KİMSELER DUYMASIN - 18.10.2026

24 kere okundu

Umursamadığımız insanları umursuyormuş gibi yaparak devam ediyoruz yolumuza; nasılsınız diye soruyor cevabını dinlemiyoruz, görmeden çok güzel diyoruz, dinlemiyor ama dinliyormuş gibi yapıyoruz. Yaşadığımız hayat başkalarının umru dışında bizim ise civarımızda. Ne o alıyor içine bizi ne de bizim içeri girmek gibi bir kaygımız var.

Her yıl yaşanan bir öykü ekimin bitip kasımın başlaması; havalar soğuyor, yağışlar artıyor, yaşam alışkanlıklarımızın bir bölümünü alezlere sıkıştırıp raflara kaldırıyoruz. Aynı alezlerden biraz önce boşalttıklarımızı da ürerimize giyinip sıcak kahvelerimizi yudumluyoruz. Ben üçü bir arada içiyorum, ucuz yollu zevklerimden biri.

Yok öyle pahalıdan satmak kendimizi karşımızdakine. Az önce filmin birinde çingene bir oğlan burnunu karıştırdı. Çok kral hareket dedim içimden. Neysek oyuz aslında, biliyoruz birbirimizi ama niyeyse hep daha değerliymiş gibi sunuyoruz altın tepsilerde. Altın tepsi dediğim de bir milyoncudan alınma, yok yani hiçbir şeyi değeri. Yağmur yağsa sarı su akıp gideceğiz ama üzülmenin anlamı yok. Madara olmak kaldırılmış kullanımdan, yüzler kızarmıyor, el etek çekilmiyor huzurdan. Yüzsüzlüğe yüzsüzlük katarak devam edebiliriz yola.

Yol dediğin de ilk yağmurda sizlere ömür. Tek akıp giden tepsinin sarı boyası değil yani. Asfaltı yaparken de çalmışız malzemeden ama yağmur yağana kadar rahatız, aman duymasın kimseler.