SEVİYORUM ULAN - 7.10.2017

1055 kere okundu

Seviyorum ulan! Sabah kalkıp yanına gidiyorum, öpüyorum yanağından, boynuna sokup koca burnumu kokusunu içime çekiyorum. Seviyorum. Yüzümü yıkıyorum, akşamdan fırçalamamışsam dişlerimi fırçalıyorum, koltuk altlarıma iki fıs fıs ter kokmayalım diye. Sonra yine yanına... Üstünü örtüyorum mevsim kışsa, yazsa terlemiş mi diye bakıyorum, saçı yüzüne gelmişse yüzünü saçlardan kurtarıyorum. Seviyorum ulan, dokunarak seviyorum.

Kılık kıyafet konusu büyük mesele, büyüse de baba bugün şunları giy dese. Ama uyuyor mışıl mışıl. Ne giysem diye otuz kırk saniye düşünüp en rahatından bir şeyler geçiriyorum sırtıma. Bazen de tiril tiril giyindiğim oluyor ama rahatlık önemli. O da rahat kıyafetler tercih etsin istiyorum, benim yönlendirmemle oluşsun tarzı. Neticede her şeyin en iyisini babalar bilir. Ben bilirim yani, babayım ben, tam zamanlı profesyonel baba. Bu aralar biraz aksasam da çok iyiyim bu konuda. Herkese tavsiye ederim. Niye ediyorsam!!!

Gün boyu sokakta işte ayrısın ondan. İnsan aşık olduğu insandan ayrı geçirdiği zamana zaman demez ama ben diyorum. Gerçi aşk biraz abartı oldu. Seviyorum ulan ben. Neyse… O civarımda olmasa da güvende olduğunu, o veya bu şekilde hayatımda olduğunu bilmek yetiyor bana. Zaten yanında olunca da sevdirmiyor kendini. Uzaktan uzağa seviyorum ulan diyorsun kendi kendine. Arada sesli söyleyecek olsan hemen mızmızlanıyor. Uffff baba! Babaya ufff denmez, zamane çocukları tepeden tırnağa dayaklık ama psikolojileri bozulur diye eylemsizliğimizi korumak zorunda kalıyoruz. Bendeniz arada kaçak yapabilirim ama aramızda. Uyumasını beklemek gerekiyor yanına sokulabilmek için. Zor iş yani sevmek.

Gün içinde telefon konuşmalarımız oluyor. Eğer kabahati varsa kısa kesiyor sohbeti, bir şey isteyecekse en kırılgan tavrını takınıyor. Ama genelde başka şeylerle uğraştığı için kendini elin kızının telefonuna musallat olmuş, nezaketen konuşulan ezik gibi hissediyorsun. Hissetmiyorum ama hissedecek olsam öyle hissederdim. Zor yani.

Akşam eve dönüşler hep aynı terane. Kapının arkasına saklanılacak ve sürpriiiiz diye feryat edilecek. Hiç şaşırmıyorum. Sürpriz sevmiyorum ben ama onu seviyorum. Bacağıma sarılıyor. Kafasını okşuyorum, bazen öpüyorum çekip gidene kadar. Çizgi film seyrediyor ya da bebekleriyle zaman geçiriyor. Ne buluyorsa onlarda. Burada sahici babası varken o gidip ucuz bebekleriyle ilgileniyor. Ucuz dediysem eşek yüküyle para ödeniyor o sürtüklere. Ama ucuzlar işte, aynı fabrikadan çıkmış gibiler, aynı elbiseleri giyinip saçlarına aynı modeli veriyorlar. Hem ucuz hem sıradanlar. Ben öyle değilim oysa. Şaşırtıcıyım, komiğim, yakışıklıyım, anlayışlıyım… Kültürlü olduğum bile söylenebilir. Pazar günü sabahın köründe uyanıp jimnastiğe götürüyorum eşeği. Daha ne yapayım. Ama bunlar para etmiyor bizim evde. Varsa yoksa bebekler.

Saat ilerledikçe işler değişiyor. Yatmamak için sırnaşmalar, yanaşmalar başlıyor. Yer miyim ben. Tamam, bazen yiyorum ama bile bile yiyorum. Yoksa kül yutmam. Beni seven günün her saatinde sevecek arkadaş. Uyumamak için bana sığınmayacak. Babacım babacım diyip dibimde dolaşmayacak. İş mi şimdi bu. Sen onu her an öpüp koklamak isteyeceksin ama o sana sadece uykudan önce izin verecek. Ağır işçilik babalık. Gönül dayanmaz. Ver ver nereye kadar. Daha fazla cümle kurardım ama baba benimle yatar mısın dedi. Yazmak önemli ama kızım daha önemli. Seviyorum ulan. Neticede.