KALABALIK KÖTÜ BİRİSİ - 12.10.2019

556 kere okundu

Burak yerine Mustafa da olabilirdi. Ama karışıklık olur, arada kaynar giderim diye Burak oldu. Gerçi sonra yine bir dolu Burak da oldu. Kaynadım gittim kalabalığın arasında. Bütün Buraklar ve bütün Mustafalar gibi... Çok sonra anladım kalabalığın iyi birisi olmadığını ama iş işten geçmişti.

Kırk yıldır her gün aynı şeyi yapan bir insan normal oluyor ama arada değişiklikler yapan insan anormal diye etiketleniyor. Her sabah erkenden kalkıp kahvaltısını yaparak ya da yapmayarak işe giden, çalıştığı yeri sevmeyen, akşam eve dönen insan çok doğal. Deliren o değil de arada canı istemedi diye canının istemediği şeyleri yapmayan kişi anormal. Makine bile bozuyor belli bir zamandan sonra. Oysa aptal insan ırkı kendisine ve çocuğuna baktıktan sonra, âşık olup evlendikten, yaşlanıp öldükten sonra aynı şeyi çocuğundan da bekliyor. Üstelik yüz yıllardır süren bu döngüden mutlu çıkmak istiyor. Normal mi dediniz; bir kere daha düşünmekte yarar var bence.

Alıştırıyorlar bizi, kötüye alıştırıyorlar hep. İhtiyacımız olanı kanaat verip köle ediyorlar kendilerine. Çalış diyorlar; âşık ol çalış, askere git çalış, çocuk yap çalış, eve ya da arabaya sahip olmayı iste çalış. Kölelik var desem özgürüm ben der. Kölesin desem saçmalama der. Ölüp gideceksin çalışmaktan, yanında iki metrelik bez ile solucanlara teslim edecekler seni. Nasıldı diye soracak hoca; çok çalışkandı Allah ondan razı olsun diyecekler. Peki, sen ne yapmış olacaksın yaşarken; Allah’ın sana hediye ettiği mükemmel bir düzeneği eften püften işler için işler için ölene kadar durup dinlenmeden har vurup harman savuracaksın. Sahi Allah mı razı senden gerçekten yoksa düzenin kaymağını yiyenler mi. Haklısın, kölelik yok.

Kedi dediğin fare ile beslenen, tüylü kuyruklu bir canlı. Mamayla besleyip seni eğlendirsin diye onu hapsetmen takdir edilesi bir davranış değil. İyi bir insan yapmıyor bu seni. Onu da kendine benzetmişsin. Nasıl ki sen sana para ya da sevgi verenlere yaranmaya çalışıyorsun. Zaman zaman soytarılık yapıp sevimli görünmeye çalışıyorsun, kedi de o. Hazır mama için takla atıyor zaman zaman. Gönüllü seçtiğin esareti kediye diretmek seni iyi bir insan yapmıyor. Mutsuzluğa gebe yalnızlığını fare yakalamak için yaratılmış bir hayvanın doğasını değiştirerek yumuşatmaya çalışıyorsun ama nafile. Kendisini eğlendiremeyen insana kedi de çare olamaz.

Kalabalıklar kötü birisi. Gürültü yapanları da sessizce bir kenarda duranları da kötü. İsmin Mustafa da olsa kötü, Burak da olsa kötü. Evden kaçmak gerek, mahalleden, şehirden, ülkeden kaçmak gerek. Sizi planlanmış hayata mahkûm eden her şeyden kaçmak gerek. Herkes gibi olmanın lanetinden kurtulmak için. Yaşamadan ölmemek için. Hem kendini, hem de sevdiklerini mutlu edebilmek adına kaçmak gerek.

TEK SEFERLİK HAKTIR YAŞAMAK - 30.10.2019

1006 kere okundu

Nadiren beliren bir yüz gibi; tanımam, kimdir nerelidir bilmem. En merak uyandıran yerinde uyanırım uykudan. Ellerim ellerindedir, hissederim sıcaklığını. Kafamı kaldırırım yüzünü görmek için. Belirdiği gibi ansızın yok olmuştur, kaybolmuştur. Gitmesi gereken yer vardır belki, belki yetişmesi gereken bir yer. Ya da hiç olmamıştır belki, oyun oynuyordur aklım bana.

Gürültüler gelir sokaktan. Kalkıp pencereye yürürüm, perdeyi çeker aşağıya bakarım. Birbirinin içinden geçen arabalar, etrafına aldırmayan insanlar, garip canlıların gelip bıraktığı ve bir daha görmemek için geri dönmediği, birbiri üzerine konulmuş tuğlalar. Seslenirim bekleyin diye; ben de geliyorum. Hızlıca ayakkabılarımı giyinip merdivenlerden inerim. Sokak kapısını açar açmaz sular dolar içeriye, tokat gibi vurur bedenime. Geldiğim merdivene doğru sürüklenirim. Suyla baş edebilirim, korkmam hiç.

Korkuyla karışık bir merak takip eder beni ardım sıra. Hızla çıkarım merdivenleri, bir kat ve bir kat daha. Anahtarı kilide sokup çeviririm ama dönmez. Yanlış kapı. İlk değildir bu, defalarca yanlış kapıyı açmaya çalıştığım gelir hatırıma. Üşür ellerim, üzerime bir ağırlık çöker. Anahtarı kilitten çıkarıp tekrar sokarım ve tekrar çeviririm döneceğini umarak, dönmez. Sağa sola bakarım, kimseler yoktur. Yardım istemeyi de sevmem. Kurdun ensesi kendi işini kendisi gördüğü için kalındır derim kendi kendime. Uyku bastırır ama uyumam. Bu kez yavaşça yukarı doğru gider adımlarım. Çatıya çıkıp derin bir nefes alsam düzelir belki her şey. Ya da uyusam mı, uyuyunca geçer pek çok şey, bilirim.

Nefes alabilmeli insan, her ne olursa olsun nefes alabilmeli. Yaşamaktır nefes almak, sağlıklı düşünmektir. Güneşli bir çarşambaya haykırarak merhaba demek gelir içimden. Ama ben ne selam vermeyi severim ne de almayı, ne salıyı ne de çarşambayı. Anlamsız imgelerle dolu bir dünyaya günaydın ya da merhaba diyerek anlam yüklemeye çalışmak yüzme bilmediğin bir denizde hayatta kalmaya çalışmak gibidir. Yorulduğunu anlayacak kadar bile hayatta kalamazsın bazen. Suyla dolar miden, ciğerlerin. Nefes alamazsın, düşünemezsin, sağlıklı karar veremezsin. Göz göre göre öldürürsün kendini deli gibi yaşamak isterken. Suçlayacak birilerini bulmanın da kimseye faydası yoktur artık.

Göz göre göre uçurumdan aşağıya atmak gibi kendini. Pişman olsan da dönemezsin artık. Uyanmışsındır, rüya bitmiştir. Hayatın film şeridi gibi geçer gözlerinin önünden. Kısacık zamana bir dolu şey sığdırmak istersin am ne mümkün. Tek seferlik bir haktır yaşamak. Ya yaşarsın ya da hakkın kaybolur.