Saat dört gibi eve döndüm, vapurla karşıya geçerken gözüm başka bir vapurun ardından boğaza takıldı. Daha önce hiç bu kadar güzel görünmemişti İstanbul. Bir teknem olsa onda yaşasam diye geçti içimden.
     Evde bir dolu sebze vardı, hepsini uygun şekilde doğrayıp borcama doldurdum. Sonrasında 1 saat süren 200 derecelik bir işleme tabi tuttum. Akşam yemeğim hem çok leziz hem de bir o kadar sağlıklıydı.
     Gece 3 gibi uyudum sanırım, bilgisayar açık kalmış film seyrederken. Gece bir kaç kez uyandığımı hatırlıyorum. Sabah Tamer aradığında öğlen olmuştu.
     Okuldayım şimdi Gözde melek dut getirecek. Sonra Tamer, ben ve Ruşen Abi ormana gezintiye çıkacaz.
     Bir dolu koca kafa öğrenci var bahçede, sınav tarihlerinin belli olmasını bekli, yolar. Erdoğan varmış onuncu sınıflardan. Benim yüzümden kalıyormuş. Beş zayıfı varmış, ben de demokrasi ve bilgisayardan bırakınca 7 olmuş. Ulan koca kafa, sayısal öğrencisinin matematik, fizik, kimya ve geometrisi zayıfsa demokrasi koymaz olur ona. Maldan anlıyormuşum demek ki. Herkese 4-5 verdiğim bir dersten kalıyorsa kuzucuğum benim, hakkıdır. Müdahale etmemek gerek.
     Yazıyı yazarken dutlar geldi Gözde melek  ve suratsız arkadaşı ile birlikte.  Okuldan gidince özleyeceğim şeyler arasında meleklerim de olacak. Ama dut getirdikleri için değil varlıkları iyi öğretmen hatta bazen abi hissettirdiği için.

mutfak-banyo-yatak-filmler - 20.6.2009

0 kere okundu
     Jericho’nun 9 bölümünü seyrettim dün geceden beri. Harika bir hayat bu, yatağa uzanıp film seyrediyorsun. Tek eksiğim canım bişiler atıştırmak istediğinde yatağa servis yapan birisinin olmayışı.
     Dün Tamer ile dershaneye uğradım, hafta sonu derslerinin erken saate alınmasını isteyecektim. Ama zaten erken saatteymişler, ben yanlış biliyor muşum. Dershaneden sonra sahil yolundan Kozyatağı’na geçtik.  Gündüz vakti Kartal sahilinde travestiler müşteri bekliyordu. Ne iğrenç bir durum bu, polisin haberinin olmaması mümkün değil. O zaman tek bir ihtimal kalıyor ki o da polisler ile travestilerin tanışıyor olmaları ki bu da hiç iç açıcı bir durum değil.
     Dün akşam yedi gibi eve döndüm ve kendimi yatağa attım. Bildiğiniz üzere hayatımı yatak odasında devam ettiriyorum.  Akşam yemeğinde bir önceki akşamdan kalma fırınlanmış sebzeler vardı, yoğurtla karıştırınca karnımı doyurmak zor olmadı.  Sebze ve meyve almıştım, yemeği hazırlarken hepsini yıkayıp dolaba yerleştirdim. Bir ay bu şekilde yaşamak için yarım maaşımı feda edebilirim; yatak, banyo, mutfak ve filmler.
     Saat altı olmuş ve ben hala kahvaltı yapmadım. Dolaptan tavuk çıkarmıştım onları biraz patates biraz soğan biraz da biberle fırına vermek günlük yemek ihtiyacımı karşılayacaktır. Ekmek almak için dışarı çıksam mı diye düşünüyorum. Ama bir dolu iş yapmak gerekiyor, kıçına pantolon geçir, sırtına bir tişört, ayakkabılarını giy, kirli suratını suyla buluştur… Sanırım ekmeksiz idare edeceğim.
     Yazacak bişiler bulmak için dışarı çıkmam gerek, güncemi okuyan 3-5 kişi bize ne senin evde ne yaptığından diyebilir.  Okumayın arkadaşım, kıçımın rahatı sizin 2 kuruşluk bir adamın tırı vırı sitesinden beklentilerinizden daha önemli. Dışarı mışarı çıkmam, yarın da buradayım, evimde özgürlüğe pazartesiye kadar devam.

abin mi var derdin var - 21.6.2009

0 kere okundu
     Minik tatil bitti yarın sınavlar ile birlikte okul da başlıyor. Ama fazla sürmeyecek olması rahatlatıyor içimi. Öğrenciler kafa ağrıtacak kadar rahat olmayacaklar. Çoğu can derdindeyken ben cellat edasıyla aralarında dolanıyor olacağım.
     Jericho’nun 1. Sezonu bitti dün gece. Dile kolay 3 günde 22 bölüm seyretmişim. Star Trek’i seyrederken uyuya kalmışım.
     Telefondaki ses Cansu’nun sesiydi ve saat 12 yi gösteriyordu. Uyandırdım mı dediğinde iş işten geçmiş Burak gözlerini güne açmıştı. Bilgisayarı bozulmuş serserinin. Tamam hallederim ama şartım var dedim. Yattara’nın imzalı formasını istiyorum dedim, tamam dedi. Cansu Trabzonspor’un avukatı olması yanında abimin kız arkadaşı olma sıfatını da taşıyor. Önce ComboFix ile taradık, sonra ad-aware ve avast ile, şimdi çalışıyor bilgisayarı.
     Kahvaltı da akşamdan kalan tavuklar vardı, bilenler bilir severim ben kahvaltıda ana yemeklerden yemeyi.  Sonra Olcay’ı aradım, tenis kulübündeymişler. Bülent siteye dönüyordu beni de aldı ama tam gidecekken arabası bozuldu koca kafanın. Giresunlu Murat efendi bu aptala kakaladı arabayı. Ki Murat hoca Doğu Karadeniz’in  akıllılarından sayılmaz bile ama Bülent Egenin akıllılarından. Malumunuz Egeliler akıl yönünden fazla gelişmemişlerdir genetik olarak. Lafı uzatmayalım Olcay gelip aldı bizi kulübe gittik. Havuzu ve fitnes salonunu yaptırmışlar. Ağustos ayının büyük bölümünü kulüpte geçirmeyi düşünüyorum; tenis, yüzme ve spor.
     Abim aradı akşam, bilgisayarı bozukmuş ve bilgisayar alması gerekiyormuş. Yine bilgisayarı bana aldırıp bozulunca yine bana laf edecek. Abin mi var derdin var arkadaş. Güne kız arkadaşıyla başlayıp onunla bitirdim.

yağmur bekliyorum - 23.6.2009

0 kere okundu
     Sınavlar başladı, öğrencilerin başına bir numaralı cellât olarak beni seçmiş idare. Zor derslerin çoğunda gözetmen benim. Onların yüzünü karartacak değilim ya, ilk sınavın ikinci dakikasında silgi istiyor diye bir öğrencinin kâğıdını aldım. Gerçi silgi olayı onun kurgusu, benim gördüğüm arkasına baktığıydı.  İkinci sınavda ise durum değişti biraz. Giren herkes geçti nedense. Kader böyle bir şey sanırım.
     Okul çıkışı Tamer ile Kozyatağı’na geçtik, yolda koca kafalılığımızdan biraz sapma yaptık ama gerektiğinden önce vardık Optimum’a. Nihat enişte ile Ayşegül Abla geldi Adana´dan, bir de huysuz oğulları Alper. Media Market’i gezdikten sonra hep beraber Gülistan’a geçip dondurmalı irmik tatlısı yedik.  Biraz da Erol’un hakkında ileri geri konuştuğumuzu da eklemeli bu satırlara. Erol Cansel’in “şirket” eşi. Şimdi Cansel kim Erol kim Nihat enişte ne alaka diyeceksiniz biliyorum. İlerde açıklarım söz.
     Gülistan’dan sonra dershaneye geldim. Bu ara Lojistik eğitimi var. Kadıköy Şubeden bir eleman giriyor sanırım bana da teklif edilen derslere. 1-2 milyar zarardayım yani. Sağlık olsun, para dediğiniz ne ki.
     Eve geldiğimden beri bilgisayar başındayım sayılır. Biliyorum salakça ama ben de bazen çok akıllı sayılmayabilirim.
     Bir gibi çamaşırları toplamak için balkona çıktığımda lodos esiyordu. İçime bir umut düştü yağmura dair. Ama şimdi cesaret edemiyorum havanın durumuna bakmaya. Lodos kesilmişse yağmurda gelmez. Oysa tenime damlalar değmeyeli 1 ay oldu. Hasretim büyük anlayacağınız.
     Sat onda sınav var. Yatmam sanırım. 3-4 saat film seyreder sonra kalkıp bir duş alır, okulun yolunu tutarım.
     Trabzonspor yeni teknik adamını bulmuş. Kaç gündür saat başı internete bakmaktan helak olmuştum. Belçikalı bir adam geçmiş takımın başına, tanımıyorum ben. Benim tanımamam elemanın kötü olduğunu göstermez, umarım yani…

rahatladım bee (yirmiüçe 2) - 23.6.2009

0 kere okundu
     Yağmadı yağmur, hava sıkıntılı, uyudum uyandım içimde bir yalnızlık hissi. Beni çok seven birileri yanımda olsun istedim.  Kalktım mutfağa gittim, tost yaptım kendime, biraz meyve suyu içtim, pencereyi açıp dışarıya baktım, havayı soludum. Beni yol paklar.
     Tamerin mini laptopu var format atıyorum, sonra film atacağım taşınabilir diskine. 1-2 saatlik işim var yani uykuya sığınmadan önce.
     Sabah sevmedim okulu, hiç sevmediğim bir şey yaşadım. Parasal mevzular açıldı, sürtüşmeler, karşılıklı laflaşmalar. Sevmiyorum öğretmen milletini, aç gözlü oluyorlar. Neymiş efendim bana bir fazla sınav yazılmışmış. Tamam, para tatlı şey ama kafamı ağrıtmaya değmez, en önemlisi huzurum, gerisi çölde çay. Malum o da çok gerekli bişi değil. Yok, Kırımlıdaki sınava gitmemişimde görmezden gelmişlermiş, yok bir sınavımı alacaklarmış, yok para için değilmiş. Ulan Kırımlı için eşek yüküyle iş yaptım, bir sınavda gelmemem görmezden gelinmiş diye koca gözlerini açan olmuş. Kakara kikiriye evet konu ne olursa olsun ama para mevzusunda tartışmayı sevmem arkadaş, yırtar parayı atarım suratına altından kalkamazsın. Gerçi memleketim insanı bu insanlıkla her şeyin altından kalkar, demedi deme Orhanım Çamım. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol mevzusu var ya o hesap benimki. Ben zaten notları verip not defterini teslim etmişim. Bu saatten sonra kimseye sözlüden yüksek vermem ya da yeniden yazılı yapmam. Tamer senin de bağcına sıçayım, dua et Tamer´sin tanımasam seni, uyuzluk olsun diye yapmadığını bilsem, hani Ali ya da Ayşe olsan diyorum… Bugün macera yaşamıştın benden yana istenilen özellikleri karşılasaydın, diğer teyzeyi dikkate bile almıyorum aksi durumda içimdeki hayvan rahat durmaz, reklama girer.
     Haftaya salıya Trabzon bilet aldım, gidip anamı göreyim, denize gireyim biraz, çocuklarla takılayım. Belki yayla falan yaparım, belki deniz kenarına çadır kurarım. Bir dolu zamanım var ya, yaşa yaşa bitmez 12 gün.
     Orhan olum, senin şu sayfaları hackleyen eleman topmuş diyorlar, doğru mudur?  Hem top adamın senle ne işi var açıklık getir bu konuya, kamuoyu merakta bilesin.
     Ekvator büyümekte bir yerlerde, iyisi oymuş, hadi ordan ben bilmez miyim, ufacık kafaya koca şapka olur mu hiç
     Kustum kinimi bu gece, içimdeki yalnızlık hissi de yerini yüzümdeki hınzır bir gülümsemeye bırakmaya başladı. Ne güzel şey yaşamak, ne güzel şey Salim Sarımehmetoğlu olmak. Keşke yerimde olsaydınız,  nasıl bir duygudur öğrenip ne kadar mütevazı olduğumu görseydiniz. Tamam, abarttım biliyorum, ne yapayım arkadaş en iyi malzemesi kendisidir insanın.

meleklerimle son demler - 25.6.2009

0 kere okundu
     Üzerimde bir ağırlık ki sormayın gitsin, kıyıda köşede zaar  gibi yatan yaşı geçmiş köpekler vardır koca kafalı, onlar gibi hissediyorum. Saat 3 olmuş neredeyse ve hala yataktan nasıl kalkacağımı düşünüyorum.
    İzmit’e gidecektim bugün Ümitle ama ustaları götüreceği için beni salladı yoksa bu saatte il dışında olacaktım. Gece uğradı bir ara benden alması gereken bir yükü vardı aldı gitti. Gerçi hemen gitmedi sığır, eve girer girmez tuvaletime attı kapağı. Dışarıda ye iç gel benim eve…
     Dün ve bugün sınavım yok okulda, dün normalde de yoktu zaten bugünkü ise Kızılay kanalıyla bağış yapıldı. Gerçi yatak keyfi gibisi yok, sınav olsaydı kalk, giyin, okula git, sınav yap, lak lak yap çok iş yani.
     Meleklerimin sınavı vardı dün, pis olan laboratuarımı temizlediler sınav sonrası. Gerçi Gözde melek pek faaliyet göstermedi ama neyse… Fotoğraf çekildik birazcık, hatta üçümüze fotoğraf çekecek adam olmadığı için İrem Hoca’yı kandırıp gel fotoğraf çekilelim dedik, iki fotoğraftan sonra makineyi eline verip bize fotoğraf çekmesini istedik.  Dünkü halimizi görmek isteyen varsa TIKLA yazan yere tıklayabilir.
     Okul çıkışı Tamer, Semra, Cafer ve ben son zamanların favori tatlısı dondurmalı irmik tatlısı yemeye gittik Gülistan’a. Her zamanki gibi eşek yüküyle dedikodu yaptık, karı gibiyiz valla, Allah ıslah etsin bizi. Cafer’in kabahati yok ama o karışmıyor dedikodu işine.
     Dershaneye uğradım sonra Barış ile lak lak yaptık bir-iki saat, paradoksal kıllanmadan bahsedip kıllara bela okuduk hep bir ağızdan.
     Unutmadan söyleyeyim Taner ile karşılaştım sokakta, hızlı hızlı yürüyordu selamlaştık, küfrediyormuş sağa sola, neden dedim, özel bir nedeni yok dedi. Ayaküstü muhabbet ettik hatta oturup bir yerlerde bir şeyler içelim diyecektim erkek erkeğe tarzım olmadığı için vazgeçtim. Yoksa Taner’in muhabbeti güzel, adam içinden geldiği gibi konuşuyor, kimseye hatırı yok. Benim için geçer akçe yani.
     Akşam yemeğinde karpuz, peynir, zeytin vardı ki şu an da acıkmış durumdayım, aklım sosisli yumurtada.
     Anlayacağınız üzere kalktım yataktan, ne yapacağım bilmem, günü sevmedim hiç, gece olsa da alternatifler azalsa.

izmit güzel şehir - 27.6.2009

0 kere okundu
     Dün sabah Kırımlı Fazilet’in müdürü aradı telefonla, İlçe ile papaz olmuşlar, attıkları mailler İlçe Milli Eğitime gitmiyormuş. Acilen gelip düzeltmemi istediler, sınavım var dedim, İsmail Hoca ile konuş dedi, peki dedim. Salağım ya aradım İsmail Hoca’yı dedim böyle böyle, tamam git hocam dedi müdürüm, lafı bile olmaz. Ki Kırımlı Fazilet Olcay Anadolu Lisesi 1 yıldan fazladır teknik destek verdiğim ama karşılığında bir sağol bile duymadığım bir okul. Herkesin bildiği üzere çok akıllı, çok dişliyimdir ama nedense bu durum aptallığın tanımı gibi.
     Saat ikide bitti işim, koşturup eve geldim, bir duş alıp okula geçtim. 1 saat kadar eğlendikten sonra trene yetişmek için koşturdum, hedefte İzmit var.
     Bilet İzmit’e idi ama Yarımca’dan geçerken indim ben. Malum 3-4 yıl yaşadım Yarımca’da. İstasyonda inip pazarın kurulduğu yere doğru yürüdüm,  Cenkler ile basketbol oynadığımız mini sağanın yanından tekrar sahile inip deniz kenarından yürümeye devam ettim. Müthiş bir sahil yapmış belediye, eskisinden daha iyi olmuş.
     Depremden sonra bir gün evden işe giderken canım macera çekmişti, bilenler hatırlar o zamanlar kimse deniz kıyısına yaklaşmazdı tsunami korkusundan. Körfez futbol takımının sahası denizin hemen kenarında hata stadın duvarı ile deniz arasında 3-4 metrelik bir mesafe vardı ama depremden dolayı o mesafe de kapanmış kıyı şeridinin betonları kırılmıştı. Denizle duvar arasında 20 santimlik bir banket vardı ve ben neredeyse 100 metrelik bir alanı arada deniz sularından ıslanarak korku içinde yürümüştüm. Şimdi pek anlam ifade etmeyebilir ama arkadaşlara söylediğimde sen salak mısın demiştiler.
     Hasretlerin evinin oradan yukarı çıkıp Hüseyin Abi’ye merhaba demek için büfeye uğradım ama Hüseyin abi yoktu. Adam yavrulamış, yavrusu da aynı kendisi gibi bişi, babam yok ama notunuz varsa ileteyim dedi.
     Cuma pazarının başından dolmuşa binip İzmit yoluna koyuldum. Eskiden tanıdığım en öküz minibüs şoförleri İzmit-Yarımca minibüslerini kullanırdılar. Aydos-Pendik minibüs şoförlerinden sonra Yarımca’dakiler melek gibi bir şey gözümde.
     İzmit’te bir dolu dolaştım eski yerlerde göz gezdirdim. Ne zamandır canımın çektiği okulun karşısındaki kır pidecisinde pide yedikten sonra yine Üniversitenin oradaki Ertosunlar’da dürüm yedim ve şiş karınla sokakları kolaçan etim.
     İzmit güzel yer vesselam, yaşanılacak yer.
     Akşam Ümitteyim, Gölcükten döndüğümde yemek hazır olsun dedi küçük ibne, gidip bişiler yapmalı yiyor yiyor  doymuyor eşek.

akşam yol var - 30.6.2009

0 kere okundu
     Akşam yol var, Trabzon bekler gitmek gerek, gidip görmek gerek, toprağına yüz sürmek, denizine girmek, yaylasına çıkmak gerek. Akçaabat köftesini, yaprak döneri, pideyi, balığı da hoş tutmadan geri dönülmez. Gittiğimiz yılda on gün zaten, Trabzon’un hakkını vermezse insan mavi küser, yeşil küser, dağ taş küser.
     Sabah sınavım kaçta bilmiyordum, telefonla 1 ve 3 de gözetmen olduğumu öğrendim. 1 deki sınavda meleklerim vardı. Filiz’in kağıdını aldım kopya çektiğini gerekçe göstererek, oysa kopya nedir bilmez fikrimce.  
     Sabah Samsung’dan aradılar. Telefonumu değişiyorlar ya hani, sizinkinden yok şu iki modelden birisini tercih edin onu verelim dediler.  Peki dedim, nispeten iyi olan modeli vermelerini söyledim. Umarım yine bir sorun çıkmaz.
     Ceyhun ile meşgulüm bu ara, hayvan salaklığından evlenecek. Yıllardır ayrılmak istediği bir kızla birlikte. Ayrılma isteğine gerekçesi de en az Ceyhun kadar aptalca.  Tam hatundan ayrıldı başka bir hatunla birlikte olmaya başladı. Ama beceriksizliğinden hatunla işler kötü gitti ve Sema’ya dönüp evlenmeye karar verdi. E haliyle Sema’da yokuşa sürüyor. Bu geri zekalıyı liseden beri tanırım, en iyi 2-3 arkadaşımdan biridir. Ama bu kızlar konusunda süzme salak olmaması gibi bir durum doğurmadı.  Evlenir geri zekalı hem de pişman olacağı Sema ile, demedi deme Orhan Çam.
     Öğlen doktora gideceğim, sonra sınav var, eşyalarımı şimdi hazırlayacağım, bulaşıkları yıkadım, çamaşırları yıkadım, hazırım yani.
     Birkaç gün olmam bu sayfalarda belki. Kafamı dinleyip denize gireceğim. Cansu’nun sözü var bir dolu yer gezdirecekmiş bana Trabzon’da ama önce abimden araba araklamak gerekiyor. Gerçi gezmek mi iyi yatmak mı bilmiyorum…