NİSAN TADINDA EYLÜL GİBİSİN - 21.09.2014

2965 kere okundu

Yol dediğin yolcuyla güzel. Sazla sözle güzel. Gülen yüzle güzel. Yol dediğin cümle cümle soğuktan sıcağa dönünce güzel. Ergen çağlarda kumsalda aylak aylak yürümekle, kahvaltıdan sonra bol köpüklü bir Türk kahvesiyle güzel…  Nisan tadında eylül gibisin dedim, güldü içinden.

Öyle Kiloluk Dikmen değil, Kalecik Karası değil. Bilmediğim bir tatdı, rastlamadığım kadar güzeldi. Yıllarca beklemişti olmak için. Şimdi tam kıvamındaydı. Kadehte bıraktığı ize uzun uzun bakılmalıydı. O olmak için yürüdüğü yollar, geçen zaman boşuna değildi. Kadehi elime alıp usulca çalkaladım, minik bir yudum alıp gezdirdim ağzımda. Damağıma değdi tadı, yanaklarıma değdi. On bir yaşımda sokakta misket oynadığım arkadaşıma değdi. İlk sevdama, okul yolunda yürüdüğüm Arnavut kaldırımına, sıra beklediğim otobüs duraklarına değdi. Sonra usulca bıraktım boşluğa, aktı gitti soluk borumdan. Tadı kaldı damağımda, elime değdi, aklıma değdi, yüreğime değdi. Biraz daha baktım kadehe; beyazdı, kırmızıydı, pembeydi, gitmemeliydi. Yüzün kalbimde kaldı dedim, güldü içinden.

Bazı yollar güzeldir, yolcusu kadar güzeldir. Pişmek  için yürüdüğü yolun kıymeti bilinmeliydi. Güneşler doğup batmalıydı seyrederken, yağmur mevsimleri geçmeli, kışlar gelmeliydi. Çiçekler açmalıydı bahara yakın, güzel olan ne varsa hepsine tek tek cemreler düşmeliydi. Kırmızı şarap tadında beyaz şarap gibiydi, hiç bitmemeliydi. Güz dalında bahardan kalma hanımeli gibisin dedim, güldü içinden.

Zihnimi açıyorsun dedi, çıkardı gözlükleri gözünden. Kahvesinden bir yudum alıp yolu seyretti, gelip geçenlere baktı bir şey düşünmeden. Sonra dönüp güzel dedi, güzel yapmışlar kahveyi. İki kez içerim her gün, biri sabah biri akşam. Şubat gidip mart gelmişti. Serindi biraz ama biraz da sıcaktı. Kahvenin telvesi görünmemişti daha, yürümek gerekti. Kahve dediğin Türk kahvesi olmalı, neskafenin karakterine inanmıyorum dedi. Görüşmeyelim o zaman dedim. Neden dedi. Ben süt de katarım kahveye dedim. Mart gitti, nisan geldi, bir tebessüm belirdi dudağının sol yanında. Nasıl istersen dedi ama şu kahvelerimizi bitirelim en azından. Peki dedim. Giden yolda gelen yolcu gibisin, umarım yolun bana da düşer dedim. Güldü içinden.

Ayvalık gibi huzurlu Bodrum kadar keyifliydi. Beyaz çikolata kadar kırılgan bitter kadar kararlıydı. Yolcuydu, yürüyordu yolunda. Yoldan çıkmış ve kendi yoluna girmişti.

Yürüyorsa yol kadar yolcuyu da sevmeli insan. Bazı yollar yorar, bazıları güldürür, bazıları düşündürür. Ama bazı yollar vardır ki yaşadığını hissettirir. Kırmızı şarabın tadı gibidir damağında kalır. İlk sevdanın hüznü gibidir, yüreğinin bir yanı ondadır hala. Ne yağmuru umurundadır ne çamuru, ne gündüzü ne gecesi. Beyaza yakın sarı saçlarında hüzün gizlidir. Güneş doğarken, denizi seyrederken, akşamüzeri kahveler yudumlanırken susulmalıdır. Bir nefes çektim içime, deniz kenarlarında yetişmiş İstanbul kokuyordu. Bir nefes çektim içime Kanlıca sırtlarından boğaza doğru. Bir nefes kırmızı şarap tadında, pembeye çalmış beyaz. Yolcu sensin diye yürümek güzel dedim, güldü içinden.

D&R'dan satın almak için tıklayın         

KİTAPYURDU'ndan satın almak için tıklayın