OTUZUNDAN SONRA - 7.1.2015

2665 kere okundu

Sokak lambasının çevresinde uçuşan tozları seyretmek için koltukları sağa sola çektim, camın önünde yer yaptım sallanan sandalyeye. Oturup ayaklarımı uzattım, elimde ıhlamur, önümde bilgisayar. Olur da bir şeyler yazarım diyordum kendi kendime. Ne yerleşebildim ne de yazabildim. Hem mevsim kış, hem soğuk geliyor camın ardından, hem ışığı da kapatmışım göremiyorum klavyenin tuşlarını.

Otuzundan sonra dost kazanmak çok zor. Geçtim otuzu liseden sonra bile kılı kırk yarıyor insan. Armudun sapı üzümün çöpü derken herkesi bir bir eleyip yine başladığı yere dönüyor. Ziya kalıyor elinde, Ceyhun ve Okan kalıyor. Sonra diyorum acaba haksızlık mı yapıyorum diğerlerine, Ümit’e, Fikret’e, Mehmet’e haksızlık mı yapıyorum. Orhan geliyor aklıma, Tamer, Sadık, Ömer geliyor. Sonra gidiyorlar geldikleri gibi, bir sebep bulup kendi hayatlarına dönüyorlar. Daha önemlilerine, daha değerlilerine gidiyorlar. Benim Okan’a gittiğim gibi, Ziya’ya ve Ceyhun’a gittiğim gibi gidiyorlar. Onur da yalan oluyor Ünzile de, Sami’yle de dönemiyorsun liseli çağlarına Zeynep’le de.

Devamını okumak isteyen kitap alsın; tırı vırı Dünya  :))

D&R'dan satın almak için tıklayın         

KİTAPYURDU'ndan satın almak için tıklayın

APTAL BU ADAM - 25.1.2015

915 kere okundu

Oysa ilk görüşte geri zekâlı olduğunu söyleyemez hiç kimse, olsa olsa gösteriş meraklısı bir ergen… Yaşı o devirleri geride bırakmış ama olsun. Ruh hali için buna benzer cümleler kurabiliriz. Düşünür insan, on dört kişinin on dakikada yürüdüğü yolu ben neden iki katı sürede kat ediyorum. Gerçi düşünmek de büyük mesele bazılarımız için. Yürüyemiyorsan yola çıkmayacaksın arkadaş, bu elle bu kafayla olmaz.

Sabahın yedisinde uyanmak için sağlam bir sebebi olmalı insanın, para için olmaz o iş. Hayata orospu olmak da bir seçim, ben ekmek arası kaşar ve salamı seçiyorum. Brunchlar sizin olsun. Ter kokan çarşaflarımı ve kılıfını elimle geçirdiğim yastığımı seçiyorum. Bu kafa o kafa, yatma kafası, cumartesi kafası. Bu hava o hava, keyif havası. Çalıyor saat ve kalkıyorum.

Siz hiç balık peşinde elli bin lira harcadınız mı? Ben harcadım. Üstelik o çalan saate itaat edip her sabah erkenden kalkarak yaptım bunu. Otobüs şoförlerinin mesaisi bittikten sonra döndüm eve. Hem kafam yorgundu hem gövdem. Hamsi desen değil, lüfer desen o da değil. Kalamar dediğin olsa da olur olmasa da. Sanki babasının evinde kalamarla büyümüş haspam! Haftada iki kez yemeliymiş çocuklar. Usta da arka çıkıyor. Karslı adamın ne işi var balıkçının mutfağında. Geçiniz efendim geçiniz, balığı balıkçıya yaptıracaksın. Balık o, yemek değil!

Aptal bu adam, aptal. Sabahın köründe balık getirdi aklıma. Daha dün geceden kalma mezgitler ve hamsilerin midemdeki turu tamamlanmamışken. Yok efendim yok…  Aptallığının farkında olacak insan! Kusura bakmayın diyecek. Ben biraz zamanınızı alacağım ama mazeretim sağlam diyecek. Aptalım ben!

Aptal mı geri zekâlı mı karar ver diyor kâğıt, kalem zaten çıkmış yoldan. İkisi de aynı bok diyor. Ben bana ne hissettirdiğine bakarım, gözlerinin içine bakarım kalkıp gitsin diye ama nafile.

TWİTTER´IN KUŞU ÖLDÜ - 31.1.2015

1121 kere okundu

Kargaya yavrusu şahin gibi görünürmüş. Benim yavrum serçe olsun, bıldırcın olsun. Kanadı kırık olsun, azıcık çirkin olsun, varsın kafası çalışmaz olsun. Şahin dediğin vahşi bir mahlûk, ne ele gelir ne avuca. Zaten karga adam olsaydı sabah akşam siyah giymezdi. Teoman mısın sen, Cem Yılmaz mısın? Hem kızımın parmağını ısırmıştı şerefsiz, aklımda hala.

İnstagram kuşu oldum ben. Twitter'dan istediğim verimi alamıyordum zaten. Geçenlerde bir siteden bakmıştım, Twitter kullanıcılarımın yüzde kırkı yalan dolanmış, yüzde yirmisi de uykucu tembel. Geri kalan yüzde kırkın neredeyse tamamı da hımbıl. Millet öksürse yüz tane RT, FAV alırken benim en iyi cümlelerim bile üçte beşte kalıyor. Ben bile takipçilerimin satın alınmış mallar olduğuna inanacağım neredeyse. Oysa ne para verdim hurda yığınlarına ne de program hilelerinden yararlandım. Neyse efendim, zaten Twitter’ın kuşu öldü sayılır, ötmez artık eskisi gibi. İnstagram’a gir dediler, artık orası popüler dediler. Girdim ben de. Çakıl taşı paylaşsan beş yüz kişi beğeniyor, hele de doğru zamanda doğru cümleyle çıkmışsan sahneye rakam yedi yüze vuruyor. Bu da benden yana yüzde on etkileşim demek. Aynı yüzdeyi Twitter’da yakalamış olsam her yazdığım bin tane tepki alacaktı. Dedim ya kuş ağır yaralı. Geçenlerde tweetprensi adında bir elemanla TT olayını konuştum, RT, FAV motorları, program hileleri gırla gidiyormuş. Zaten listedeki hashtaglardan birini tıklasan karşına reklamlardan başka bir şey çıkmıyor. Ama İnstagram öyle değil.  Emeğin karşılığını alıyorsun vesselam.

İnstagram’ın kötü tarafları yok mu, tabiki var. Kullanıcıların yüzde ellisi kendi fotoğrafını paylaşıyor; Ayşen Gruda olan da paylaşıyor üstelik İlyas Salman olan da. Daha da kötüsü beğenen bir dolu mal çıkıyor bunları. Sen beni şaaparsan ben de seni şaaparım mantığı almış başını gidiyor. Kıvanç Tatlıtuğ olsan bile beni beğenmemişsen ben de seni beğenmem diyor boş kalabalıklar. Gerçi o ya da bu şekilde ünlü olmuşsan Kıvanç olmana da gerek yok, osursan kalp yapıyor danalar.

Zoraki esprilerden sıkıldım, ucuz laflara Cem Yılmaz kelamı yapılmasından sıkıldım. Sıkıldım senden kuş. Bu saatten sonra kargayı karşısına alıp açık açık konuşsun birileri. Karga dediğim bizim Jack, kuşun sahibi. Ona sorsam şahin gerçi, hem de doğan görünümlü. Benden duymuş olma ama ölüyor senin kuş.