VAZGEÇTİM ULAN - 25.03.2015

750 kere okundu

Vazgeçtim ulan; yazdan kıştan vazgeçtim, esen rüzgardan, yağan yağmurdan vazgeçtim. Sabah keyifle içtiğim çaydan, eski kaşardan ve taze ekmekten vazgeçtim. Doğmamış güne sakladığım ümitlerden, gidip gelmeyenlerden, dönse de sevmeyenlerden vazgeçtim. Senden vazgeçtim bu akşamüstü. Televizyonda poyraz karayel’i seyrederken, tam da poyraz kovulmuşken İstanbul’dan vazgeçtim. Vazgeçtim soluk soluk, adım adım vazgeçtim. Sokak sokak, semt semt, deniz deniz vazgeçtim.

Yüzümü Adalar’a çevirdim, ben Sedef diyeyim sen Heybeli anla. Anla beni bu sefer, niye vazgeçtiğimi anla. Henüz gün bitmemişken, dolmuş şoförü son sürat Kadıköy’e yetişmeye çalışırken. Tenhalaşmışken sokaklar, nisan soğukken anla. Anla ve acı bana, vazgeçtim ben senden bu bahar, son bahar bu benden yana, senden yana son bahar. Vazgeçtim ve kaçıyorum şehrinden, her ne varsa senden yana, bende biriktirdiğin her ne varsa kaçıyorum.

Son seferinden vapurun, geç kalmış kalabalıklardan, ayyaşlardan ve sokak çocuklarından. Yağmur kokan havadan, sıcak tutan montumdan, yan tarafı beyaz çizgili bordo ayakkabılarımdan. En sevdiğim gömleğimden bile vazgeçtim ben bu akşam. Okumadığım tüm kitaplarımdan, senin için yazdığım şiirlerden, balık kızarttığım tavadan, hep çalmak istediğim ama bir türlü çalmayı beceremediğim gitarımdan vazgeçtim. Aynanın karşısına geçip baktım kendime uzun uzun. Gözlerimin kenarlarına yeni yeni düşmüş kırışıklıklara, kazıdığım kafama, gülünce bir ucu yukarı bir ucu aşağı kıvrılan dudaklarıma, burnuma ve yanaklarıma. Vazgeçtim aynada gördüğüm her ne varsa. Saçımı kazımaktan vazgeçtim, o çok sevdiğim top sakalımdan, uzun kirpiklerimden ve çok sevdiğim kaşlarımdan vazgeçtim. Beni ben yapan ne varsa, içimde ve dışımda ne varsa vazgeçtim bu akşam.

Hiç doğmayan günlere gidiyorum, batmayacak güneşlere, başka bir ülkeye gidiyorum. Tuzu bol denizlere, kurak iklimlere gidiyorum. Gölgesi olmayan şehirlere, tanımadığım ve hiç tanımak istemeyeceğim insanların yaşadığı yerlere gidiyorum. Sevmediğim her ne varsa inadına biriktirmiş yerlere gidiyorum. Sevmemek için, yüzüm hep düşsün diye gidiyorum. Senin en bildiğim uzağına, sesinin gelmeyeceği, kokunun hissedilmeyeceği terk edilmiş diyarlara... Senden gidiyorum bu akşam, televizyondan seyrettiğim film bitmeden henüz, sokaklar sokak köpeklerine kalmadan, gece yarısı olmadan gidiyorum.

Zor oldu ama oldu bu akşam, kaldırım taşlarını saymak yok artık, şehrin karmaşasına katlanmayacağım, seni aramayacağım gürültücü kalabalıklarda. Yüzünü gördüğümde mutlu olmayacağım artık, seni sevdim diye uzamayacak ömrüm, ölmekten korkmayacağım. Vazgeçtim ulan, senden geçtim bu akşam, bizden geçtim. Güzel yüzünden, tatlı sözünden geçtim. Hiç geçmem dediğim ne varsa geçtim bu akşam.