SİYASET DEĞİL SOSYOLOJİ - 2.05.2020

872 kere okundu

Camiler kapandı ki cumhuriyet tarihinde olan bir şey değil

Kapanması da gerekiyordu, doğruydu yani.

İnandığı için insan öldürebilecek kadar fanatikler, din sapıkları bile eyvallah dedi, uydu karara.

23 Nisan 2020 TBMM’nin 100. Yılı

Bilin bakalım ne oldu meclis açılışının bu yılki yıldönümünde; korona yokmuşçasına kalabalık bir şekilde Anıtkabir’e gidildi, huzura çıkıldı.

Bir taraf laf olur diye yaptı bunu, diğer taraf ise saplantılı fikirleri yüzünden.

Oysa korona vardı, sosyal mesafe vardı. Cihat için canını feda eden sapık dincilerin çizgisine yaklaştı kırmızı çizgisi Atatürk olanlar...

Oysa Atatürk yaşasaydı durun evinizde derdi muhtemelen. Ama kraldan çok kralcıların kırmızı çizgileri dini kurallardan bile daha katıydı.

Yetmedi;

1 Mayısta Taksime yürüdüler kıç kıça.

Kim mi yürüdü; sırf muhalif diye pkk sempatizanları tarafından meclise taşınan, yaptığı hiçbir elle tutulur sanat olmayan sözde sanatçı Barış Atay!

Toplumun bir kesimini ağzından salyalar akıtarak kayıtsız şartsız savunurken diğer kesimini her fırsatta aşağılayan hümanist Barış Atay!

Ve her genel başkanı bir sonraki seçimde milletvekili adayı ya da milletvekili olan DİSK başkanı Arzu Çerkezoğlu

Milyonlarcası da alkışladı onu, onları; çünkü düşmanımın düşmanı dostumdur kuralı yaşam felsefesi haline gelmişti.

Yahu her şeyden geçtim siz, biz eleştirmedik mi bu iktidarı sokağa çıkma yasağı getirmedi diye, demedik mi insanların maaşlarını ödeyemeyecekleri için yapamadılar bunu.

Konu iktidar olunca Korona tehlike saçıyor da muhalefet olunca sinek ısırığı mı oluyor?

Oluyor ne yazık ki, siyaset din kavramını nasıl ezip geçtiyse sağlık konusunu da kendinden sonra düşündürebiliyor.

Çünkü keyfi yerinde olanlar keyfi yerinde olmayanların en aptalını en çok seviyor.

Bu söylemlerin hiçbiri siyasi değildir arkadaşlar, tamamen sosyolojik tespitler yapmaya çalışıyorum. X parti fanatiği neyse y parti fanatiği de aynı derecede gereksiz canlı benim için.

Ama gel gör kimse fanatik olduğunu kabul etmiyor

Kime sorsan en sağduyulu kendisi, kime sorsan cümlelerinin hep akılcı bir dayanağı var.

"Akıllar pazara çıkmış da herkes yine kendi aklını almış" durumu.

Bir de her şeylerine biat ettikleri kanaat önderlerinin aklı var geçer akçe olan;

Papağan gibiler yani, sorgusuz sualsiz inandıkları insanın aklının fotokopisini sallıyorlar öteye beriye. Benim fikrim bu diye.

Kimsenin kimseyi ikna edebildiği yok.

Din koşulsuz itaati ister

Siyaset artık dinden daha katı bu konuda. Siyaset yüzünden başını kapatıp, camiden çıkmayanlar, siyaset yüzünden namaz kılmaya son verip, oruç tutmayanlara karşı.

Aklını kullanamayan insanların olduğu bir toplulukta, aklını kullanabilen insanların niyeti ve gücü toplumun iyilik kötülük dengesini belirler.

Bizi yirmi yıldır yönetenlerin hali ortada. Bizi yirmi yıldır yönetenlere muhalif olanların hali de ortada.

Haliyle bizim de halimiz ortada.

Sevgilisini ya da eşini seksen yerinden boynuzlayan insan sevgililer gününü yasal sevgilisiyle kutlar.

İşten kaçmak için her gün bin takla atan insan 1 Mayısta işçi bayramı kutlar.

İnanmayan namaz kılar, yüzünü buruşturan rakı içer, çocuk sevmeyen çocuk yapar, hayvan sevmeyen kedi okşar.

Hadi 2 Suriyeli misafir et dediğinde topuklayan insan Suriyeliler gelsin der. İnsan sevgisiyle gurur duyanı da Suriyeliler gebersin diye feryat eder.

Toplumun ikiyüzlülüğü iyi ya da kötü olduğunun göstergesidir.

Ama toplumun iyi ya da kötü olduğunun tespiti hiç kabul görmez.

Çünkü artık herkes aynıdır, herkes bulaşmıştır pisliğe. Kimse kendisiyle yüzleşecek kadar cesur değildir artık

Ve o kadar ileri gidilmiştir ki, ne köprüden önceki son çıkış vardır ne de u dönüşü yapılacak bir kavşak.

Tek çözüm kalmıştır geriye; şartlar ne olursa olsun kendimizi haklı sanmak ve de sunmak.

Haklıyız ve mutluyuz, hepimiz üstelik!

Şimdi diyeceksiniz haklıyız tamam da mutlu değiliz; niye?

Onu da kanaat önderlerinize soracaksınız; çünkü çalıştırmadığınız kafalarınız pas tuttu, pas tutan şeylerle sonuca ulaşmanız çok zor artık!