Trabzon kaçamağı - 8.4.2013

247 kere okundu

Trabzon güzel, Derin’in abca abca diyerek sağa sola koşturması güzel, ailem güzel, yeşil ve mavi güzel. Kaçmak güzel kargaşadan, sevimsiz insanlar şehrinden. Kafa dinlemek güzel, yaprak döner ve Akçaabat köfte güzel. Yağmurunda ıslanmak bile ayrı güzel havasını sevdiğim Trabzon’umun.

Şartlı salıverilmiş bir mahkûmun tekrar hapishaneye geri dönmesi gibi İstanbul’a dönmek. Suçum ne bilmiyorum, ne yaptım da tekrar içeri attılar beni bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da güzel şeylerin kısa sürdüğü; tut işte Trabzon, kısa sürdü… İçim buruk.

Çok oldu yazmayalı, haftalar oldu, aylar oldu sanki. Koşturmaca, hayatın kargaşası, günlük sıkıntılar engel her şeye. Yaşamaya engel, gülmeye engel, mutlu olup yazmaya engel. Cümleler de birikmiyor artık, güzel ya da çirkin her şey gibi kaybolup gidiyorlar geçen günle. Cümleler de birikmiyor artık, mevsimi geçiyor kelimelerin…

Sılanın bir şarkısı vardı çıkaramadım şimdi, beni boşver senden ne haber diyordu. Öylesine bir boşvermişlik ki bu… Haberler bile kuru gürültü artık, ölen ölüyor kalan sağlar yerle yeksan.

Çok mu karamsar cümlelerim ya da durum tespiti mi bu bilemedim şimdi. Elinde on taneden fazla dikişi ve dirseğine kadar alçısı olan bir koca kafa olarak mutlu sayılırım. Kan sudan daha öğretici. Sadece akıp yolunu bulmuyor öğretiyor da. Cesetler, cesetler ve cesetler.

Trabzonspor yenildi dün biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz gerçi, memleketim takımının yenilmesi değil yenmesi haber oluyor artık. Ne diyor şikenin adresinde geviş getiren sakinler; “Trabzon kümeye”. Biz her kümede severiz takımımızı, sevgimiz şampiyonluklara endeksli değil çok şükür. Düşe kalka severiz. Gerçi kalktığımız pek görülmez, daha çok düşe düşe severiz ama yine de memnunuz. Hem iyi tarafından da bakmak lazım meseleye. Düşersek şampiyonluğumuz garanti. İkinci ligde bize kim kafa tutabilir. Amaç mutlu olmak, yeri ve zamanı hiç önemli değil.

çekil huzurdan - 15.4.2013

333 kere okundu

Düzmece bir hayatın afili delikanlılarıyız, ne sözümüzün bir hükmü var ne hükümden yanayız

Yağmur birikintileriyle dolu sokakta ıslak ekmek kırıntılarıyız, sırf üzerimize basmak günah diye hayattayız

Bir yanlışa bin doğruyu feda ettik, kalktık zannettiğimiz düşmelerde yerle yeksanız

Kötüyüz en bilinenden, herkes gibi olduğumuz için bu kadar rahatız

Yaşadığımız hayat hayat değil ne Türküz, ne doğru, ne de çalışkanız

Şimdi gittik ama yarın yine buradayız

Kullanılmamış kalplerimizle kalpten yanayız, sevdalıyız sevda ne bilmeden, aşktan yana sarhoşuz

Baharı göremeden kışa gebeyiz, yaşamadan öleceğiz, yanmadan söneceğiz

Hamdım, yandım ama pişemedim…

Tadını çıkartacak toyluğumuzda kalmadı, çözdük sırrını dünyanın, erdik erilmesi gerekene, hem hidayet ehliyiz hem nirvanaya gönül vermişiz

Düzenden yana düzeniz, yalandan yana yalanız

Ne kadar yaşamışsak o kadar da ölüyüz

Sevmedim seni bugün hayat, çekil huzurdan

biscolata erkekleri - 19.4.2013

736 kere okundu

Tek elle yazılmıyor arkadaş, koca klavyede bir sağa bir sola yoruluyor insan, yoğunlaşamıyor ve üretemiyor kıytırıktan cümleler de olsa. Bu aralar yazmıyorsun diyene alçımı gösteriyorum, hareket etmeyen parmağımı ve boynuma taktığım askımı. Hayat zor be annem, bir de yazımı yazayım.

O da bozulur dedim, benzer bize, kalmaz temizliği, doğallığı. Düzene ayak uydurur, kirletir içini çevresindeki kire pasa baka baka. Kir gönülde pas akılda olurmuş, öyle diyor düşünür. Başkası hakkında kötü düşünerek kirleniriz, iyi olmak için kullanmadığımız aklımızda paslanırız. O da bozulur dedim, kirlendikçe benzer bize.

Kötüyle düşman olacaksın oldun mu, karşında durması gerekeni yanında barındırıp tehlikeye atmayacaksın huzurunu. Aptalız ve ilk durakta inecek yok şoför bey, devam edelim lütfen.

Abcanın eli uf olmuş, çocuktan almış haberi annem, dikiş sayısı on dört, hasar belirsiz…

-Gelip göreyim mi diyor?

-Doktor musun anne, görüp ne olacak?

-Yardım ederim sana?

-Kızılay mısın anne?

-Hayır anneyim!

Suskunluk…

Eskiden bilirdiler, haftaya Salı güneş var dediklerinde güneş olurdu. Şimdilerde üç saat sonrasını tahmin edemez oldular. Meteorolog kadrolarına cami müezzini mi atadılar ne yaptılar bilmiyorum. Babamı arayıp sorar oldum yarın yağmur yağar mı diye.

On beş gündür uyumak istiyorum ama olmuyor. Bir Alaaddin lambası olsa, içinden kaslı maslı bir cin çıksa, dile benden ne dilersin dese…  Yüz on sene yetecek kadar para ver derim. Cinden uyku isteyecek kadar aptal değilim. Yüz on sene lafın gelişi, seksen doksan sene de olur, açgözlülüğün lüzumu yok. Hatta cinin kasları konusunda da ısrarcı değilim, biscolata erkekleri soğuttu beni, gövdenin üst bölümündeki adalelere soğuk bakar oldum. Bisküvisi modelinden iyi fikrimce, görüntü de içerik de doyurucu.

mevsimsiz uyumalı insan - 24.4.2013

398 kere okundu

Mevsimsiz uyumalı insan, üç beş cümlenin ardından uzun uzun uzamalı kalabalıklardan sessizliğe...

Mevsimsiz unutmalı insan uykusuzlukları, dost tuttuğu yıldızlardan vazgeçmeli. Yastıkta huzur vardır herkes bilir, yazı da kışı da bilir bilen…

Mevsimsiz uyumalı insan üç beş gün.

Hava güzel, sen güzelsin, kafam güzel…

Bunca güzel varken etrafta kötü olmak da güzel.

Hadi şimdi inelim rant uğruna inşaat alanı olmuş sahillere, bekçilerinden izin isteyelim denize ulaşmak için.

Bunca kötü varken etrafta güzel olmak da güzel.

Kaçıp gizlenelim herkesin göreceği yerlere, elbise olalım krala çocuklara inat.

Yirmi üç nisan dediğin koca kafalı amcalara tören tadında angarya, bebelere eğlence tadında tören.

E bu çocuklar sizinse siz kimsiniz, yok sizin değillerse neyin peşindesiniz.

Şimdi uzun bir düüüt sesiyle saygı duruşunda bulunacağız kemiklerini sızlattıklarımıza, yüzünüz kızarmasın biliyorlar sizin ne kadar büyük olduğunuzu.

Sevdim mi tam severim sildim mi bir kalemde…

Hadi oradan be evladım kimi kandırıyorsun.

Aslında ben sandığınız gibi bir insan değilim…

Biz seni zaten insandan saymıyorduk.

İyi de biraz kırıcı olmuyor musunuz?

Elastik nesneler kırılmaz endişe etme.

Döşemecinin içtiği üç tas has hoşafın üçünün de şekeri eksikmiş aslında ama sesini çıkarmamış.

Çünkü yaş ağaç kuruyucunda döşemede sorun çıkacağından hoşafçı kadar o da memnunmuş kendinden.

Aşk dediğin bir güvercin en aleladesinden, beyazı vardı da biz mi beslemedik.

Kim bilecek kıymetini kıymetsizin, sevilecek kadın vardı da biz mi sevmedik.

Damdan kavaktan cümlelerle çıktık karşınıza bugün…

Aslında anlamsız kalabalıklara anlam yükler gibi cümlelere de yükler bindirin.

Sorumluluk verin serserilerime kelli felli adamlar gibi.

Sabahları kravat takıp işe gönderin, akşamları hep aynı saatte yemek verin.

Bitti.

Simyaci Mevsimsiz uyumali insan...
24.4.2013 Çarşamba

Elastik nesnelerin kirilmayacagindan emin.. bence sen tam da sandığım kişisin