KEYİFLİ PAZARLAR - 20.09.2026
36 kere okundu
Geldiğini gördüm; erken kalkmalarımdan, serinleyen havadan, sararan yapraklardan anladım. Üzerimdeki rehavet kaybolmaya başladı, hayat biraz daha hissettiriyor kendisini artık, kaçıncı kez geçiyorum bu yoldan, bu insanlar ne kadar da tanıdık. Sahiden de ait olduğum yer burası mı, bu şehir mi, bu sokak mı? Bu gökyüzü neden bulutlarla kaplandı yine, yine neden çalıyor telefon, herkes evine dönsün artık.
Sen o yapraklarsın belki de dalında sararan, akıp giden yağmursun, bana ulaşamayan ses, içime çekemediğim nefessin. Her özlem sevgiliye duyulmaz yaşadıkça anlıyor insan. Aşk yürünmesi gereken bir yol sadece, yürüdük ve bitti. Bakma bana öyle, bende senin devamın var diyor şair.
Sıradan bir Pazar sabahına uyanıyorsun, şehrin gürültüsü günaydın diyor sana. Burun kıvırıyorsun, karşılık vermiyorsun günaydına. Ne çıkar sen de günaydın desen diyor bir ses. Kafanı çevirip bakıyorsun, kısa bir bakış, pek anlam barındırmayan bir bakış, boşa giden, hiçbir şeyi değiştirmeyen bir bakış. Haklısın diyorsun, diğer tarafına dönüyorsun yüzünü yatakta. Biraz daha uyursan dünya biraz daha az kötü olur sanıyorsun ama nafile. Uyanmak zorundasın eninde sonunda. Ve her uyandığında aynı ses. Sen de günaydın desen ne olur. Derdimiz bu mudur sahiden!
Kendimiz değişemediğimiz için başkalarını değiştirmeye çalışırız. En kolayı da bize benzemelerini istemek. Çünkü mükemmel olmasak da ziyadesiyle doğruyuz. Çünkü herkes görüyor geldiğini eylülün. Herkes sararan yapraklardan haberdar. Kaldırımı kapladıklarını görmemek mümkün değil. Basıp geçiyoruz üzerlerine. Yüzümüzü alelacele yıkamış ufak tefek bir şeyler atıştırmışız. Yakınlardaki bir kahveciden filtre kahve de almışsak güne hazırız. Çünkü filmlerde öyle yaptılar yıllardır. Kimseye anlatmıyorum mesela babamın köyde yaşayan seksen yaşındaki babamın bile artık üçü bir arada bile olsa kahve tiryakisi olduğunu. Ben daha elitim, filtre kahve kullanıyorum. Benden gelişmişleri de mevcut, hangisi hangisidir bilmediğim kahveleri bilerek kullanıyorlar. Günaydın diyorlar birbirlerine. Gülümsüyorlar üstelik birbirlerine günaydın derken. Bir sessizlik oluyor sonra. Genç bir çınar ağacından kurumuş bir yaprak düşüyor kaldırıma. Sesini duyuyorum. Uyanmış olmalıyım, kalkmam gerek artık.
Ne yapacağımı bilmiyorum doğrusunu istersen. Bende senin devamın uzun uzadıya bir bilinmezlikten ibaret. Gitsem gidecek yerim yok, kalsam günaydın demem gerekiyor herkese. Çay demlemeliyim aslında. İçinden şehre küfürler savuran insanların yanından yürüyerek geçmem gerek. Görmemeliler beni. Görürseler bütün suç benim olacak. Kadınları öldüren benim çünkü, çocuklara kötü davranan, kedileri evsiz bırakan. Küresel ısınma bile benim yüzümden. Nedir benden çektikleri bu kutup ayılarının. İlhan İrem de öldü İlan Şeşen de, kimi dinleyip de kurtulacağız bugünden bilmiyorum.
İyisi mi boğazın serin sularına salayım gövdemi; poyraz ederse Anadolu Feneri’nden çıkarım karaya, Lodos eserse Haliç’e kadar yolum var. İstanbul’da yaşıyoruz sonuçta, çıkarmayalım mı boğazın keyfini.