ÇOK AZIMIZ UÇABİLİR - 14.06.2026

23 kere okundu

Sen o vazgeçtiğim günsün, o sıcak yaz, o deniz kenarı… İlk gençliğin kafa karışıklığısın, tutamadığım el, öpemediğim tensin. Sıcak kumlara basmamak için şekilden şekile giren ayaklarımsın; hep yanan ben, hep yakan sensin. Bir ılık rüzgâr esen şimdi akşamüzeri, üşürüm hafiften. Olsan üşümezdim, olsan güt bitsin istemezdim, olsan hiç üşümezdi hava, yaz kalırdı hep.

Sen yine de yaz ama, merak ederim belki… Hangi şehirdesin, kimlesin yaz. Hasta olunca yaz mesela, bir şeylere sevinince yaz. Sabah erken kalktığın günler olursa da yaz. Mahallenin çocukları top oynar bazen, yanlarından geçerken top önüne düşer, en beceriksiz haline denk düşer topa attığım tekme. Ya da bir akşam canın dondurma çeker, yine yazdır mevsim, çilekli mi limonlu mu istediğine karar veremezsen yaz bana. Neydi o İngiliz adamın adı, çok yakışıklıydı hani; sen sevmen normal de ben de çok beğenmiştim. Onun bir filmi çıktı geçenlerde, yaşlanmış iyice. Kötü adamlardan kardeşini koruyordu. Seyretmişsindir kesin. Yaz bana, sen de seyrettin mi diye yaz. Benim de yazmak için bahanem olsun diye yaz. Açma arayı…

Sen o uçup giden kuşlarsın. Havalar soğuyunca sıcak yerlere göçersin. Yeniden hayat bulmak, canlanmak, belki arınmak için gidersin hep. Ben hep o bıraktığın yerde, o denizin kenarında hep. Kumlar soğumuş, deniz dalgalanmaya başlamıştır. Kararmıştır hava, yağar birazdan. Ben yağmuru daha çok severim biliyor musun? Söylemiştim daha önce; dinlemişsindir belki, belki dinlememişsindir bilmiyorum. Mevzu sen olunca ne çok bilmediğim şey varmış, sen gidince bildim. Yağmur yağdı sonra, boşuna değilmiş karaması havanın. Bütün yükünü attı bulutlar; dert kaldırımların derdi artık. Sinemaya gittiğimiz caddenin, çay içtiğimiz mahalle kahvesinin, gece yarısına kadar oturduğumuz deniz kenarının. Sen dert sevmezsin, ardında bırakırsın kötü olan ne varsa ya da kötü olur ardında kalan.

Şimdi eylül ekim olmalı, yapraklar eskisi kadar canlı değil, kuşlar cıvıldamaktan vazgeçti, sokaklar tenha. Sen yaz bana, yol güzel mi onu yaz. Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini yaz bana. Yaz ki bileyim sadece güz değil mevsim. Kabının şeklini alıyor insan zamanla, kuruyor dalı, yaprağı sararıyor. Köklerinden kopamıyor herkes senin gibi; sıcak yerlere göçemiyor hava her soğuduğunda. Bakma herkesin kanatları olduğunu, çok azımız uçabiliyor.