AH BU BİZ - 1.10.2020

223 kere okundu

Sayılmaz sürçü lisandan bozuksa lisan. Gece günden sayılmaz, kötü insandan, siyah renkten, acı yemekten… Keskinse sınırlar, esnek değilse akıl nettir ayrılıklar. Yer yoktur griye; ya aktır her şey ya da karanlık.

Ne zaman başladık mutsuz olmaya; kaç yaşındaydık, hangi gökyüzünün altında hangi havayı çekiyorduk ciğerlerimize. Kim vardı en yakınımızda, kimi dost sanıyorduk kendimize, kime düşmandık. Her şey kötü müydü sandığımız kadar ya da biz öğrenememiş miydik siyah ve beyazdan başkasını. Yok muydu kötünün içinde iyilik, serçeler uçuşmuyor muydu, yağmur sonrası kokmuyor muydu toprak.

Oyunlarına katmıyor muydu bizi diğer çocuklar? babalarımız oturtmuyor muydu akşamları dizine? Yok muydu uyumadan önce öykü okuyanımız, öpüp koklayanımız?

Nerede kaybettik doğruyu, yanlışa ne zaman saptık? Tutmadı mı kimse elimizden, olmadı mı dur diyen? Bakmadık mı hiç aynaya? Sormadık mı kim bu diye?

Evet; yoktu elimizden tutan. Evet; oyunlarına katmadı bizi diğer çocuklar. Azarladı babamız, kol kanat germedi annemiz. Gece oldu gündüzlerimiz, beyazımız siyaha döndü. Ne kuş sesi duyduk, ne gün yüzü gördük. İyi sandığımız herkes kötüydü aslında. Dur diyen yoktu. Biz değildik seçen, mecbur bırakılmıştık.

Nerede başladık kendimizi kandırmaya? Her şeyi kötüye yormayı kimden öğrendik? Uzatılan eli görmezden gelmeyi, bize sarılanı itmeyi nasıl yakıştırdık kendimize? Göremedik mi yoldan çıktıkça yalnızlaştığımızı, rüzgârla savrulduğumuzu? Hep geride kaldığımızı, ertelediğimizi, ertelendiğimizi fark edemedik mi?

Fark edemedik… Kolay olan iyi olmaktı, biz zoru seçtik. Hep haklıydı aynada gördüğümüz yüz, geri kalan kim varsa haksız! Bir biz mi iyiydik? Geri kalan herkes kötü! Bir dolu fikrimiz vardı bu bataklıktan çıkmak için. Ne güzel şeyler istiyorduk.  Ama önce başkalarının yapması gerekiyordu. Bizi sormayın; haklıydık çünkü, diğerleri hak etmiyordu hiçbir şeyi. Onlar getirmişti bizi bu hale zaten!

Nerede söndürdük içimizdeki ışığı? Ne zaman vaz geçtik yaşamaktan? İlk kimi eleştirdik, kime ben haklıyım dedik ilk? Hangi suçluyu akladık vicdanımızda bizden diye, hangi masumu uçuruma ittik bizim gibi düşünmediği için? İyi olmak bu kadar zor muydu cidden, yoksa karşılık beklemeden selam bile veremiyor muyduk? Ah o beklemek, ummak, istemek… Kim öğretti bunları bize, kim bela etti başımıza? Ah o ilk gün, o ilk sefer…  Ah bu biz, ah bu ben miyim demeden geçirilen seneler…