SİGARA DUMANI ve SOĞUK DUŞ - 23.10.2009

876 kere okundu

2005 yılının eylül ayıydı, Kıbrıs Lefkoşa’da askerdik. Uçağımı kaçırdığım için bir gün geç gitmiş olmanın üzüntüsüyle teslim olmuş, en iyi asker arkadaşımla aynı yere düştüğüm için sevinmiştim. Hava sıcaktı, hava çok sıcaktı ve biz terliyorduk, geleli 2-3 gün olmuştu en fazla. Tatlı suyla bile duş almanın berbat olacağı bir yerde tuzlu suyla duş almamız gerekiyordu yüzlerce diğer asker gibi. Tavuk ile karar verdik, aşağıda garajların orada tatlı su akan duşlar vardı. Beş Parmak Dağları’nın eteklerindeydik, üstelik etrafı hiç bilmiyorduk, daha da kötüsü gideceğimiz yol karanlıktı ve nöbetçiler dolu silahlarla nöbet tutmaktaydılar.  Duş almamız gerekiyordu ve nereye gitmemiz gerekiyorsa gidecektik. Bizim tavuk karanlıktan korkarmış, nereden bileyim 30 yaşına gelmiş adamın böyle bir korkusu olduğunu. Biz acemi birliğinde Antalya’da hep aydınlıktaydık. 20 dakikalık yolculuktan sonra kazara vurulmadan duşlara varmıştık. 8 bölmeden en iyi su akan 2 bölmeye girmiş ay ışığı altında duş alıyorduk ki bizim tavuktan hay anasını diye bir ses geldi. Karanlık korkusundan askeri elbisenin altını çıkarmadan girmişti duşa, güldürmüştü beni eşek. O gece ve izleyen 10 gün içerisinde 2-3 gece daha ay ışığında soğuk su altında duş aldık vurulma tehlikesini göze alarak.

Her şey istediğimiz gibi olmamıştı, tavuk berbat bir piyade taburunda çok güzel bir yere, ben ise çok güzel bir tank taburunda berbat bir yere düşmüştüm. Bir dolu kötü etkene rağmen tadını çıkarmak için elimden geleni yapmıştım askerlik denen saçmalığı yaşarken. İlk gittiğimiz piyade bölüğünde Lefkoşa’nın ışıklarını seyrederdik oturup yolun kenarındaki sıra taşların üzerine.  Rum tarafındaki bir adamın öldüğümde tüm Türkler ayağımın altında olsun vasiyeti yüzünden Kıbrıs’ın en yüksek dağına gömüldüğünü dinlerdik,  uzun dönem askerlerden dağa bakarak. Gece olurdu bunların hepsi, gündüz rütbeli askerlerden gizlenmek için köşe bucak kaçmakla meşguldük. Yeni gittiğim taburda sohbete pek arkadaş yoktu,  herkes yerini sağlamlaştırmak için aptalca bir güç mücadelesinde erkekliklerini sınamakla meşguldü.

Hayatım boyunca hiç hamama gitmedim ben, tank taburundaki temizlenmek için kullanılan yeri saymazsak. Oraya da pek gittiğim söylenemez, herkesin hayret dolu bakışları arasında yataklarımızın olduğu tek binadaki duşları kullanırdım. Hayret dolu bakışların sebebi sıcak suyun sadece hamam görünümündeki yerde olup benim duş aldığım bölmelerden soğuk suyun akmasıydı. Ocak ayının yirmisinde terhis oldum, İstanbul’da uçaktan indiğimde sokaklar karla kaplıydı. Kıbrıs’ta da durum çok farklı değildi, hem içimize hem dışımıza kazak giyerdik üşümeyelim diye. Ama akşam olunca kazağımı çıkartıp soğuk suyun altına girerdim temizlenmek için. Birkaç aydan sonra umursamaz olmuştu diğerleri soğuk suyla duş almamı. Terliklerimiz üzerinde arıza çavuş yazıyordu, bazıları deli raporu almaya çalıştığımı konuşuyordu ki bölük komutanı da buna dâhildi. Bu durumda soğuk suyla duş almam çok şaşırtıcı olmaktan çıkmıştı çoktan.

Antalya’dan 500 kişi gitmiştik Kıbrıs’a ve 100 kişi aynı tugaya verilmiştik. Beni tanımayan yoktu o yüz kişiden, istediğim her yere gider, istediğim her şeyi temin ederdim kendim ya da arkadaşlarım için. Güzel günlerdi, iyisiyle kötüsüyle bir dolu arkadaş edinmiştim. Üstelik hepsi de erkekti benden pek beklenmeyecek bir hareketin sonucu olarak.

Artık sıcak suyla duş alıyorum, evimde kombi olmasına karşın üşüyorum bazı zamanlar. Arkadaşlarımın neredeyse hepsi gereksiz birer varlık olarak sürdürmekteler benden yana olan hayatlarını. Her doğan günde biraz daha az umutlu, her batan günde biraz daha yaşlıyım. Numarasını değiştirmiş Can Ersin HIZIR ki ben ona tavuk derdim ve en iyi arkadaşımdı askerde. Ne zamandır konuşmadık, duymadım çıkarsız sevgi kokan sesini. Hala saklarım bana aldığı ve neredeyse hepsini kendisinin içtiği Lark sigara paketinin son sigarasını. Sözüm var, evlenirken düğününe gidip bir fırsatını bulup birlikte tüttüreceğiz mereti. Bir daha yaşayamayacağımız güzel günlerin hatıralarından birini özgür bırakıp, dumanını birbirimizin mutlu suratına üfleyeceğiz.

  • denemeler
    BEN OLMAZSAM BEN NA´PAMHAYAT DENEN DÜZMECEHEPSİ BENİM KABAHATİMKEŞKE OLSA AKŞAMBABANI EN SON NE ZAMAN GÖRDÜNSUÇLU PAZARTESİ ROCKET SCİENCE DAHA KÖTÜ OLAN GÜVE Mİ NAFTALİN Mİ SAVRUK BİR ÖZLEM KÖTÜ YÜZLÜ GAVUR, ÖLÜM KÜFÜR İMAN YOLUNDA ÖLÜ BİR BAHARince belli bardakGÜLDÜM GEÇTİMKIZIL ve BEYAZAKŞAM ERKEN İNER MAPHUSHANEYEBİR TEK ESKİ FOTOĞRAFLARI ALIYORUM YANIMABİR KUŞ UÇURDUM KANADI KIRIKKÜTAHYA´NIN PINARLARIRÜZGARA SEVDALI BULUTMAĞLUPTUR BU YOLDA GALİPKİLOLUK DİKMEN TADINDASİZİ KORKUTAN YERLERGAMZECİKGİTMEYEYDİNÇIKINIMDA YETERİNCE HÜZÜNBİR ŞARKI SÖYLERİM OTURUP AĞLARSINÖLÜME YÜRÜMEKSOLITARY MANADA VAPURU GEÇİYOR İÇİMDENBOKTAN BİR DURUMYAĞMUR YÜKLEDİN BANAÇORAPLARIM DA KAZAĞIM DA SİYAHKAFAMDA BİR HUNİHOŞ GELDİM ÜSTELİKSAHİBİNE ÖZELON ÜÇ MISRAYAZARIM ÜSTELİKALTI AYDA BİR CEZMİAYLAK RUHUMMEVSİM BALIKTAN YANASUCUKLU YUMURTA ve SEKSCEMAAT-İ MÜSLİMİNYAĞMUR YAĞAN HER ŞEHİR TRABZON´DURSEN BİLMEM NERESİNDESİN YOKLUĞUNUNKELEBEK ve SİMYAVOLTADAYIMMUHTEŞEM GATSTİBET YOLUNDA SIĞIRLARDAN AYRILMAKBİZ KİMİN YOLCUSUYUZKÖTÜNÜN ACIMASI YOKTURDENİZ’E TERK EDİN BENİVE YALANLARLA BAŞLAR YENİ YILKIRIK DALIN YAPRAĞI ERKEN SARARIRGÜNCEMDE KOCA BİR BOŞLUK ŞİMDİİSTANBUL BİR KEZ DAHA TRABZON OLMAKTADIRNE SÖYLESEN EKSİK KALIR SÖZALIR BAŞIMI GİDERİM ŞEHİRDENKİMSİN SENkimden gitsem sana çıkacak yolumsahi siz neredensiniztadını çıkartıyorum yokluğununkadınlargüzel yolne kadar yürüsen de varamazsın artıköldürmek insanlığın neresindeydihep o pazartesidenbilge olmak için yaratılmamışımeskiye dairsinferrarim olsa satardımHALDAN BİLMEZ DILOYLOYHA DEDİMMEVSİM NORMALLERİNE DÖNÜYORUM NİHAYETSAHİBİNE YAZILMIŞ MEKTUP
  • eleştiriler
  • şiirler
  • gezi yazıları
  • anılar