17.45 - gitmeyecek olmana sevindim arkadaşım - 1.7.2011

0 kere okundu
     Akşama kadar bilgisayar başındayım ve gece geç vakitlere kadar. Asp, mySQL, flash, dream derken kafaya ağrılar girmesi kaçınılmaz oluyor. Çorba kıvamında ki bilgiler bazen servis yapılacak kıvamda şeyler üretirken çoğu zaman rüzgâra kapılıp gidiyor gidiyor. Aynı malzemelerle birkaç ay sonra karşılaştığımda evet diyorum, tanıdım seni. Netice de bana göre değil bu meret, nasıl zevk almaya başladım, ne zamandır isteyerek oturmaya başladım bilgisayar başına hatırlamıyorum.
     Konuyla ilgisi yok biliyorum ama Vildan bizim müdür amcaya başyardımcı olmuş, sabah arayıp söyledi, paylaştı sevincini. Ben idareci amcaları ve teyzeleri sevmem ki canım arkadaşım, müdür yardımcısı iken sevilmezdin tarafımdan, şimdi müdür başyardımcısı oldun. Gönlümde ki akıbetinin geri dönülmez şekilde karamsar bir yola girdi bilesin. Ama bir gün istifa edip çocuklarının anası olmaya karar verirsen ya da tırı vırı bir öğretmenim en az sizin kadar dersen, yanına koyarım seni Ünzile’nin. Gerçi sen olmazsan başkası olacaktı müdüre başyardımcı, muhtemelen tanımadığımız, suratsız ve de bir şeyler bir şeyler iç açıcı olmayan… Tamam, sevinebilirsin kötünün iyisisin güncemde.
     Yatak esir alıyor beni tatil denen şu eylemsizlik zamanlarında, popom yapışıyor geceden kalma uyku hevesiyle kalkmıyor yattığı yerden.
     Derin serserisi büyümüş olsa kaçırırdım onu, sokaklarda serserilik yapardık irili ufaklı. Gerçi annesi hanfendi yenge olmak konusunda ısrarını devam ettiriyor farkında olmadan. Ne zaman damarıma basar damarıma basmayın ile başlayan cümlelerinden birini kurarken bilemiyorum. Unuttum zannetme Derin Hanım, annen verdiği sözde durmadı, 9 Temmuzda değil de 11 Temmuzda gidecektim Trabzon’a el sıkışmanın bir değeri olsaydı. Amcan öğretecek sana üzülme, bazen koca bir şehirdir güven İstanbul kadar ama görünmez, bazen minik bir sokak arası olsa da Trabzon’da büyür gözde yaşanılabilir bir yurt olur iyisiyle ve kötüsüyle.

01.40 - Süheyl Batum - 3.7.2011

0 kere okundu
     Orta ve Lise öğrenimini (1966-1975) Galatasaray Lisesi´nde tamamladı. 1979 yılında Paris I Panthéon - Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi´ni bitirdi. 1980’de İstanbul Üniversitesi´nde Anayasa Hukuku kürsüsünde asistanlık yapmaya başladı. 1985 yılında "Siyasal Katılma Aracı Olarak Referandum" konulu tezi ve pekiyi derecesiyle doktor, 1990 yılında "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Anayasal Sistemine Etkileri" başlıklı teziyle doçentlik unvanını aldı. 1996 yılında "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye" isimli teziyle Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nde Profesör unvanını aldı. İstanbul Üniversitesi´nde, Galatasaray Üniversitesi´nde, Bilgi Üniversitesi´nde, Marmara Üniversitesi´nde ve Bahçeşehir Üniversitesi´nde ve Okan Üniversitesi´nde Anayasa Hukuku dersi verdi. Galatasaray Üniversitesi´nde 1995-1997 yılları arasında Genel Sekreterlik, 1997-2000 yılları arasında İletişim Fakültesi Dekanlığı ve Bahçeşehir Üniversitesi´nde 2000-2003 yılları arasında Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini, 2003 yılından 2007 yılına kadar ise Rektörlük görevini yapmıştır.
     Adamın adı Süheyl Batum, ne zaman televizyonda görsem kavga ediyor, ne zaman televizyonda görsem hiç durmadan konuşuyor, ne zaman televizyonda görsem birilerine hakaret ediyor, ne zaman televizyonda görsem kumandaya saldırıp televizyonu kapatasım geliyor.
     Söylediği pek çok şey doğrudur belki, belki her defasında haklıdır her neyi savunuyorsa, hatta mensubu olduğu partinin on katı fazla bağlıdır halkına… Ben böyle bir insanı ne her hangi bir eğitim kurumunda ne de memleketimi yönetecek mecliste görmek istemiyorum. Partisi önemli değil, AKP ya da MHP’den de olabilir ya da en bağımsızından da girebilir meclise. Onca eğitimine rağmen bu kadar çekilmez olabilen bir insanı her gün televizyonda görmek normal bir insanın ruh sağlığına zarar verir fikrimce.
     Şimdi birileri partizanlık yaptığımı düşünecek, AKP’yi savunup CHP’yi eleştirdiğimi aklından geçirecek. Oysa fikirler ya da partiler konusunda en ufak bir tespitim yok yukarıdaki onlarca satır itibariyle. Benim tepkim tamamen üsluba, dağıtılan negatif enerjiye ve iticiliğe.

01.14 - dostluğum satılıktır - 4.7.2011

0 kere okundu
     Herkes farkında olmadan satıyor bir şeylerini, kimi kariyerini, kimi güler yüzünü, kimi güzelliğini ama kesinlikle herkes atıyor bir şeylerini.  İnsani ilişki denen şey hikâye artık, açıkça söylesen kabul etmiyor hiç biri, hayır diyor, ben insan olduğu için seviyorum onu, çıkar gözetmeden, ummadan ve beklemeden. Yüzü kızarmıyor bunu söylerken, eli titremiyor, gözbebekleri küçülmüyor ve eliyle burnuna değmiyor, inanıyor yani, canı gönülden inanıyor kendi yalanına.
     Dostluğum satılıktır, ikiyüzlü bencil ya da düzenbaz olabilirsiniz, ya da uyanık geçinen ama aslında yüzsüz biri belki de kendisine bile kandıran, pisliğin içinde ama hala derin derin soluk alabilenlerdensiniz, inanın hiç fark etmez. Dostluğum satılıktır sayın beş para etmezler, ederinizden daha fazlasıyla gelirseniz beni satın almamanız için hiçbir neden yok, bilesiniz.

15.58 - minik İzmir - 5.7.2011

0 kere okundu
     Siz takılın buralarda, ben minik bir İzmir yapıp geleceğim. Okulla işim bitti bu arada, eylüle kadar tatildeyim.

13.51 - adı İzmir sadece - 7.7.2011

0 kere okundu
     Güzel ama bakımsız bir kadın gibi İzmir, salınarak yürüyen işsiz güçsüz bir kadın… Söylenecek pek iyi bir şey yok İzmir için, son gidişimin üzerinden neredeyse on yıl geçmiş, o zaman gözüme ne kadar iyi göründüyse şimdi de bir o kadar kötüydü. Fikrimce gelip İstanbul’un denize kenarı olan ilçelerinden neler yapılabileceğine dair fikir alsınlar. Sokaklarda ki çöpler, kırık dökük kaldırımlar, bakımsız binalar şehrin görünümünün içine ediyor. Yirmi dört saatten az kaldığım şehre giriş çıkış yaptığım havaalanı Erzurum ya da Van’dakinden, ya da Trabzon’dakinden daha kötü, yine bakımsız ve yine kirli.
     Kumpirin tadı ve İzmir’in adı kalmış sadece, bir de gökyüzünden bakınca karşılaştığın güzel coğrafya…

02.14 - şike diyarından Brezilya´ya selamlar - 8.7.2011

0 kere okundu

Brezilya’dan, Kanada’dan, İngiltere’den, Almanya’dan Çin’den, Hindistan’dan takipçileri var güncemin.  Hepsine selamlar sevgiler…

Abimin uçağı rötar yapmış üç saat, elin koca kafalı adamı seni üç saat bekletir söylenmekten başka bir şey gelmez elinden, kardeşin üç dakka bekletse bir dolu laf edersin, haktır sana, bir saatte benden beklersin umarım…

Her hafta yaptığımız halı saha maçlarına bugün Orhan Çam’da katıldı, maç esnasında kasti olarak attığım tekmelerden dolayı hiç üzülmedim aksine gurur duyuyorum biline. Nasılsa hak etmişsindir daha fazlasını, haftaya Trabzon’da olmayacağımdan rahat rahat oynayabilirsin ama döndüğümde tekmelere kaldığım yerden devam edeceğim. Ayrıca o hantal gövdenle bağını koparmış deli danalar gibi üzerime saldırmanı esefle kınıyorum, her ne kadar genelde erkekler oynasa da, futbolun bir estetik oyun olduğuna dikkatini çekmek istiyorum. Git Şerafettin’in ayağına gir arkadaşım hem o zaman tekme de yemezsin ayağına belki. Sana da minik bir bölüm açmadan geçemeyeceğim Celal hocam, neden bu kadar koşarsın, neden karşındakini bu kadar yorarsın, zira rakip takımda ki arkadaşı yorulmuşken yanından koşarak geçen bizden değildir diye buyurmuştur adını hatırlayamadığım yüce bir zat. Vallaha dinden çıkarsın karışmam, hem yaşından başından utan, bırak gençler koşsun, kırkından sonra koşanı teneşir paklar bilesin.

Futboldan bahsetmişken değinmeden geçemeyeceğim, Şikebahçeli yöneticiler bir dolu maçı şike ile kazanıp şampiyon olmuşlar, üstüne üstlük iki ay da deli gibi mutlu olmuşlar. Biz ise bir maçta eksik teşebbüste bulunmuşuz. Ama ikisinin de hakkı küme düşmek. Her ne kadar hukukun kararına saygılı olsam da, temizlik yapılacaksa babam olsa düşsün desem de, elde avuçta bir kazanç olmadan, hem şampiyon olamadık diye üzülüp hem de kümeye gidersek dibime yanarım milyonlarca Trabzonsporlu gibi. Eksik teşebbüste bulunan adamı da Allah top etsin Maltepe sahillerine düşürsün emi, ulan şaaapamayacağın şeye niye zıplarsın, elinin hamuruyla git Uzun sokağında turla Trabzon’un, senin neyine boyundan büyük işler.

18.58 - Trabzon hava sahası - 9.7.2011

0 kere okundu

Yolu göründü bir yerlerin deriz zaman zaman yolculuk zamanı geldiğinde ama artık kara yolu ile seyahat etmediğimizden ya da genelde kara yolu ile seyahat etmediğimizden… Pardon, hava da bir yoldur değil mi, bilemedim ben, renkli bir şeyler yazayım dedim giriş cümlesinde, Trabzon’a gitmek adında ki rutin eylemi süsleyeyim dedim. Gerçi doğru yazsam süslü olacaktı ama bir cümle de bitecekti, yazdığımın yanlış olduğunu anladım ve durmadım, durmadım ve devam ediyorum… Tamam bitirdim, Trabzon’a gidiyorum bu gece, bir haftalık kaçamak yapıyorum kalabalık İstanbul hayatımdan.

Uçaktan inince ara dedi babam, belki uyumuş oluruz o saatte. En değerli oğlunuz geliyor ve siz belki uyumuş oluruz diyorsunuz. Ne var uçak gecenin ikisinde inecekse, insan kırmızı halıları yola serer ve bekler. Ya da boş verin kırmızı halıyı, ablam sabah bol tereyağlı su böreği yapsın da gönlümü almanız için bir ihtimal olsun.

Özer’e anahtarları vereceğim, balkonumdaki Derin isimli limonun, salatalıklarımın ve domates fidelerimin sulanması gerekiyor. Trabzon dönüşü tamamen organik, en azından benden yana tamamen organik tarım ürünlerimle salatamı yapıp, ağacından aldığım limonla da sos yapıp karnımı doyuracağım, umarım yani… En azından tadına bakmalık bir şeyler vardır, o kadar para verdim tohumlara, toprak ve saksı aldım, suladım gün aşırı. Eşeklik yapmamalılar fideler fikrimce, emeğime saygı gösterip meyvelerle ödüllendirmeliler beni.

17.06 - bilgisayardan uzakta... - 15.7.2011

0 kere okundu

Bu kadar uzak kalmamıştım bilgisayardan, beş gündür elim değmedi tuşlara, köy hayatı yağmur ve yeşil ve çimen kokusu bazen de sıcak…  Şehir Trabzon, ilçe Yomra ve Namıkkemal Mahallesi mekân…

17.06 - bilgisayardan uzakta... - 15.7.2011

0 kere okundu

Trabzon dayım, şehre inip köye çıkmak en sık yaptığım aktivite. Planlar değiştiğinden dönüş tarihim birkaç gün ertelendi. Beş gündür bilgisayarıma dokunmadım ve bu sanırım son 7 – 8 yıldır bilgisayara dokunmadan geçirdiğim en uzun zaman.

18.26 - Dobiş´in aklı - 19.7.2011

0 kere okundu

Potter Herry amca oldu filmin sonunda, on dokuz yıl sonra yazıp yeni sahnede çoluk çocukla çıktı karşımıza. Bir daha ki macerayı merakla bekliyoruz arkadaşlar. Adam klimayı açmaz mı yaz gününde, hem filmine para vereceğiz hem de seyrederken terleyeceğiz falan da felan.

Aramış Umut’u abim, Okan boşanmak istiyor demiş, peki demiş karşı taraf, ben de istiyorum ama şimdi tatildeyim, bir ay sonra dönünce oturup konuşuruz. Garibim Okan ortak borçları ödesin karşı taraf seyri seferde. Ahh be Okan’ım Dobiş´im, biraz aklının sesini dinlesen, biraz yıllar önce kaderine terk ettiğin zekânı kullanmaya başlasan…

01.03 - Ağrılı kırodan sevgiler babo - 21.7.2011

0 kere okundu

Evi gibisi yok insanın, mutfağı, balkonu, terlikleri, yatağı hatta televizyonu bile… Evi gibisi yok insanın, ayrı kalınca dönmek istediği, özlediği, rahatlığını hissettiği kapısından içeri girer girmez… Evi gibisi yok insanın, on gün aradan sonra döndüğünde kavradığı…

Salatalıklarım vardı, bir kez Özer bir kez de Ömer sulamıştı yokluğumda, meyve vermiş, dal budak salmışlar. Domatesler almış başını gitmiş, sanki meyve versinler diye değil de boy atsınlar diye ilgileniyorum kendileriyle. Kestim tepelerini, boy olayını kapattım, niyet meyveden yana.

Hilal cebeci çıkmış televizyona, her şeye yorum yapmayı seven Berna Laçin ve son zamanların gevezesi Rasim Ozan Kütahyalı’nın konuğu olarak. Neyi tartışıyolar anlamadım ama yine de baktım biraz kavgayı sevdiğimden. Pampişi konuştu biraz, Ağrı’lı kıro, gideceği yer duruşundan belli… Muhtemelen eve gider gitmez Hilal’i düşleyip kendini tatmin edecek öküz. Neymiş efendim eğleniyormuş, yahu canım kızım, Doğuş ile yatan kadından ne olur, ya abazandır ya da senin gibi sosyal bir vaka, ya da… Asyalı her ne kadar kaşısa da meseleyi kavga çıkmadı, yeterince zaman harcadığımdan uzaklaştım televizyondan.

Yarın temizlik yapmalı, ötenin berinin tozunu alıp birazcık güzellik yapmalı. Karıncalar basmış her yanı yokluğumda, karşı saldırıya geçsem de yıldıramadım niyeti bozukları. Bir film açıp uyuyacam, sıcakmış insan bozuk memleket, nemi de çabası. Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete anasını satayım, eylül kadar bilemedin ekime. Vira bismillah…

11.42 - bana soğuk size ılıcak - 22.7.2011

0 kere okundu
        cnn türk´de şikeyi tartışıyorlar
        bir dolu pislikten bahsediliyor
        "iyi ki futbolla hiç bir alakam yok" diyor nazlı ılıcak
        iyi de o zaman orada ne işin var be kadın
 
        hidayete erip günahların af olsun diye namaz mı kılmaya başlarsın...
        ya da nirvanaya ulaşmak için dünya turuna çıkıp tibet´de mi soluklanırsın...
        düş yakamızdan artık
        seni televizyon da görmekten sıkıldım...

13.37 - güneşe saldım sakalı - 24.7.2011

0 kere okundu

Sıcak be yahu, güneş tepeden tepeden vuruyor, İstanbul’dan kaçıyorum, gölgeye kaçıyorum, rüzgâra ve suya kaçıyorum, peşimde sıcak, içimde bir sıkıntı, sıkıldıkça sonbahar diyorum, içten içe diyorum…

Sezon ders çalışmak sezonu ya güncemde, ahh be güncem diyorum, veri tabanı asp diyorum, kontrol paneli diyor kendimi kontrol edemiyorum, açıyorum afili bir film geçiyorum ekranın karşısına, plansız programsız seyrediyorum.

Sakalım çıktı güneşle birlikte, saldım kılları uzasınlar, sabahları yüz yıkama bahanesiyle suluyor, öğlenleri güneşe çıkarıyorum, yemek yerken bir şeyler bulaşıyor gübre babında, geç yıkıyorum yüzümü vitamin olsun diye, pislik gırla gidiyor anlayacağınız… Aramızda ha, yazdıklarımı başkasına söyleyen Maltepe sahiline top olsun, oldu olacak Ömer ile Özer’in karşısında siyasi muhalif olsun, hatta Vildan’ın müdür yardımcılığında öğretmen, Fenerbahçelilerin olduğu bir ligde şikeden anlamayan rakip takım olsun…

13.29 - şeker bayramı öküzü - 26.7.2011

0 kere okundu

Yol göründü olur olmaz zamanda, Trabzon dedi telefonda ki ses, işin yoksa dedi, sen bilirsin dedi, peki dedim, işim yok bu aralar dedim, Trabzon dedim.

Evimi karıncalar basmış, şerefi eksik küçük canlılar nerede bir tatlı izi bulduysa yol yapmışlar. Apaçık istila bu, haneye tecavüz, yaşam hakkı gaspı falan da filan. Kan akıtmadan halledeyim diyorum ama insafa gelmiyor kanı bozuklar. Önce mutfağa dadanmıştılar, ardından oturma odası ve hol… Şimdi de yatak odamda keyif çatıyorlar, düpedüz mahremiyetime zeval getiriyorlar, şikâyetçiyim tarım il müdürlüğünden, bunların önünü almayan, palazlanmasına yol verenlerden.

Deniz suyuna değmedi tenim, güneşten uzak kaldım, yaz geçiyor benden, Ramazan geliyor, aç ve susuz günler geliyor.

Yok efendim şeker bayramıymış diyor sunucu teyze, konuk da oruç tutmayana şeker bayramı o aslında Ramazan bayramı diyor. Teyze isyanda, onun iki adı var akıllım terbiyesizim diyor. Evet teyzeciğim onun iki adı var da neden ilk adını değil de takma adını kullanmakta ısrar ediyorsunuz, bunun da bir nedeni var mı? Yoksa bizler öküz altında buzağı mı arıyoruz. Şimdi bunu duysa bana öküz mü diyorsun derz havası bol teyze, yok efendim ne haddime, öküzler kendisini ele vereli çok oldu, siz buzağısınız sadece ama eğitimle doğruyu bulursunuz sanırım, umarım hatta.

01.47 - burada laf çok - 28.7.2011

0 kere okundu

Uzak kaldık epeydir meşin yuvarlağa, Aziz Yıldırım’ın peşine takılıp şike havuzuna attık kendimizi. Hasret bitti, çaldı düdük ve koşuşturdu yirmi topcu sağa sola, malumunuz kaleciler pek koşmayı sevmez görevleri icabı. Benfica idi rakip, kötü başlayıp iyi devam ettik ama kötü bitirdik ne yazık…

Eve döndüm bugün, İzmit’in sıcağından İstanbul’un sıcağına. Evim evim güzel evim her gezmenin ardından, sıcağı bile başka güzel kendi sahan olunca. Ama ne yazık yol var cumartesi, bekle beni Trabzon, pantolonlarımı ve gömleklerimi alıp geliyorum. Mevzu iş olunca şortla terlikle çıkılmıyor sokağa, imaj çok şey kürke yemek yedireceksen.

Bir tartılmak gerek, kilo mu verdim ne, göbeğim ve arka tarafta ki çıkıntım küçüldü sanki. Hazır Ramazan da gelmişken fırsat bu fırsat az yemekte yarar var. Verebildiğim kadar kilo verip bu mübarek ayda hem bu dünyaya hem diğer tarafa çalışmak var aklımda.

Mesut Yar ile “Burada Laf Çok” adında bir program var ismini ve cismini sevmediğim adı bende saklı şike yardakçısı bir kanalda. Üç konuk birbiriyle ilgisi olmayan, Çağla Kubat, Mustafa Topaloğlu ve Hallederiz Kadir tiplemesiyle ünlenen Levent Ülgen. Mustafa Topaloğlu her zaman ki renkli kişiliğiyle Levent Ülgen duyarlılığı ve Çağla Kubat d hanımefendiliğiyle keyif veriyor. Muhtemelen seyretmiyorsunuz an itibariyle, ya uyuyor ya da abuk subuk bir şeylere bakıyorsunuz canım kalitesizlerim. Eğitimsiziz biz diyor Topaloğlu, bana kalsa her adamın başına bir öğretmen atarım. Kubat magazinci kamerası görünce panikliyorum diyor, sonra çok mu abarttım diyorum kendi kendime. Çağla Kubat da kadın Tuğba Özay da, üstelik ikisi de insan, Allah eşit yaratmış denir ya, biraz düşününce neden tüm kadınlar böyle değil diyorum. Funda adında bir “karı” geldi şimdi, aptal aptal laflar ediyor, sanki ortamın kendini çok akıllı zanneden bir salağa ihtiyacı vardı.

23.11 - Claudia Roth - 28.7.2011

0 kere okundu

Claudia Roth adında bir teyze vardır eskiden beri. Alman yeşiller partisi üyesi her yere burnunu sokmaya çalışan memleketimde pek bir antipatik bulunan ve muhtemelen ev kaçkını bir teyze. Haberi çıkmış gazetede, ergenekondan hapse girmiş gazetecilerle görüşmesine izin verilmiyormuş. Teyze alışmış eskiden beri, kafasına göre hareket edecek, hassas olduğumuz konulara tuz basacak, kimse ona karışamayacak, falan da felan. Gerçi daha sonra izin verildiğine dair haber çıksa da artık bu ülkede eskisi kadar kolay elini kolunu sallayarak gezemeyeceğini görmüştür.

Hazır isimlerden bahsetmişken Fenerbahçeli spor yazarlarına da değinmeden geçemeyecem. Siz ki Fenerbahçe’niniyi günlerinde nemalanmak için amigoymuşcasına yazılar yazdınız, televizyonlara çıkıp aldığınız emirler doğrultusunda programlar yaptınız, eşek yüküyle paralar kazandınız. Neredesin Ercan Saatçi, neredesin Rıdvan Dilmen, ya sen Selçuk Yula… Bir programda rastlamıştım, Emre’nin mesaj olayından bahsediliyordu, milletvekilinin biri katılmış mahkemeye gidecem diyordu. Babasının adını yerin dibine sokan ne iş yaptığı belli olmayan Kaya Çilingiroğlu’da Ağaoğlu meselesinden Trabzonlular’dan yediği darbeyi unutmamış olacak ki çemkirip durdu Trabzonlu milletvekiline. Senden de ses seda yok Çilingiroğlu. İyi gün dostlarının tatil yapası tutmuş kötü günde. Gittikleri yerde de ne telefon ne de internet varmış. Halka açılan yüzü de kokmuş futbolumun anlayacağınız sayın seyirciler.

12.40 - siyah boncuk - 31.7.2011

0 kere okundu

Dün öğleden sonra geldim Trabzon’a, beni havaalanından alan abimle önce Akçaabat’a oradan da Akçakale’ye geçtik. İsmail dayım ve komşularıyla konuşup Akçakale sahil hattı konusunda ön çalışma yaptık.

Eve dönüş yolunda Derin Hanım ve Cansu’yu da alıp köye çıktık. Mangal keyfinin ardından deniz kenarına inip senenin ilk deniz suyu ve ten birleşmesini yaşadık. Sel suları ile kirlenen deniz suyunun yüzeyinde ağaç parçacıkları deniz sefamızı kısa kesmemize neden oldu. Derin hanımı da alıp önce köye oradan da abime geçtik.

Gece boyu Derin sefası süren bendeniz acemi amca Burak Sarımehmetoğlu bunca sıcağa rağmen mutlu bir gece geçirdim güneşimden uzakta. Gerçi gece mızmızlanmalarla bölünse de ilerleyen saatlerde uykuya teslim ettim hantal gövdemi.

Şimdi sabah ve Derin serserisi hala yanımda, üstelik birlikte bakkala bile gittik. Sanırsam evden bakkal için ilk çıkışına eşlik ettim siyah boncuğun.