YOL - 3.09.2020

14 kere okundu

Küçük adımlarla da olsa yürüyoruz bu yolu ve öğreniyoruz usul usul. Dün kötü dediklerimize iyi diyoruz artık, anlamadıklarımız anlam buluyor zamanla. Taşlar oturuyor yerlerine bir bir. Koşturmacadan fırsat buldukça içimize çekilip dinliyoruz sesleri, olup biteni seyrediyoruz. Bir adım uzaklaşıp öyle bakıyoruz hayata. Zor oluyor belki ama ilerliyoruz. Yol güzel, yolculuk daha da güze, dikenler tuzu biberi.

İnsanlar meşakkatlidir. Toprakla uğraş, ağaçla uğraş, uçup giden kuşla, böcekle uğraş ama dokunma insanlara. Ne yapar eder kaçırırlar tadını. Tadı kaçmışlardan koru kendini. Onlar herkesi kendilerine benzetmek isterler. Vurup kırarlar, ezip geçerler. İncitirler hiç düşünmeden. Yolundan ederler. Oysa yürüye yürüye varılır hakikate. Gün aydınlanır, dağılır karanlık ilerledikçe. Seni yoran ne varsa bırak kendi haline. Yüzünü güldürenleri dost tut kendine.

Değiştiremeyeceğin şeyler için canını sıkma diyor kitap. Değiştirebileceklerin için de kendini yiyip bitirme. Yapman gerekeni yap ve bir adım geriye çekil. Seyret olup biteni. Neyi nerede eksik yaptığını gör, neyin niye olduğunu ve neyin niye olmadığını anla. Sonra yine dene denenmesi gerekiyorsa. Ama hırpalama kendini, üzme... Çünkü yol yürümek için var, yorulmak için değil.

Yüzmeyi biliyorsan zarar gelmez akıntıdan. Her şeye rağmen yine de yorulduysan teslim et kendini zamana. Rahat bir koltuk bul kendine, uzat bacaklarını çayını yudumlarken. Herkes bilir suyun akıp yolunu bulacağını.

KPSS ALAN BİLGİSİ - 6.09.2020

19 kere okundu

Herkes giriş belgesini ve kimliğini gösterip üzerinde numarası yazan sıraya oturmuştur. Kapılar kapandıktan sonra on beş dakika mal gibi beklenilecektir artık. Zaten tavan yapmış olan stres on yedinci kata çıkıp kendisini boşluğa bırakmak için harika bir fırsat yakalamıştır. Ama sınav salonundan da çıkmak yasaktır. Tuvalet ihtiyacı ihtiyaç listesinden tek kalemde silinmiştir.

ÖSYM’nin üzerimizde zaman zaman denediği gönüllü esaretin gönülsüz tutsaklarıyızdır artık. Dünyayı kurtardığını sanan -ki ona öyle öğretilmiştir- bir kadın elindeki kâğıttan bir şeyler okumaktadır. Şunu yapamazsın, şunu da yapamazsın, hatta şunu bile yapamazsın…

-Ölebilir miyiz abla?

- İş çıkarma başıma şimdi. Zaten verdikleri iki kuruş bir şey, bir de senin cesedinle uğraşamam!

-Şaka yaptım ablam, kızma hemen.

-Az önce okumadım mı size, nerenizle dinliyorsunuz beni? Şaka yapmak da yasak!

Okumak da yasak gerçi ama mahkûmlara değil, gardiyanlara. Öylece dikilinecek kurumuş kestane ağacı gibi. Oturmak uyumaya gebe. Ki zaten uyumak başlı başına yasak!

-Ne çok yasak var ablacığım, haylazlık yapmak geldi içimden.

-Yasak dedim ya ablacığım. Usul usul otur yerinde. Hem ne kaldı şunun şurasında; bir saat on beş dakika.

Ah o kimsenin derdini dinlemediği siyah ekran içinde kırmızı sayıların yanıp söndüğü kamera. Bir bilseler senin ne çektiğini boşu boşuna... Sanki geçmedi atı binen Üsküdar’ı! Göt kadar sınıfa ve iki gariban öğretmen mi kaldı olağan şüpheli. Ama sen de çek bizim gibi. Sen çekmezsen, ben çekmezsem nasıl dönecek devran. Mutlu azınlıklar nasıl çıkacak milyonuncu kez aydınlığa. Ah be ablam… Bütün işi de sen yaptın farkında mısın? O yüzden mi asık suratın? Yanındaki abi niye gelmiş bu saatte elini suya sabuna dokundurmayacaksa. Ama birileri çalışır birileri yer değil mi? Sınav stresi işte… Unutuyor insan bazı şeyleri zaman zaman da olsa.

Öyleydi değil mi; ilk otuz ve son beş dakika. On beş miydi yoksa?

-Allah rızası için çıkayım. Bak yapamadım da hiçbir şey. Bir halt olmaz benden bu saatten sonra.

-Az sabret, çıkacaksın on bir yirmi beşten sonra.

-kural mı değişti

? Öyle değildi o iş sanki, yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?

-Karışma sen her şeye, muktedirler kafanı gözünü patlatır sonra.

-Söz, haftaya yine gelirim. Paramı da peşin peşin yatırdım zaten, sınav başına seksen lira.

-Yok, olmaz öyle. Ama çok istiyorsan başgardiyanın yanına götüreyim seni. Süren dolana kadar takıl yanında.

Nedir bu çektiğimiz? Yolun sonu aydınlık olsa gıkımı çıkarmazdım vallahi. Bak soluk da almadım doğru düzgün, dakika başına kırk üç nefes topu topu. Temiz havanızı kirletmeyeyim diye sırf. Bir de anlamadım sorulardan biliyor musun? Zaman geçsin diye saydım ne varsa. Sorular bana baktı, ben sorulara. Niye girdin o zaman diye soracaksınız biliyorum. Katkımız olsun güneşe sere serpe uzananların çıkmasına aydınlığa. İnsanız netice de; düşünürüz kendimizden başkasını da. Bizim burnumuz anadan kıza, babadan oğula zaten bokta. Bari onlar mutlu olsunlar göz kamaştıran dünyalarında.

Bak saat de geldi. Tutsalar durmam artık abla. Ama söz geleceğim tekrar; belki bir ay, belki bir yıl sonra.

BİTER HER ŞEY - 19.09.2020

7 kere okundu

Hep girer bir şeyler araya; bazen bir söz girer, bazen bir bakış, bazen de zaman ama hep bir şeyler girer araya. Unutmaz insan insanı ama cesaret kırılgandır, unutkandır heyecan. İlaç olurken bir şeylere zaman, bir şeylere de düşmandır.

Yetmiyorum kendime diyor kadın. Ben varım diyor adam. Yoksun diyor kadın, olsan yeterdim kendime. Varım diyor adam fark etmeden yokluğunu; yanındayım diyor, seninleyim. Yetmiyor diyor kadın, anlamıyorsun, anlamayacaksın diyor. Önüne eğiyor başını adam, anlamıyor ama ses de etmiyor.

Hadi bir şeyler yapalım bugün. Birkaç parça eşya tıkıştıralım sırt çantamıza. Arabaya atlayıp sıcak denizlere kıralım dümeni. Bilmediğimiz bir kumsalı mesken tutalım. Bir biz olalım herkesten ve her şeyden uzakta. Kavga edelim, barışalım, yok olalım gerekirse ya da var edelim kendimizi yıkıntılarımızın üzerine. Hadi bir şeyler yapalım bugün daha fazla kaybolmadan. Bulalım kendimizi yeni bir yerde. Çıplak ayaklarımızı kuma bulayalım, deniz olalım, dalga olalım, yonuş kokalım hatta. Sen bir çadırda kal ben diğerinde; komşu olalım, hem dost hem sevgili olalım. Düştüğümüz yer kum olsun, acımasın canımız. Kaldırmayalım birbirimizi yerden, kim düştüyse diğeri de atsın kendini yanına, düştüğümüz yerin tadını çıkaralım. Yağmur yağsın akşamüzeri, suya vuran damlaları sayalım. Ben şaşırayım yüz yirmiden sonra, yetişemeyeyim hızına damlaların, sen gittiğin yerde bekle beni. Yoldaş olalım.

Hep girer bir şeyler araya; bazen yaz girer, bazen kış, bazen dört mevsimin dördü de düşmandır, izin vermez iyi olmaya. Unutur insan insanı. Yenileri yazılır eskilerin üstüne. Eskir yürek yürekte. Söner yangın, küle döner köz. Savrulur rüzgârla peyderpey. Güzel olsa da yaşananlar, biter her şey.

VARLA YOK ARASI - 23.09.2020

7 kere okundu

Çoluk çocuk var, eş dost var, seven var sevmeyen var. Varlar fazla geliyor bazen, yokların eksikliği hissediliyor. Huzur yok, rahat yok, ağlamak istesen yaslanacak omuz yok. Yoklar fazla geliyor bazen, varların fazlalığı aman vermiyor. Yaşasan yaşanmıyor, ölsen zaten hayat çok kısa, ne yaşadın ki neyine ölesin. Gitsen ardında kalanlar var, kalsan bu kez de var oğlu var. Varla yok arasıyım bazen, gitle kal arası. Bi gitmeye karar veriyorum, bin kere vazgeçiyorum bazen. Bi kalayım diyorum, bin kere gidesim geliyor. Bi varsam bi dolu yokum zaten…

Varsın dediler var oldum oysa; sormadılar var mısın yok musun? Ne vardım ne de yoktum. İki dudak arasındaydım. Var deseler vardım, yok deseler gelmezdi elimden bir şey. Yok dediler kalakaldım, var olmak isterdim oysa.

Yeşil düzlükler isterdim dünyanın bir ucundan diğer ucuna. Ve elma ağaçları kırmızıyla sarı. Ciğerim yırtılana kadar koşmak isterdim özgürce. Sırtımı dayayıp elma ağacına soluklanmak sonra. Üç elma düşsün isterdim daldan; biri gidenlere, biri kalanlara, biri de bana.

İÇİNDEKİ GÜNEŞ - 25.09.2020

10 kere okundu

Atlayacaksın arabaya şimdi, kıracaksın dümeni Kurtköy üzerinden Ağva’ya doğru. Ormanın içinden yol alırken yağmur başlayacak, camı aralayacaksın orman toprağın ve ormanın kokusu içeri girsin diye. İnsanı az huzuru bol hayatın keyfini yaşayacaksın. Yolun sonu deniz, kurtulup üzerindeki fazlalıklardan tenini Karadeniz’in hırçın sularına bırakacaksın. Yaşayacaksın ve yaşadığını anlayacaksın.

İçine çekilmeyeceksin hava kapalı diye, güneş kayboldu diye dertlenmeyeceksin. Hüzne kapılıp yol vermeyeceksin neşeye. Her kötünün içinde iyi bir şeyler vardır; ciğerlerini havayla doldurup olanca gücünle üfleyeceksin buluta. Ruhunu kaplayan kasveti def edeceksin. Dudağının kenarına en güzel tebessümlerinden birini yerleştirip yürümeye devam edeceksin.

Varsın teslim olsun buluta güneş, göstermesin kendini. Düşmeyecek yüzün. Kaldıracaksın kafanı, tenini okşayan her esintide var olduğunu hissedeceksin. İyi ki diyeceksin... Sırtını dönmeyeceksin yani kendine, keyifli bir hafta sonuna bürüneceksin. Güneş gibi doğacaksın içine, yeşile ve maviye yürüyeceksin.