VAYİTIN MEMET - 30.08.2010

1453 kere okundu

Dedem geldi aklıma “Vayitın Memet”, namı diğer doktor Memet, balıkçılık yaptığı halde neden doktor dediklerini yıllarca merak etmiş öğrenmek için büyümeyi beklemiştim. Öğrendiğimde de gülüp geçmiştim. Kardeşi Osman kadar olmasa da çapkın adammış, dile kolay üç kez evlenmiş.

 Hikâyeler anlatırdı bize, dinlerdik bıkmadan usanmadan. Deniz kenarında arazileri varmış, karpuz yetiştirir satarlarmış, bir gece kayıkla denizden gelen birileri girip bahçeye talan etmek istemiş. Karpuzların çalınması ihtimaline karşı nöbet tutuklarından, almış tek kırmayı ele asılmış tetiğe. Arsin’den gelen hırsızların hoşuna gitmemiş bu, öç almak istemişler. O zamanlar silahla başlayan işler silahla bitirirmiş. Tesadüfen bir gün sonra yine kayıkla Samsun’dan gelen bir tüccar tüm karpuzları satın almış da kurtarmış dedemi dertten. Babası istememiş bir daha karpuz dikmelerini, dedem de hoşlanmazdı kavga gürültüden zaten, öylece kapanmış mesele.

Rus işgali sırasında yaşadıkları en çok ilgimizi çeken hikâyeydi. Kaçıp ormana saklanmalarını, yakılan evleri, yok olan sürüleri anlatırdı. Kötü bir şey söylemezdi Ruslar için, bize hiç dokunmadılar, ağalarla uğraştılar sadece, onlara müdahale etmeyene müdahale etmediler derdi.

 Yaşamının son beş yılını kışları hasta yatağında geçirdi. Anam diye inlerdi hep, bahsetmezdi babasından. Baharla birlikte kalkardı yatağından. Her sabah çarşıya iner akşamları yürüyerek eve dönerdi. Fakirdi çevredeki herkes gibi ama hep mutluydu hatıralarımda, şikâyet etmeden barışık yaşardı hayatla.

 İkinci karısı olan babaannemin ablası öldüğü gün cenazenin ardından çarşıya inmiş. Yali derdi o, yaliya gitmiş. Dönüşte bahçede çalışan Sabri Dayı ve babasına selam verip yanlarına oturmuş. Birkaç laf ettikten sonra aga beni evlendirin demiş. Evde iki küçük çocuk var 5-6 yaşlarında. Çok geçmeden üçüncü evliliğini babaannemle yapmış. Ama dişli çıkmış Ayşe Kadın, evin tek hakimi olmuş.

Kara Fırın vardı Yomra’da, İnce’nin Ömer’in eski dükkanının hemen yanında. Evden belki 200-300 gram tereyağı getirir, yağlı pide yaptırıp içine atardı. Çevresindekiler aga yeme şunu yaşlısın bir şey olur derdi. Aldırmaz yer, ardından da keyfini katlamak için kaçak tütün sarardı. Seksen yaşında çarşıdan eve yürüme gider gelirdi 3 kmlik yolu, ayakta olduğu zamanlar dinçti hep, 2 metreye yakın boyuyla koca yürekli kocaman bir adamdı.

 Bir gün eve geldiğimizde herkesin yüzü düşmüştü, kahvede otururken bayılmış apar topar doktora götürmüşler. Muayene sonucunda doktor teşhisi koymuş, ciğerleri bitmiş en fazla birkaç ay yaşar demişti. Dedem on yıl daha yaşadı kışları yatakta yazları alabildiğine delikanlı.

 Amcamın evinde yaşıyordu, önceleri Meryem halam, o evlenince babaannem ve yengem bakımını yapmıştı. Bir gün büyükbaban ağır dediler, koştuk gittik, elli metre uzaktaydı amcamın evi. Salonda çuvallara doldurulmuş fındıkları hatırlıyorum, sokmadılar bizi yanına, oturup bekledik abimle. Bir süre sonra bir ağlama sesi duyuldu, amcam çıktı odadan gözünde yaşlarla, ölmüştü ”Vayitın Memet”. Koca adam çekip gitmişti onu seven torunlarını büyükbabasız bırakıp. Abimle bizim eve doğru yürümüştük sessizce, ağzımızdan çıkan tek cümle “iyi oldu, hastaydı ve acı çekiyordu” olmuştu. Üzülmemiş numarası yapıp birbirimizi kandırmıştık. Sonraki sabah sela okunduğunda içime tarifi imkansız bir acı çökmüş, tenha bir yere kaçıp ağlamıştım utana utana.

 Zaman zaman rüyama girerdi, artık uğramaz oldu, kemikli yüzü ve beyaz sakalı aklımda… Anneme barav diye seslenir, kızınca bize ne kazak adamsınız derdi, kulağımdadır sesi hala. Ben gibi, babam gibi bayılırdı denize, her gün balık yese bıkmazdı, kanaatkârdı, iyilik akardı insanın içine bakışlarından. Ölürken yüzünde tebessüm varmış, hoca amca söylemişti, mutlu ayrılmıştı bu dünyadan onca yokluk içinde.

 Torunların eşek kadar adam oldu, muhtemelen gurur duyardın yaşasaydın. Yoksun ya şimdi, ölene kadar hep bir şeyler eksik kalacak. Kimse tutup elimden senin gibi dolaştırmayacak, kimse babaannemden gizli harmandaki fındıktan kaçırmama yardım etmeyecek, kimse yerini dolduramayacak… Yaşadıkça özleyeceğim seni “Vayitın Memet”.

  • denemeler
    BEN OLMAZSAM BEN NA´PAMHAYAT DENEN DÜZMECEHEPSİ BENİM KABAHATİMKEŞKE OLSA AKŞAMBABANI EN SON NE ZAMAN GÖRDÜNSUÇLU PAZARTESİ ROCKET SCİENCE DAHA KÖTÜ OLAN GÜVE Mİ NAFTALİN Mİ SAVRUK BİR ÖZLEM KÖTÜ YÜZLÜ GAVUR, ÖLÜM KÜFÜR İMAN YOLUNDA ÖLÜ BİR BAHARince belli bardakGÜLDÜM GEÇTİMKIZIL ve BEYAZAKŞAM ERKEN İNER MAPHUSHANEYEBİR TEK ESKİ FOTOĞRAFLARI ALIYORUM YANIMABİR KUŞ UÇURDUM KANADI KIRIKKÜTAHYA´NIN PINARLARIRÜZGARA SEVDALI BULUTMAĞLUPTUR BU YOLDA GALİPKİLOLUK DİKMEN TADINDASİZİ KORKUTAN YERLERGAMZECİKGİTMEYEYDİNÇIKINIMDA YETERİNCE HÜZÜNBİR ŞARKI SÖYLERİM OTURUP AĞLARSINÖLÜME YÜRÜMEKSOLITARY MANADA VAPURU GEÇİYOR İÇİMDENBOKTAN BİR DURUMYAĞMUR YÜKLEDİN BANAÇORAPLARIM DA KAZAĞIM DA SİYAHKAFAMDA BİR HUNİHOŞ GELDİM ÜSTELİKSAHİBİNE ÖZELON ÜÇ MISRAYAZARIM ÜSTELİKALTI AYDA BİR CEZMİAYLAK RUHUMMEVSİM BALIKTAN YANASUCUKLU YUMURTA ve SEKSCEMAAT-İ MÜSLİMİNYAĞMUR YAĞAN HER ŞEHİR TRABZON´DURSEN BİLMEM NERESİNDESİN YOKLUĞUNUNKELEBEK ve SİMYAVOLTADAYIMMUHTEŞEM GATSTİBET YOLUNDA SIĞIRLARDAN AYRILMAKBİZ KİMİN YOLCUSUYUZKÖTÜNÜN ACIMASI YOKTURDENİZ’E TERK EDİN BENİVE YALANLARLA BAŞLAR YENİ YILKIRIK DALIN YAPRAĞI ERKEN SARARIRGÜNCEMDE KOCA BİR BOŞLUK ŞİMDİİSTANBUL BİR KEZ DAHA TRABZON OLMAKTADIRNE SÖYLESEN EKSİK KALIR SÖZALIR BAŞIMI GİDERİM ŞEHİRDENKİMSİN SENkimden gitsem sana çıkacak yolumsahi siz neredensiniztadını çıkartıyorum yokluğununkadınlargüzel yolne kadar yürüsen de varamazsın artıköldürmek insanlığın neresindeydihep o pazartesidenbilge olmak için yaratılmamışımeskiye dairsinferrarim olsa satardımHALDAN BİLMEZ DILOYLOYHA DEDİMMEVSİM NORMALLERİNE DÖNÜYORUM NİHAYETSAHİBİNE YAZILMIŞ MEKTUP
  • eleştiriler
  • şiirler
  • gezi yazıları
  • anılar