FİLLER SULTANI VE KIRMIZI SAKALLI TOPAL KARINCA - 17.07.2022

242 kere okundu

Filler sultanı ile kırmızı sakallı topal karıncanın hikâyesini bilir misiniz? Ben bilmem. Yeni yeni öğreniyorum. Şimdi bu bizim filler sultanı karıncalar ülkesi hakkında çok iyi şeyler duyuyor, belli ki hoşuna da gitmiyor duydukları. Ben ki koskoca filler ülkesinin sultanı, nasıl olur da bende olmayan ufacık karıncaların ülkesinde olur diyor. Halep oradaysa arşın burada diyor. Bir de kuş var buna haber getiren, bunun pohpohçusu. Diyor siz nasıl isterseniz sultanım. Gidip ufacık karıncaların ülkesini mahvediyorlar. Bir karınca çıkıyor karşılarına, kırmızı sakallı bir karınca. Savaşta bacağını kaybetmiş topal bir karınca. Yok diyor, olmaz diyor bu zulüm böyle. Elbet diyor sorulacak bunun hesabı. Yakalayın bana getirin şu zındığı diyor filler sultanı ama ne çare. Gözden kayboluyor kırmızı sakallı topal karınca. Anlıyoruz ki bir isyan başlayacak ve bu isyanı da kırmızı sakallı başlatacak. Sonra diğer karıncalar giriyor devreye. Aman diyorlar sultanım biz ettik sen etme. Bağışla bizi. Sen ne istersen biz hazırız yapmaya.

Ben o fili hiç sevmedim. Zaten içinde hortum olan ve hoşuma giden tek şey bahçe sulamak olmuştur bugüne dek. O da hortum takılı ve bahçeye kadar ulaştırılmış olmalı. Kırmızı sakallı karıncadan da haz etmem. Sana mı kalmış, salak mısın sen. Bırak kim nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın. Kimseyi kurtarmaya çalışmayacaksın bu hayatta. Ki muhtemelen kurtarmaya çalıştığı karıncalara rağmen yapacak bu işi. Salaklık işte. Hem karınca dediğin şeyin ömrü ne ki. Fil bir yanda otursa, karınca diğer yanda, bekleyerek geçirseler bu savaşı. Fil hayvanı karıncanın torununun torununun torununu bile görür. Hatta abartısız yüz neslinden fazlasına tanık olur düşmanı karıncanın. Gelelim sultanım diyen yavşak karıncalara, onların lafını bile etmeye değmez. Ne selam veririm, ne de alırım selamlarını.

Diyeceğim o ki hayat kısa, kuşlar uçuyor. Takılmak varken bir tanesinin kanadına ne gerek var öteyle beriyle uğraşmaya. Senden öncekiler kurtarabilmiş mi ki dünyayı da sen kurtaracaksın. Yok, biliyorum bu yangın sönmez ama en azından tarafım belli olsun diyorsan deme. Benim de tarafım belli ama sönmeyecek yangına su taşımıyorum. Hem sen kuşlardan akıllı mısın? Uç sen de. Ayağını yerden kesecek bir şey ya da birisini bul. Zaten yapacak bir şey bulamayanların ya da doymayanların sevdası hep birilerini kurtarmak. İtfaiye eri misin sen kardeş, sana ne. Ben değilim mesela; bana ne!

Temmuz boktan bir ay mesela. Hiçbir özelliği yok. O kadar ki insanlar çalışmak bile istemeyip izin kullanıyorlar bu zamanlarda. Malak gibi yatıp güneşin altına yanıyor, arada da denize giriyorlar. Deniz de olmasa temmuza ihtiyaç kalmaz yani. Kurtaracaksanız temmuzu kurtarın bu depresif halden. Eylül gibi olsun o da nisan gibi olsun. Kasım ya da mart olsun. Bir şey olsun yani. Kurtardığınıza değsin. Zaman insanlara benzemez, nankör değildir. Kurtarılmış, anlam kazanmış zamanlar size hep iyi şeyler kazandırır. Oysa kurtardığınız her insan ayağı düz bastığı an harcar sizi. Temmuzu kurtarın yani. Bırakın göt file yalakalık yapan karıncaları. Fili de bırakın, ona güzünüz yetmez zaten. Hırpalamayın kendinizi boşuna. Yok efendim vicdanım rahat. Olmasın rahat efendim, hiç olmasın. Önce kendine karşı sorumlusun. Kendi ömrünü başkaları için harcadın diye rahat edecek vicdanın hiç olmasın. O vicdan ki yenik düşmüştür zayıflığa, mahalle baskısı yüzünden harcamaktadır seni dinleme onu, beni dinle sen. Varsın vicdansıza çıksın adın. Tarih vicdanlıların değil, vicdansızların mutlu hayatlarını yazar zira.