09:50 - yürüyorum ağır adımlarla - 1.8.2009

0 kere okundu

     Cuma sabahı 2 saatlik uyku ile uyandım. Doktora gidip gitmeme konusunda tereddüt ettim, uyumak çok daha tatlı geldi. Ama laptopu da Çamlıca’ya götürmem gerekiyordu.

     Önce okula geçip sevk kâğıdımı aldım, sonra ver elini Kadıköy. Araba da Kurtuluş Abul’u  gördüm, 11. Sınıftan öğrencim. Kadıköy’de bir dönercide çalışıyormuş, ben de onun yaşlarında iken dayımın lokontada çalışırdım yazları. Para kazanmak güzel olsa da çekilir şey değildi o yaşlarda çalışmak.

     Doktor ve laptop ile işim 12 de bitmişti. Gidip eve yatmayı düşünsem de yapmadım. Mustafalar’ın büroya gidip Gökalp ve Mustafa ile lak lak yaptım biraz. Sonra en uzun yoldan Pendiğe geçtim. Derste her zamanki gibi 1 kişi vardı. Boşa anlatıyorum hissi uyanıyor bende ki performansını değiştirmezse bütünlemede de geçecek gibi görünmüyor öğrenci.

     Gezdim sokaklarda dersane çıkışı, harika bir şey yürümek başıboş. Umarım ömrüm boyunca yürümek için enerjim olur. Akşam eve vardığımda saat 10 olmuştu.

     Yağmur yağdı dershanede iken, kendimi dışarı atıp dolaştım. Yağmur gibisi yok, ne olur benim yaşadığım yerlerde de sel olsa, kar yolları kapasa. Ama tadımlık kar ve yağmur ile sıyırıyorum hep.

     Ağustos başladı bugün ve ben hala çalışıyorum. Dün Orhan ile konuştum Marmaris’te yatıyor, Mehmet ile konuştum Altınoluk’da, Ümit Kuşadası’nda, Tamer pazartesi Tubitağın kampına katılacak  ben ise bir dolu hayvanla birlikte İstanbul’dayım

18:10 - geri sayım devam ediyor - 3.8.2009

0 kere okundu

     Aldı beni bir stres, bekliyorum ha belli oldu ha belli olacak. Önümüzdeki 3 yıl boyunca görev yapacağım okul hangisi acaba? 4 ağustosta belli olacağı duyurulmuştu, bugün il milli eğitimi aradım, yerlerin belli olduğunu valiliğe imzaya gönderildiğini söyledi. Acaba ben neredeyim?

     Dün sabah uykulu uykulu dershaneye gittim. İlk dersimde bir öğrenci vardı, ikincisine birisi daha geldi. Anlatım bitirdim konuları. Gelecek haftadan itibaren YBS den soru çözümüne geçeceğiz.

    TBT 1 kişi ile bir saatimi aldı. Öğrencimin annesi Yalova’dan geliyormuş onu almak için izin istedi, tabii ki dedim neden olmasın.

     Dün gece tez ile uğraştım, karışmış bir dolu yeniden düzenledim, zor iş ve bitmedi hala.

     Abim geliyor haftaya ve 5-6 gün buralarda olacak, Sakarya’da bir davası var uzun süre devam edeceğe benziyor.

     Sabah uyandığımda saat dokuzdu daha, kalkmanın bir anlamı olmadığı için uyudum, yine uyudum ve hep uyudum. Kahvaltı olayını hallettiğimde saat 5 olmuştu. Dondurulmuş midyem vardı, una ve yumurtaya bulayıp kızartmayı denedim. Fena olmadılar ama yine de gidip dışarıda midye yemek hem akıllıca hem daha ekonomik. Evde pineklemek düşüncem ama belli olmaz sokağın çekiciliğine de kapılabilirim.

     Yarın belli oluyor yeni görev yerim neticede ve bu yeni evimin nerede olabileceğine dairde çalışmalar yapmaya başlamamın gerekliliğini ortaya çıkartıyor. Yeni okul ve yeni ev. Hep sevmişimdir yaşam alanımı değiştirmeyi, alışkanlıklar hayatı tekdüze hale getiriyor. Sabiha Gökçen KML ya da Kartal İMKB KML seçenekler, diğerleri düşük ihtimal

13:58 - sonunda belli oldu yeni adresim - 5.8.2009

0 kere okundu

     Dün sabahtan beri uğraşıyorum yeni okulumu öğrenmek için. Önce il milli eğitimi aradım ama listelerin valiliğe imzaya gittiğini söylediler sonra valiliği aradım ama bir sonuç alamadım. Bu işi defalarca tekrarladım akşam olana dek. İlsis ve İstanbul Mem’in sitelerine onlarca kez baktığımı söylemiyorum bile.

     Site içerisindeki okula gittim dün sabah, basketbol yaz okulundaki elemanlar ile hocalar karışık basket maçı yapacaklarmış. Yarım saatten fazla koştuk topun peşinde, bir dolu ter döktüm ama yine de yenildik. Maç kolasınaydı, 3 tane 2 litrelik kola kaybettik.

     Eve döndüm maçtan sonra ve bir daha çıkmadım dışarı. 2-3 tane film seyredip yeni görev yerimin peşinden koşturarak geçirdim günü.

     Annemler aradı gün ortası, fındık topluyorlarmış. 10 yıl önce ben de onlarla birlikte fındık toplardım, çok sıkıcı iti ve hep kaytarırdım. Şimdi zevkliymiş gibi geliyor oysa fındık ocaklarının altında dolaşmak, annemin doldurduğu sepetleri boşaltmak, çuvallarca fındığı sırtıma alıp harmana taşımak.

     Gece film seyrederken Ceyhun aradı. Gecenin ikisinde Okan’ı eve bırakmış, geri dönüyormuş.  Bizim Okan 1 yıl önce evlendi, tayin olayı yüzünden protokol evliliği yapmıştı ama zaten aynı kızla evlenecekti de. Ama kızın annesinin cadılığı yüzünden bir türlü bir araya gelemediler. 1 yıldır ayrılar ve ekimde boşanacaklar hiçbir araya gelemeden. Üstelik seviyorlar da birbirlerini. Ama kız ailesinin sözünden çıkamıyor. Okan boşanmayacağını söylemiş, bugün arayıp akıl vereceğim. Git bas evi al karını diyeceğim. Yarın geberip gidecek anne babalar yüzünden hayatını aksatmanın ne anlamı var.

     Yeni görev yerimi öğrendim bu arada. Önce valiliği sonra ilde doğru yeri aradım ve tayinimin çıkıp çıkmadığını öğrendim. Artık merak edecek bir şey kalmadı benim açımdan

13:58 - sonunda belli oldu yeni adresim - 5.8.2009

0 kere okundu
     Uykum var bir dolu ama ben dershaneye gidip öğrencinin birini ders çalıştırmak zorundayım.        
     Abim bende 3 gündür, Çarşamba geldi ve pazartesiye kadar kalacak.
     Çarşamba akşamı Ertan’a gittim akşam vakti. Tam Sultanbeyli’ye geçecektim abim aradı gelsenize diye. Ertan’ı alıp bana döndük. 5 yıldır falan görüşmemiştiler Ertan ile abim. Gece ikiye kadar lak lak yaptık.
     Çarşamba akşamı Takanaki’nin tezi ile ilgilendim sabaha kadar. Sabah da 6 gibi evden çıkıp okula gittik. Savunma verdi koca kafalar, bana soracak olursanız FF alacak savunmalara AA verdi hocalar.
     Dün bir dolu soru çözdürdüm TBT dersinde. Geçmeleri çok kolay olmayacak, o yüzden soru çözümüne ağırlık verdim.
     Ertan (Ertan Pulat) ile İlsis’e baktığımızda tayinimin çıktığı okul görünmüyordu. Çıkmadı senin de tayin oğlum dedi. Olur mu öyle şey ben ilden öğrendim dedim. Dün tekrar aradım ili, kafasızlar iki elleriyle bir çükü doğrultamıyorlar. Karışıklık varmış ta falan da felan. Benim tayin işi oldu netice itibariyle. Yeni iş adresim Maltepe Mehmet Salih Bal Ticaret Lisesi.
     Dün gece abim (Kazım Sarımemeoğlu) geç geldi, şimdi karşımda oturmuş dava dosyaları ile uğraşıyor. Ben ise dershaneye gidip koca kafalının birine soru çözdüreceğim. Allahtan yağmur yağıyor da sevinecek bir şey var.

10:35 - harbiye açık hava - 10.8.2009

0 kere okundu
     Gitti abim, dün akşam 9 uçağıyla eve, Trabzon’a döndü. Nedense çok az tanık olunacak bir şekilde iyi anlaştık. Gerçi bunda ona tanıdığım sınırsız özgürlüğün payı da yok değil.
     Hafta sonu ders trafiği gayet tatmin edici düzeyde idi.  10 saat dersim vardı ve sadece 2 saatinde öğrenci vardı.  Artık kötü hissetmeye başladım ama. Neden bu elemanlar benim dersime gelmiyor. Tamam kolay olabilir ama en azından bir kez gelir insan. Yarısı bir kez bile uğramadı dersime.
     Cumartesi akşamı Ertan Pulat, abim ve ben Trabzon’un maçını birlikte seyrettik. Bir takım bu kadar mı göze hoş gelen futbol oynar, mest olduk. Karşıda Sivas gibi kıçı olması gereken yüksekliğin 8 katı yükselmiş bir takıma deplasmanda 2 gol atmak, üstelik dalga geçer gibi top çevirmek, eze eze yenmek mutluluk verici. Darısı haftaya Diyarbakırlı “kardeşlerimiz”’in başına.
     Hala ilsiste görünmüyor beni tayin olayı. Tamam aksaklık olsun da boku çıkmasın. Nedir bu, bir iş yapıyorsanız adam gibi yapın. Kıçınızın üzerine oturup hata var demekle olmuyor.  Nasıl hata ise 1 haftadır düzelmedi. Korkum hatalarının zaman aşımından dolayı hata olmaktan çıkması olasılığı.
     Dün akşam Viaport’a gittik abimle. Evden çıkmadan acele edelim dedim ama kalkamadı bilgisayar başından.  Koşturduk bir dolu, bir mağazadan öbürüne sıçradı. Ala ala Bisse’den 2 gömlek aldı.
     Akşam Harbiye Açık Hava’da Volkan Konak konseri var, saat dokuzda. Hemşerim elin İstanbul’unda konser verecek, yalnız bırakmamak gerek.  Akşam çok keyifli bir planım var yani.

10:35 - 10 ağustos güzel bir gün - 11.8.2009

0 kere okundu
     10 ağustos pazartesi güzel bir gündü. Sabah Yarımca’ya gidecektim ama uyanamadığımdan öğlen yola koyuldum. Trene geç kaldığım için bilet almadan bindim, görevli gelmediği için de para vermeden indim.
     Yarımca’dan dönüşte tren istasyonu civarında gezmek için zamanım vardı. 3 yıl yaşadım oralarda, her gün tren istasyonunun altından geçen geçitten bir ileri bir geri gidip geldim. Deniz kenarındaydı evimiz, balkona çıkınca iyot kokusunu alabiliyorduk. Boş bir salonumuz vardı, skuaj oynar ya da  mini kale maç yapardık abimle.  Kocaman ve boş bir salon.   Kaçak elektrik kullanırdık, 3-4 tane ısıtıcı kullanır 3-5 milyon elektrik parası verirdik. Hatta bir keresinde yakalanıp bir dolu stres yaşamış ama uyanıklığımız sayesinde halletmiştik meseleyi. Bir dönem Orhan Çam ev arkadaşımız olmuştu, onu öldürmek istediğimizi söyleyip ayrılmıştı bir yıl sonra, gülmüştük bir dolu. Sonra Samsunlu arıza bir arkadaş gelmişti. Abimin alt sınıfından bir eleman, dersleri çok iyiyken “urupsu” diye nitelediği bir kız yüzünden okulu uzatmıştı. Yaralı bir kumruyu eve getirip bir dolu yedirmiş, kuşun odayı baştanbaşa pislemesine izin vermişti. O da bir sabah toplayıp eşyalarını gitmişti. Alt katımızda adamın biri karısını bıçaklayarak öldürmüştü gözümüzün önünde. Muhittin yüzünden evimizi polis basmış, Hereke’nin  itleri  yüzünden eve kapanmış, sabahlara kadar kâğıt oynamış, salona internet kafe kurup oynamış bir dolu bir şey yapıp çok mutlu olmuştuk imkânsızlıklara rağmen.
     Dün gezdim evin önünde, deniz kıyısında 5-10 dakika. Ev hala eskisi gibi ama muhtemelen canı sıkılıyordur. Artık ne biz varız ne de alt katta Müzennet’ler.  Gece herkes uyuduktan sonra komşunun bahçesine girip meyvelerini çaldığım şeftali ağacı duruyor. Erik, ayva ve dut ağacı da duruyor. Hala sallanıyordur da ev her tren geçişinde. Ama biz yokuz, daha da kötüsü gittiğimiz yerlerde biz kalamadık, mutlu olmayı başaramadık gerektiği gibi. Paralar kazandık, sevgililerimiz oldu, okullar bitirdik ama hiç birimiz o günlerdeki kadar mutlu değil gördüğüm kadarıyla. Hayat kötü şey aslında çoğumuz için her ne kadar aksini savunsak da, savunsam da çoğu zaman.
     Dün gece de çok güzeldi Harbiye Açık hava Sahnesi ve Volkan Konak. Bir sonraki yazımda da bundan bahsederim artık. Şimdi sabah gazetelerini okumam gerek.
     Yeni okulum da resmi olarak kesinlik kazandı bu arada. Maltepe Salih Bal Ticaret Meslek Lisesi.

15:20 - sevgili Ulaş - 13.8.2009

0 kere okundu

     Hatırlar mısınız bilmem, Ulaş (Ulaş Çorapcı) adında bir arkadaşla msn sohbetimizi yayınlamıştım buradan. Sonra bana küstüğünden dolayı da ufaktan atıp tutmuştum. Salı günü Orhan aradı, eleman zor durumda kalmış, Google’da Ulaş Çorapçı yazınca ilk sayfada benim linkim çıkıyormuş. Üstelik ismin yanında hiç hoş olmayan tabirler ve sıfatlarla birlikte. Arasın beni sileyim dedim Orhan’a, önce mırın kırın etti sanırım ama sonra aradı. Çok sıcak konuşmasını beklemiyordum ama tehdit etmesini hiç beklemiyordum. İstediğini yaz dedim benim umurumda değil. Varsın birileri bana hayvan desin, salak desin hatta abartıp homo desin dolandırıcı hırsız desin. Aklınıza ne gelirse yani. Aileme laf etmedikten sonra umurumda olmaz. Evet sevgili Ulaşcığım, birisine bir yanlış yapınca en azından özür dilemelisin. Karşındaki seni sevse bile böyle bir durumda kalmana sebep olabiliyor. Daha önce yazmışımdır, insanlara kızmam ben, sergiledikleri davranışlara kızarım. Bir özür dilemiş olsan bunların hiç biri olmayacaktı, öptüm yanaklarından…

     Dün akşam İzmit’e geçtik Fikret (Fikret Memişoğlu) ile beraber, garibim zaten işten çıkmış ve yorgun, ben ise sürükledim onu 100 km uzağa. Canım sağ olsun, nolacakki.

     2 gündür evdeydim, hatta yataktan çıkmadım doğru düzgün. Sabah okullarımdan birine gitmek için plan yapıyorum ama mesai bitimine yani akşam beşe kadar evden çıkamıyorum. Bir ağırlık çöküyor üzerime, bir uyku bastırıyor, karşı koyabilene aşk olsun.

     Dershaneden bir öğrenci var, takılmış peşime ders çalıştır beni diye. Güzel evladım, bu yaz gününde yatıp uzanmak, ya da boş boş oturmak varken durup sana ders çalıştırmak nasıl bir eziyet farkında mısın. Hem geçen hafta Cuma gelecektin, o kadar bekledim ama sen dışarılarda fink atıp gezdin ve gelmedin. Yarın sözüm var, ders çalışacağız eğer kalkabilirsem yataktan ve eğer kıyabilirsem kendime. Çok özveriliyimdir öğrencilerim konusunda bilirsiniz...

00:20 - 17 ağustos dediğim - 17.8.2009

0 kere okundu

     Gecenin üçüydü sanırım, gerçi kayıtlarda saniyesi saniyesine bellidir tarih, Yahya Kaptan’da altıncı katta uyuyordum. Yarımca’da ki iş yerimden çıkıp, alt yol arabası ile Kaptan’a geçmiştim geç saatte. İyi hatırlıyorum, 300TL civarı bir para masanın üzerinde duruyordu. Hemen yanında telefonum ve evin anahtarları. Gece balkonda oturup karpuz yemiş sonra da uyumuştum. Uyandığımda ki sarsıntıyla uyandım, yatak sallanıyor pencerenin çerçevesi ve kapı sürekli yer değiştiriyordu. Erzurum’dan hatırlamıştım hemen, gayet soğukkanlı bir şekilde önce yatağın altına girmeyi düşünüp sonra nasılsa öleceğim diye üstümü giymek için hamle yapmıştım. Pencereyi kapamak istemiş ama kolu tutmayı becerememiştim, aynı sorunu açmak istediğim kapıda da yaşamış ama ısrarım sonucunda başarmıştım. Altıma pantolonumu giyip, üzerime Moment’den aldığım önden düğmeli tişörtümü geçirtip, paraları ve telefonu da almayı başarmıştım. Bu sırada ölecek olma fikri kaybolmuştu sanırım çünkü terliklerimi giyip merdivenlerden seri adımlarla inmeye başlamıştım. Çocuklarını binadan çıkarmaya çalışan aileler dikkatimi çekse de ilgimi çekmemişti, tek amaç binayı terk etmekti. Çıktığımda her yan insanla kaynıyordu. Mevlüt Hoca vardı fakülteden bahçede onunla karşılaşıp biraz konuşmuştum. Önce eski oturduğum evin oradaki göbeğe gidip ardından fikir değiştirmiş yanılmıyorsam adı 23 Nisan olan ve bahçesinde basketbol oynadığımız ilköğretim okuluna gidip basket potalarının birine sırtımı yaslamıştım. Etrafı seyrederken koşuşturan insanlar, çığlık atan, sıkıştığı evden çıkamayıp yardım isteyen insanlar bir film şeridi gibi geçip duruyorlardı. Oturduğum beton zemin sallandığında yaşadığım anın büyüklüğünü anlamıştım, yerküre sallanıyordu akıl almaz bir biçimde. Tarih 19 ağustostu, vakit gece yarısını geçmişti ve ben bir başıma İzmit’de idim. 

     Son üç gündür bir koşuşturmaca dershaneye gidip geliyorum.  Hani bahsetmiştim bir öğrencimin özel ders istediğinden. Gelmedi Cuma günü derse. Gerçi ben de dershaneyi arayıp normal dersime de gelmeyeceğimi söylemiştim. Ama cumartesi günü öğrencimi gördüğümde nabız yoklamak için neden gelmedin derse dedim karşılığında siz de gelmediniz dediyse de ben daha uyanık çıkıp hayır sadece derse gelmedim ama senin için geldim dedim. Üzülmüş numarası yapıp üzüldüm şimdi bu ikinci oldu dediyse de ben konuyu tatlıya bağladım sayılır. Üzülmene gerek yok bu ikinci değil sonuncu oldu dedim. Bir sıkıntıdan daha kurtuldum yani.

     Dün YBS’ de öğrenci yoktu, TBT için 1 saatlik bir mesai yaptım. Dershaneden sonra Kadıköy’e geçip hoş bir mekânda önce yemek yiyip sonra “canım kardeşlerim”in memleketinin takımına iki bir yenilişimizi seyrettim küfrettiğim maç sonu alkışlarıyla birlikte.

     Maçtan dönüşte Volkan ve eşi ile karşılaşıp evde devam eden güzel bir sohbete koyulduk.  Misafirlerimi uğurladığımda saat biri geçmişti.

     Bugün YBS dersi gayet dolu geçti TBT ise alabildiğine öğrencisiz.  Saat beş gibi Gebze’ye Ümit’e gittim. Babası gelmişti, epeyce bir sohbet edip yemek yedik.

    Yarın karşıya geçeceğim, Boğaziçi Tıp Merkezi’nde saat üçte randevum var.

03:50 - yarına bir şey kalmadı - 17.8.2009

0 kere okundu

     Aynadaki yüzüm, uzamış sakalları ve dudağımın kenarındaki ketçap kalıntısıyla boş vermişliğin gece yarısı sefasındaydı sanki. Üzerimdeki tek kıyafetimin buruş buruş olmuş bir boxer olması da manzarayı alabildiğine istediğim kıvama sokuyordu. Akşam eve geldiğimde çıkardığım pantolonum ve tişörtüm salonda gelişi güzel konuşlanmış, mutfaktaki bulaşıklarında da onlardan geriye kalır tarafı yok. Saat gecenin üçü olmuş, otüzüç yaşımdayım ve elimde kendimden başka hiçbir şey yok.  Az sonra uyuyacağım ve uyanacağım gün doğduktan saatler sonra, hayat devam edecek. Birileri ile telefonlaşıp,  başka birileri ile selamlaşacağım gün dolsun diye, ipe sapa gelmez hayatlardan biri sürüp gidecek gövdemde.

     Dün okula gittim günler sonra, en az 10 kez sabah kalkıp okula gitmeyi düşünmüş ama başaramamıştım. Yemek yiyordu üç ahbap çavuş gittiğimde. Oturup lafladık biraz, kararnamem gelmemiş daha, yani yasal olarak başlamamış gitme sürecim. Müdürüm, dostluğumuz devam edecek hep, ne zaman canın sıkılırsa buradayım dedi laflardan birini keserek. Üstelik öylesine, herkese söylenen cümlelerden biri olmadığını bildiğimi de biliyordu. Başka bir laf arasında Ruşen Abi öğrencilerden biri hakkında hiç hoşlanmadığım yorumlardan birini yaptı, Aytekin Abi her zamanki gibi birkaç film istedi iş aralarında seyretmek için.  

     Okuldan sonra boynuma epilasyon yaptırmak için Beşiktaş’a geçtim. Sakallarımın verdiği can sıkıntısını hafifletmek amacım… Epilasyon çıkışı Pizza Hut’a gidip sınırsız menüden bir dolu pizza yedim büyüyen göbeğime aldırış etmeden. Ardından İstanbul’un tatlarından birine verdim gövdemi, vapurla Kadıköy’e geçtim.
Eve vardıktan sonra bir arkadaşla keyifli bir sohbete daldım bir süre messengarda. Ki pek sık sohbet etmem internet üzerinden. Ya yapacak işim yoktur ya da canım sıkkındır uzun sohbetler zamanı.

    Bu sabah yeni okuluma gitmek için erken uyanmaktı amacım. Ama her zamanki gibi evden çıkışım saat ikiden sonra oldu. Yeni okulum fena değil. Zaten lüks denen şeye çok yakın olmadım hayatım boyunca. Arıza bir müdür yardımcım varmış öyle duyum aldım. Tanışırsınız dedi Urfalı olan diğr müdür yardımcısı, serttir biraz diye de ekledi. Olsun dedim, yumuşatırız, alırız sertliğini. Hadi oradan demiştir içinden belki de. Gerçi belki de kafa buluyordur benle. Severim macerayı ama yine de umarım tepelemek zorunda kalmam idarecilerden birini. İyi geçinmek her zaman daha güzeldir.

     Okuldan sonra yürüyerek yaşadım t Bostancı’dan Kartal’a kadar koşarak yaşadığımız bu dünyada. Keyifliydi ve tadını çıkarmamak için hiçbir sebep yoktu yediğim ikinci sınıf dürümü saymazsam.

     Eve vardığımda saat onbir olmuştu, bilgisayarın başına oturup Orhan ile lak lak yaptım biraz. Kürt açılımı başlıklı yazımın başıma dert açabileceğini söyledi Esra, yeterince pısırık davrandık dedim, artık karşımızdaki  hainler kadar cesur olmak gerek.

     Yazımın başındaki ketçap birikintisi tok karnına yediğim 3 hamburgerden kalma. Seviyorum bol mayonezli ve bol ketçaplı hamburger yemeyi. Doymak için değil zevk için yiyorum. Bir de film seyrettim hamburgerlere eşlik etsin diye.

      Yarın planlarım var, yine erken kalkacağım hesapta. Akşam misafirim var, menüde balık evde ise tarihinin en büyük kalabalığı olacak. Çok değil topu topu 3-5 kişi.

      Bir abimin sitesi var, güzel yazılar yazıyor. hatta geçen haftaların birinde dünya şairler birliği tarafından haftanın şairi seçidi. İlgilenenler için sitenin adresini veriyorum.

http://www.cengizsokmen.net/

23:40 - postmodern bıyıklı ramazan - 21.8.2009

0 kere okundu

     Bıyık bırakmıştım , postmodern ülkücü bıyığı. Millet Kürtlere açılım yapacaksa ben de ülkücü olurum arkadaş, istemeye istemeye. Pozitif ayrımcılık istemiyorum bu ülkede. Birileri daha eşit olmak istiyorsa hak edip almalı. Kanuna bağlı kalmaları da vazgeçilmez değil sadece yakalayan kanun koruyuculara saygılı olsunlar ve asla şiddete başvurmasınlar. Ama olmaz anacım, birileri ezilmiş halklara hak ettiğinden fazlasını verme ihtiyacı hissediyor. Umarım yanılan ben olurum.

     Salı nasıl geçti hatırlamıyorum ama Çarşamba günü bomba gibi bir haber aldım. Hatta tam anlamıyla gittim ve aldım Perşembe günü gelmesi gereken haberi.  Aynı günün akşamı misafirlerim vardı, volkan ve eşi ve tamer ve Takanaki vardı yemekte. Hamsinin yanında kocaman cüssesine ve kızarırken kullandığı tereyağına rağmen hamsiye nispeten sönük kalan tadıyla alabalık vardı. Gece onikiye kadar sürdü şamata, güzeldi ve tekrarlanması gerekiyor.

     Dün ders vardı her zamanki gibi ve ben geç kaldım son zamanlardaki gibi. Umarım emeklerim boşa gitmez ve en azından benim dersimden geçer ümitsiz öğrencilerim.

     Bu sabah oruçlu uyandım. Telefonun ucunda müdürüm vardı, müstakbel eski müdürüm. Tayin işleri varmış makbule hocanın ve okula gelmem gerekiyormuş. Sürdüm gittim  ve Aytekin abinin inadına beceriksizliği refakatinde 4-5 saatimi heba ettim.

     Dedim ya postmodern ülkücü bıyığı bıraktım diye herkes tepki gösterdi.  Sağ olsun Tamer ve Volkan beğendiler sadece.  Keseceğim az sonra bıyıklarımı ve saçlarımı da kazıyacağım üşenmeme rağmen. Güzel yüzümü gölgede bırakacak kadar uzadı saçlarım. Yüzüme haksızlık edemem, saçımı kazıyım açığa çıkarmalıyım annemin neye göre yakışıklı olduğu tespit edilememiş oğlunun güzel yüzünü.

     Orucu her yılın ilk iftarında olduğu gibi geç açtım. Kafkas çorbası ve kadın butu köftem vardı menüde. Fırında sebzelerim geç kaldı, yoğurt için buzdolabına kadar gitmek zor geldi, salata olayına da ayrıntıya girmeden vakıf oldum. Güzeldi yani, seviyorum ramazanı. Her şeye rağmen yıllardır yapmadığım bir şeyi yapsam ailemle birlikte açsam iftarı ne güzel olurdu. Ama muhtemelen bu yıl için böyle bir şey söz konusu değil.

10:55 - uykum var - 23.8.2009

0 kere okundu
     Geceleri geç yatıyorum artık. Sahur yemeğini yemek için dörde kadar ayaktayım. Dün gece de öyle oldu, üç buçukta yemek yiyip dörde kadar temizlik yaptım. Daha önce de boş durmadım tabii ki. Gördüğünüz üzere sayfamda birazcık değişiklik yaptım.
     Dün sabah kalktığımda uykum vardı, gerçi sabah dediğim saat on olmuştu ve ben altıda uyumuştum. Dershaneye dersimin boş geçmesi hayali ile gitmiştim, eve gelip uykuma kaldığım yerden devam edecektim ama iki dersimde de birer öğrenci vardı ne yazık ki.
     Dersten çıktıktan sonra oyalanmadan eve geldim. Dün geceden kalma fırında sebzeleri mısır unu ile kızartmaktı planım iftar için. Ama önce bir film seyretmeli diye düşündüm. Uyuyakalmışım, uyandığımda iftar olalı 10 dakika olmuştu, ikinci akşamı orucun ve ben yine geç açtım orucu. Diğerlerinden uzun süre aç kaldığıma göre daha fazla sevap alacağım.
     Yemekten sonra filme kaldığım yerden devam ettim kanepede uzanıp yemeğin verdiği ağırlıkla. Sonra web sayfamla ilgileneyim dedim, siyah üzerine beyaz yazı olayından beyaz üzerine siyah görüntüye geçiş yaptım. Renk olsun diye de mavi kenarlıklar kullandım, umarım iyi olmuştur.
     Volkanın eşi Nihal’in tayini benim okulun yakınına çıkmış, ilk tercihi olduğu için pek sevinmişler. Birimiz Gülsuyu Köprüsü’nde inecek birimiz Maltepe.
     Halamın oğlu Arif’in askerliği Küçükyalı’ya düşmüş. Dün konuştum telefonda, bugün akşam teslim olacak.

01:10 - trabzonluluğun vazgeçilmez ızdırabı - 24.8.2009

0 kere okundu

     Ne acı şey Trabzonlu olmak, Trabzonsporlu olmak… Her hafta bir ümit bu kez her şey daha güzel olacak diye ümitlenip her seferinde hayal kırıklığına uğramak ne kötü şey. Ruhları beş para etmez on onbeş tane adam bir dolu para aldıkları halde gezinip durmaktalar saha içerisinde. Hiç birinin içinde Trabzon sevdası yokken, hiç biri Trabzonlu olmak ne demektir bilmezken nasıl Trabzonluları mutlu edecek şeyler bekleriz onlardan onu da bilmiyorum bilemeyeceğimde. Koca kafalı başkanımız Sadri Şener maçın son yirmi dakikasında sahayı terk ediyor haklı olarak. İyi de takımı yapan sensin, Süleyman Restoran da üniversiteli kızlarla oynaşmayı biliyorsun da bu seyircinin ana avrat küfretmek için başkana ihtiyacı olduğunu neden bilemiyorsun. Sorumlu sensin, küfrü yiyecek olan da sen olmalısın. Manisa gibi bir takıma gol pozisyonuna giremeden kaybeden bir takım büyük takımıdır biliyorum ben ama ne yazık ki Trabzonsporluyum ve bu değişmeyecek.

     İftardan sonra maç seyretmek için kahveye gittim. Genelde küfredenlere kızan ben eşek yüküyle küfrettim haysiyet yoksunu futbolculara, her haltı bildiğini zanneden koca kafalı başkana. Tuttuğum oruçtan kazandığım 3 kuruşluk sevaba ceptekilerden 7 kuruş daha ekleyip günah olarak 10 kuruşluk zarara girdim. Allah beterinden saklasın,  yüzümüzün güleceği yok anlayacağınız.

     Sabah kalkmak koydu bana bugün. Sabahın beşinde yatınca 5 saat uyku ile uyanıp derse gitmek yaz formatına uygun bir davranış değil. Ama para aşkıyla her şeyi göz ardı edip kalkıyor derse gidiyorum. Para dediysem de öyle ahım şahım bir şey değil. Hem ne kadar kazanırsam kazanayım daha fazlasını yiyorum her seferinde. İçerdeyiz her durumda anlayacağınız üzere.

     Bugün öğrencilerim sürpriz yapıp toplu olarak derse geldiler. Yaz döneminde ilk kez 5 öğrenci birden gördüm sınıfta. Gaza gelip güzel güzel ders anlattım, zevk bile aldığımı söyleyebilirim.  TBT dersinde yine öğrenci yoktu, saat ikiden sonra boştum yani. Koşturup eve geldim ve bilgisayarımın başına geçtim. Bilgisayarın başına geçtim dediysem ellerim klavyede değildi. Kıçımı koltuğa yerleştirip Parti Hayvanları isimli bir çizgi filmi açtım ve uyuyana kadar seyrettim, tamı tamına 15 dakika. Saat çaldı ve uyandım iftara yarım saat kala. Biliyordum uyuyacağımı ve saati kurup işimi sağlama almıştım. Bu akşam zamanında yaptım iftarı.

05:20 - ev olayı üstündeyim - 26.8.2009

0 kere okundu

     Sabahlar oldum 4-5 gündür ramazan ayı dolayısıyla. Gece sabaha kadar film seyredip, öğlene kadar uyumaktayım yatağımın güzel kokusuna teslim edip gövdemi.

     Dün akşam iftardan sonra Volkan aradı, müsaitsen çay içmeye gel dedi. O sıra Nur Çaku ile konuşuyordum messengerda. Tolunay Hoca’ya haksızlık hatta saygısızlık yaptığını düşünüyor, özür dilemek istiyormuş. Ama sadece özür dilemek istediği, Tolunay ile yüz göz olmak niyetinde değil kesinlikle. Amacı içini rahatlatmak, yaptığı yanlışlığın vicdan azabından kurtulmak. Akıllı kızdır Nur, doğru ile yanlışı yaşına göre iyi ayırır. bir de yazılım mühendisliğine yazılmasını istiyormuş amcası mühendis olmayı istemesine karşın. Bol aklımdan ona düşen payı verip çıktım evden çay davetine icabet etmek için.

     Evi taşımayı düşünüyorlar. Nihal’in okuluna yakın bir yerde, Cevizli’de birkaç daire bulmuşlar benim de fikrimi almak istiyorlar. Ben taşınmaktan yanayım. Medeniyet 2 yıldır özlemini çektiğim bir olgu. Hem de İstanbul denen metropolde yaşarken.

     Bu sabah yine kalkmakta güçlük çektim. Ama 2 gibi başarıp Fethi Gemuhluoğlu’na gittim. Kira muhabbetinden bahsederken Nail hoca İdealtepe’de abimin evi var dedi. Telefonla arayıp konuştular. Sonra okuldan çıkıp yeni okuluma gittim, genç yaştaki müdürümle tanışma fırsatı buldum. Geçen hafta tanıştığım müdür yardımcısına oranla güler yüzlü bir eleman yeni müdürüm.
İdealtepe’den Maltepe tren istasyonuna kadar bir dolu ev sahibi ile emlakçıyla konuştum. Şimdilik Nail Hoca’nın abisinin evi 1. Sırada. Bulunduğu mahalle ve denize 400 metre olan uzaklığı küçük mutfağı ve okuluma göre ters yerde kalması özelliklerini görmezden gelmemi sağlayabilir.

     İftarda Ertan Pulat’ın ablası Sultan abladaydım. Gayet güzel yemekler ve memleketim kokan güler yüzler vardı masada. Bu yılki ramazan’ın en keyifli yemeğini yedim. Saat 11 gibi çıkıp dolmuşla eve geldim. Film seyretmeye ara verip bir şeyler karaladıktan sonra devam edeceğim tekrardan film olayına.

     Yarın erken kalkmam gerekiyor. Maltepe’den Cevizli’ye kadar ev bakmam gerekiyor. Amaç maksimum 650 TL verip denize yakın mümkünse tren yolunun da altında bir ev tutmak. Hadi hayırlısı…

03:30 - bok yoluna gitti tırnağım - 28.8.2009

0 kere okundu
  1. Okul başladı
  2. Sanırım evi tuttum
  3. Tırnağım koptu

    Evet, yanlış duymadınız tırnağım koptu. Trabzon’da futbol oynarken tırnağımı yaralamıştım, sol ayağımın başparmağına ait tırnak 1 aydır kapkara duruyordu.  Bir saat kadar önce bahsi geçen tırnağımı kanepeye çarpıp hiç hoş olmayan bir duruma neden oldum. Kocaman tırnak etten ayrılıp havaya kalktı. Benimle olan tek bağı tırnağın parmaktan çıktığı yer. Gece vakti bir şey yapamayacağım için yara bandıyla tırnağı tekrar parmağa yapıştırdım. Yarın sabah ilk iş tırnağımı çektirmek olacak. Umarım acımaz, aksi duruma katlanabileceğimi zannetmiyorum.

   Dün akşam Volkanlarda iftardaydım, bir önceki akşam Sultanbeyli’de Ertan’ın ablasında. Az yeme planım üç akşamdır sekteye uğradı. Bu akşam da Volkanlar bendeydi. Pek bir görüşür olduk ailecek.

     Bu sabah okulda toplantı vardı. Senenin ilk toplantısını yapıp yarın sınavlara başlamak üzere ayrıldık. Sanırım gelecek hafta tayinimi Maltepe’ye alırım.

     Dün gece Volkanlarda yemek yedikten sonra bana geldik. İkimizin de ortak bir hobisi varmış, FİFA oynamak. Dün geceden beri ki bu gece de devam etti maç olayı, sanırım 15 maç yaptık. Bu lig bitmez, benden söylemesi.

     Önce Volkanlara ev tuttuk. Cevizli de içi çok güzel döşenmiş bir daire. Sonra ben derse gelmek zorunda kaldım. Malum Perşembe ve Cuma günleri dört buçukta dersim var.   Volkanlar ise ricam üzerine İdealtepe’deki kararsız kaldığım evi bakmaya gittiler. Pek bir sevmişler çevreyi ve denize yakın olmasını. Bu saatten sonra da bana o evi tutmak düşer bir terslik olmazsa. Nail hocayı aradım, abisi ile konuşacak ve yarın bu işi bitireceğiz.

     Yarın için korkmam gerekiyor sanırım. Kolay değil ilk kez tırnak çektireceğim. Hadi acıya dayandım diyelim bir de tırnak yeniden çıkarken sorun yaşarsam içine edeyim böyle işin demek düşecek payıma…

19:15 - yeni adresim İdealtepe - 29.8.2009

0 kere okundu

     Korktum, hastaneye kadar gittim, doktorla konuştum hatta tırnağımı çekecekleri odaya girip sedyeye oturdum. Parmağımı uyuşturmaları gerektirdiğini bunun içinde 4-5 yerden parmağıma iğne yapmaları gerektiğini söylediler,  oysa parmak dediğin kemikten ibaret bir uzuv. Ben bulurum iğneyi sokacak yeri dedi doktor. İyide bana herhangi bir şey sokmanı istemiyorum beyaz önlüklü amca.  Gidiyorum ben dedim ve kalkıp yürüdüm. İğneden korkarım ben, çektirmedim tırnağımı.

     Dün anlaştık ev olayında, 625 TL kira ödeyerek denize 400metre uzaklıkta gayet hoş bir mahallede oturacağım. Bir terslik olmazsa haftaya cumartesi taşınacağım.

     Sınavların başlayacağını söylemiştim hatırlarsınız. Cuma günü saat 10’da kimya dersi sınavında gözetmendim.  Hiç ders çalışmadıkları halde dersten geçmeyi uman genç gözlerin bakışlarıyla savaştım. Kalırlarsa bir yılları gidecekti hatta bazılarının okul hayatı bitecekti. Geçerlerse aynı sınıfta bulundukları diğer öğrencilerin seviyesini aşağıya çekecekler hatta onların okumalarına engel olabileceklerdi yaptıkları yaramazlıklarla. Battal Hoca yardım edelim dedi, ben de severim öğrencilere yardım etmeyi ve etmişimdir de pek çok kez. Hayır dedim, geçmek isteyen az da olsa çalışmalı. Bunlar hiç kitaba bakmadan gelip bizden yardım istiyorlar. Memleketim insanları hiç emek vermeden istemeye öyle alıştılar ki bu okumamaktan çok daha kötü. Ben hayatım boyunca hakkım olanı almaya çalıştım. Alamadım da bazen ki hayat böyledir gücün yetmez her zaman, başaramayabilirsin. Ama en azından bir şeyleri alabilmek için çalışmak gerektiğini biliyorum. İsteyerek elde etmeye alışırsan dilenci olursun. Bu bir insana yapılabilecek en kötü şey, onu istemeye alıştırmak…

     Bugün erken kalktım çünkü gece boyu uyumuştum. Derste 3-4 kişi vardı. Son dersimiz olduğu için geçmiş yılların sorularını dağıttım. Muhtemelen YBS öğrencilerimden kalan olmaz ama dersi sürekli asan TBT öğrencilerim geçerse soruların basitliği ya da şanslarına dua etsinler bana değil.

     İftarda kadınbudu köftem, pilavım, çorbam, salatam ve tatlım var. Az yemek konusunda başarılı değilim nedense. Kilo vermeyi planlıyordum ramazan ayı boyunca ama sanırım başarısız olacağım.

     Sayfamı asp ile yapıyorum, yapıyoruz. "Orhan Çam" adındaki yüzde 35 düzenbaz arkadaşım sağolsun biraz zorlamayla, biraz sallayarak, biraz da zorla veri tabanı konusunda yardım ediyor bana.