İLETİŞİM BİLGİSİ - 5.06.2025
166 kere okundu
İletişim bilgilerimiz var bizim. Gün içinde, aynı şehirde, aynı işyerinde, evde bazen, bazen sokakta ilişiyoruz birbirimize. Bazen istediğimiz gibi oluyor bazen ise pek de keyif vermiyor bu ilişmeler. Zaten günümüzde olmayan şeyler olan şeylerde ziyadesiyle fazla, bu da bizi yeterince mutsuz ediyor. Oysa iletişim bilgilerimiz var bizim, okuması yazması olan herkes sağlıklı bir şekilde ilişebilir bize ya da sevmez okuduğunu ve ilişmeden geçip gider. Okuma yazma bilmemekten bu mutsuzluklar hep, aklın yolu öyle diyor.
Sonra uçar durur yapraklar etrafımızda, yaz bitip sonbahar başlamıştır. Tere gebe sıcaklardan bıkanımız da vardır, sevenimiz de ama dünya dönmektedir güneşin etrafında, bizim neyi sevdiğimiz birkaç kişi dışında hiç kimse umursamamaktadır. Ki onların da gücü mevsimleri durdurmaya yetmez çoğu zaman. Yalnızlığın kendisini daha mı çok yoksa daha mı az hissettirdiği bilinmez yapraklar sararırken ama iletişim kurmaktaki hevesimiz kaçmaya başlamıştır. Umursamamakla, ihtiyaç duymamak arasında gidip gelmekteyizdir hatta bazen gidip gelemediğimiz de olur. İletişim bilgilerimiz var bizim kırık uçlu kalemlerle yıpranmış duvarlara yazılan.
Güzel sesli kadınların şiirleri güzel sesli adamların şiirleri kadar muteber değildir çoğu zaman. Çünkü şiir demek aşk demektir aşık olmak da erkeğe yakışır, çünkü kadın erkekten daha aşık olunası bir canlıdır. Şiir yazmak da aşık olanın payına düşer haliyle ve en iyi sahibi okur aşk dolu cümleleri. Açar bazen kapıları o cümleler. Çünkü iletişim bilgilerinin üzerinde bir kapı vardır bir şeylere asla hayır diyemeyen. Cümleler vardır her kapıyı açan, söyleyeninin hatırlı duygularına sırtını dayamış cümleler. Aşk hatırı sayılır bir duygudur günün sonunda. İlişir aşık olan aşık olunanın yanına.
İletişim bilgilerimiz var bizim merhaba demek için. Defol git demek için cümleler kurarız, hep dost olacak değiliz ya hiddet de hayata dairdir şiddet de. Hem nefret daha samimidir sevgiden. Çok az insan yalan söyler nefret ettiğini dile getirirken. Ki onları da göz ardı edebiliriz okumadan iletişim bilgilerini. Biraz zamanınız var mı masumiyetinden hiç zaman ayırmıyorsun bana serzenişine giden yoldaki düşüp kalkmalarda hırpalanır gövdemiz, dizlerimiz yara bere içinde kalır. Eskimiş duvarlara kırık uçlu kalemlerle yazılan yazılar silinir. Artık ulaşmakta güçlük çeker ulaşmak isteyen, duvarlarla örülüdür ulaşılmak istenmeyen. İletişim bilgilerimiz var bizim ilgilenenler için.
EYLÜL EKİME KADAR - 14.06.2025
213 kere okundu
Hala alışamayanlar için garip bir dünyada yaşıyoruz. İsrail2in İran’ı vurduğunu bitcoinin düşmesinden anlıyoruz. Binlerce kilometre uzaktan yirminci kattaki yatak odasını vuruyor İsrail. Kıytırık bir grip mikrobunun bizi aylarca evlere hapsettiği dünyada mevzu öldürmek olunca akan sular bile durdurulabiliyor. Ulan diyoruz yine gitti paralar; yüz bin lira yatırmıştım bir yıl önce borsaya diyor arkadaş. Otuz iki bin olmuş. Bizi ilgilendirmeyen birilerinin hayatı bizi ilgilendiren iki kuruş kadar değerli değil. Ölümlü dünya sonuçta, mal da canın yongası.
Sonra İran vuruyor İsrail’i. Demir kubbe yerle bir diyor tarafı belli olmayan haber kanalları. Adam kubbe yapmış gökyüzüne, attığın bomba havada patlıyor. Bizden iyiler gerçi bombayı atanlar, bizimkiler hep elimizde patlıyor. Bitcoin biraz daha düşüyor bu mevzular devam ederken. Atanı karşılayanı umursamadan köye dönmek lazım diyor iç sesim. Hem gezen tavuk yumurtasına ulaşmak daha kolay köy yerinde. Yumurta da önemli mevzu kahvaltı ise. Kahvaltı şart eğer gece yatak odan İsrail tarafından bombalanmamışsa.
Gündemimiz transfer. Milyonlarca dolar vergi borcu affedilen büyütülmüş takımlar bu yıl çıtayı arşa koyarak yıllık yirmi milyonlar seviyesinde para kazanacak futbolcularla yola devam etmek istiyorlar. Alalım diyor seyirci, büyük takımsan çekinmeyeceksin para vermekten. Sayın geri zekâlı, evine aldığın on beş liralık ekmeğin hesabını yaparken başkalarının milyon dolarlarını havaya saçmasını istiyorsun. Sonra geçinemiyoruz, ekonomi bozuk. İtibardan kısmadığın para günün sonunda götünde patlıyor. Hep önüne baktığın için götündeki tahribatı sadece patlama anında hissedebiliyorsun. Aptalsın yani ama farkında olmadığın için durmak yok, yola devam. Nerden girdik bu göt muhabbetine bilmiyorum, geriliyor insan sonuçta. Geri zekâlılık eskiden genlerle ilgili bir durumdu. Şimdilerde tamamen sosyolojik ve ziyadesiyle bulaşıcı. Bulaşmaya korkuyor insan onlara benzerim diye. Gidip sıradan bir dayının gömülü olduğu ama bu salaklar tarafından ermiş sanılan zat’ın mezarının demirine yama bağlayıp dilekler sıralamalı. Körün istediği bir göz, Allah büyüktür.
Sonra yaz geliyor sevgili izleyiciler, pencereleri açıyoruz içeri serinlik girsin diye. Şehirlerden kaçıp sakin yerlere gidiyoruz. Yaşlar genç ise durum değişiyor tabi, kalabalık istiyor can. Henüz bıkılmamış insandan, iç sesi dinlemek o kadar da muteber değil henüz. Deniz sevilse de kıyısında güneşlenmek ayrı keyif. Bronz ten süt beyaz tenden daha seksi duruyor. Öyle diyor işin erbabı kişiler. Ter kokusu umursanmayınca o kadar da kötü hissettirmiyor. Mesafeyi de korudun mu değme keyfine. Az çalışıyor insan yaz aylarında, en güzeli de o. İlk paragraftaki savaş kapitalizmin para kazanma dengesini fazlası ile sağlıyor olsa da sen de çalışmalısın diyor sistem. Mevzu zaten para da değil. Boş kalan insan düşünebilir. Ve düşünmesi insanların düzenin isteyeceği en son şey. Serdar Ortaç evinden çıkıp bir şarkı yapsa da dım çıs dım çıs geçse yaz. Gerçi konuşmalarına müzikle eşlik edilen trend tipler Ortaç’ın açığını kapatabilir. Olmazsa Demet Akalın ve Hande Yener hala iş görebiliyor. Eylül Ekime atsak kapağı yeterli. Savaşlar da biter o vakte pencereler de kapanır. Az terleyeceğimiz için çalışmak da sorun olmaz.
KİMİM Kİ BEN - 30.06.2025
169 kere okundu
Geçtim o yollardan ben; başakları gökyüzüne doğru uzamış tarlaların kenarından, azgın akan derelerin üzerinden, yağmur toplayan bulutların altından geçtim. Hırçın bir rüzgar inatla esiyordu. Savurduğu yapraklar sürekli yer değiştirse de eninde sonunda düştükleri dalın gölgesine dönüyorlardı. Her şey çok şiirseldi ama ne şair vardı civarda ne de şiir. Kafiyeden uzaktı akrep ve yelkovanın tıkırtıları, zaman geçiyor ve tükenmeye devam ediyordu yol. Kapadım gözlerimi, olan bitene kapadım, söylenen sözlere, sebeplere ve sonuçlara kapadım. Değiştirmeye çalışmanın bir anlamı yoktu düzeni çünkü. Böyle kurulmuştu ve devam etmek zorundaydı, karşı koyan herkes dişlilerin arasında ezilmeye mahkumdu. Karşı koymadım, çünkü her ne kadar özel zannetsem de kendimi herkes kadar sıradandım, yoktu bir anlamım, hırçın rüzgarın savurduğu yapraklardan biriydim sadece. Yolcuydum ve belliydi yolum.