DİZİNDE YATASIM VAR ANNEM - 4.04.2021

90 kere okundu

İki ay oldu annem, iki ay yirmi dört gündür yoksun. Sesin yok annem, nefesin yok. Kavgan yok annem, azarlamaların, akıl vermelerin, abimden bahsetmelerin yok. Bir kuru kalabalık var, dolmayan boşluk giderilemeyecek bir eksiklik var. Varlığın yok oluyor yavaş yavaş, yokluğun alıyor yerini geride bıraktıklarının.

Toprağı keşfe geldiler yine annem. Eski muhtarı çağırmışlar şahit olarak, Yaşar Abi’yi çağırmışlar. Kimse arka çıkmamış ona. Ama o köpek yalan yanlış anlatmış yine bir şeyler. Cemal Ağa’nın yeri için de benim demiş. İsmet Amca da varmış. Yâri ben sattım demiş, eskiden de kopardı buralar demiş. Bir şey çıkmaz o işten annem, üzülme sen, takma kafana artık. Hem çıksa ne çıkar annem, yanındayım ben abimin. Söylemeyin anneme dedim ablama, dertlenir yattığı yerde, takar durur kafasına.

Size emanet demiştin ya kızlar için. Gözün arkada kalmasın annem. Eskiden seni aradığımdan daha çok arıyorum onları. Eskiden sataşır laf ederdim, şimdi onları da kestim. Öteden beriden bahsediyoruz; amcamı, sizin tarafı çekiştiriyoruz. Korona diyor bazen Emine… Boş ver diyorum bize ne, bizim canımız gitti; kim kalır kim gider bize ne. Ama yine de gitmesin kimse annem, çok canı acıyor insanın. Kimsesiz kalınıyor…

Kapıdaki ağaçları kestim senden sonra. Tarladan dönünce yattığın hamak yok artık. Sen salınmayacaksan, soluklanmayacaksan sen ne gereği var zaten. Evin önü açıldı, nefes aldı bahçe. Seni görebiliyoruz bakınca, sen de bizi gör annem, gözün üzerimizde olsun hep. Biliyorum yetmez, yetmiyor da ama yine de yanında hissetmek uzakta olmaktan be annem.

Senden sonra gidip çocukları alıp geldim, yirmi gün kaldım yanında. Yirmi yıldır ocak ayında bu kadar kalmamıştım yanında. Gönül isterdi ki sen de olsaydın, sen varken de kalsaydım. Ama geçim, hayat koşturmacası annem. Kaybedince anlaşılıyor bazı şeylerin kıymeti. Keşke gitmesem hiç, kalsam hep, her gün yanına gelsem. Konuşmasan da dinlersin. Gözümün yaşını silemesen de sevildiğini hissedersin.

Mehmet büyüyor annem, Eylül büyüyor. Emine’ye babaanne diyor Mehmet, ses çıkarmıyorum. Birkaç kez yanına getirdim. Ağlama baba dedi. Özledim dedim, babaanneni çok özledim dedim. Çok seviyorum dedim. Ağlama dedi baba, ağlama. Ağladım ben anne, hem konuştum senle hem de ağladım. Gitmeseydin be anne; Mehmet’i de büyütseydin biraz Demir’i de.

Dayımın gidişine nasıl yandığını sen gidince anladım anne. Yapacak bir şey yok artık, ağlama derdim ya. Ağlamakmış elden gelen sadece, anladım. Gitmeseydin de anlamasaydım anne.

Kızlar çabuk toparladı diyor Cansu. Abim ve ben baş edememişiz yokluğunla. Hiç baş edesim de yok oysa. Seni düşünesim var, seni hayal edesim. Senle konuşasım var anne, eften püften sebeplerle kavga edesim. Bir dolu şey öğretmiştin de sarılmayı öğretmemiştin. Ben öğrendim annem, ben öğrendim. Çok sevesim var seni annem, sarılasım var. Hep isterdim de yapamazdım, dizinde bir ömür yatasım var annem.

HEP AYNI ŞEYLER - 5.04.2021

89 kere okundu

Kurmayacaksın saati, canın istediğinde kalkacaksın. Yatakta keyif yapacaksın biraz; gerineceksin, perdenin ardından süzülen güneşe bakacaksın. Sevmeyeceksin belki, yorganı başına çekip biraz daha uyuyacaksın. Sonra canın isterse kalkıp yüzüne su vuracaksın. Su şart, uyanmak için, kendine gelmek için su şart. Geceden duş almamışsan hatta sabah duşunu alacaksın. Temizlik de şart. Üzerine keyif veren bir şeyler giyip aynaya bakacaksın. Koluna sevdiğin bir bileklik takacaksın. Ama iyi hissettirenlerden biri olacak, herhangi biri değil.

Hazırlanırken filtre kahveni de demlemeye bırakabilirsin. Birazdan yola çıkacağın için yolluk gerek. Bahsi geçen yolluk için en iyi seçenek de kahve. Filtre kahve iyidir. Müzik şart, müziksiz olmaz. Bazen radyoya teslim olunabilir ama zulada kesinlikle bir liste olmalı. Hüsnü Arkan çalmalı mesela; “fincana kahve koydum, bu gece şeytana uydum” demeli. Ayağa rahat bir şeyler geçirip arabaya yürüyeceksin. Hava güneşmiş, yağmurluymuş umursamayacaksın. Değiştiremeyeceğiniz şeyler için, karşı cins için ve bir de tuttuğunuz takım için üzülmeyin diyor kitap. Siyasetten falan bahsetmiyor bile, o kadar aptalsan beni okuma diyor ana fikrinde.

Rota önemli değil ama birkaç gerek koşul var. İnsandan uzak olacak önce. Gittiğin yolun gideni geleni fazla olmayacak. Sürprizlere açık olacak. Denize yakın olacak, hatta deniz kenarı olursa uff olunacak. Mavi yoksa yeşil kesin lazım. Hız sınırı büyük ihtiyaç mesela! Öyle basıp gitmeyeceksin, yaşayacaksın yolu, tadına varacaksın. Etrafı seyrederken kahveni yudumlayacaksın. Radyodan yükselecek ses “ben köşeliydim, hayat dedi düz olana yanaşırım”. Tamam diyeceksin sorun değil. Sen vermezsen ben düşerim mutluluğun peşine. Varmasam tadını çıkartırım yolun, yolculuğun. Sana mı kaldık diye de atacaksın havanı.

Sonrası yol, huzur sonrası… Akşam meltemi, deniz kenarı, bilmediğin yerler, insanlar. Sonrası uzağı bildiğin yerlerin, bilinmeyenin verdiği haz, heyecan... Temmuzda güneş, usulca ilerleyen zaman, çıplak ayaklara bulaşan kum, denizin tuzu, yazın sıcağı. Sonrası yeşil sevene yeşil, pembe sevene pembe.

Akıntı nereye akıyorsa oraya akacaksın, suyun durulduğu yerde konaklayıp yeni bir rüzgâr bekleyeceksin. Eserse ne ala, esmezse burası günü geçirmek için harika bir seçenek. Aramayacaksın yatak döşek. Konfor peşinde olmayacaksın. Güvendeysen ve mutluysan huzur da gelir. Ne kadar çok istersen o kadar az olur, öyle diyor kitap. Az isteyip çok mutlu olacaksın. Olamıyorsan olmamışsındır. Sorun sendedir hayatta değil. Geri dönüp bir daha alacaksın aynı yolu. Nerede hata yaptım diyeceksin, eksik olan ne, fazla gelen nedir?

Yatakta kalmıştık biz. Perdenin kenarından sızan güneş canımızı sıkmıştı da yorganı başımıza çekmiştik. Gece geç yattığımız için kalkmak da istememiştik yataktan hatta. Ah uyku kardeş, sen ne güzel bir şeysin. Seni verenden razı olsun Allah.