10:17 - hadi bana baş baş - 1.02.2010

0 kere okundu
     Yine yol vakti, yine Trabzon vakti… Bir haftalık seyahatime başlamadan önce yarışmacı arkadaşlara başarılar diler kaşlarından gözlerinden öperim.
     Yol üstü birkaç yere uğrayacağım giderken. Uçağa binmeden önce yapacağım bunu ama yoksa havada bir yerlere uğramam olası değil Orhan çam. Hemen aklından ne saçmalıyor bu diye geçiriyorsun ya, Amerika’yı keşfetmiş Colomb gibi burun deliklerin büyüyor, gözlerin kısılıyor… Ertan’a uğrayacağım, her zaman ki gibi Trabzon’a bir şeyler gönderecek koca kafalı, ardından Ercan Görür’e yani eski okuluma da bir merhaba diyeceğim.
     Bir terslik olmazsa saat altı gibi Trabzon’dayım, hadi bana baş baş…

10:15 - yine Trabzon - 2.02.2010

0 kere okundu
     Güzel bir yolculuktu, 1 saat 15 dakikada Trabzon’a vardım. Sabah uyandığımda bir dolu planım vardı, önce Mediamarkt’a geçip fotoğraf makinesi bakacaktım, ardından Ertan´a uğrayıp kitap aldıktan sonra eski okulumla o gün ki işlerimi bitirecektim.
     Mediamarkt’da istediğim fotoğraf makinesi olmadığından Bostancı Elektroworld’e uğrayıp oradan aldım makineyi. Ertan’a çevre yoluma inmesini, geçerken kitapları alacağımı söyledim. Son durak Ercan Görür Lisesi idi. Özlemişim eski okulumu. Müdürüm -ki bugün itibariyle yerine başka bir öğretmenin atandığını öğrendim- İsmail Hoca ve Semra ile epey lak lak ettik. Arada eski öğrenciler geldi onlarla da özlem giderdik. Haliyle kaçınılmaz olarak meleklerim de oradaydı. Üstelik beni otobüse kadar geçirip bavulumu bile taşıdılar, seviyorum meleklerimi.
     Trabzon’da ilk durak abimdi. Her zamanki “sıcak karşılama” tavrını esirgemedi benden. Nişan ve düğünden bahsettik biraz. İstemeye gidileceği zaman İstanbul’da olacağından benim buraya gelmemi istedi. Düğünden önce de 1 hafta izin alacağım, malum yapılacak bir dolu ayak işi var ve abimde de sadece bir tane kardeş…
     Eve gittiğimizde epey bir kalabalık vardı. Naciye halamlar gelmiş, Arif ve İsmail dayım ile. Oturup bir dolu sohbet ettik, eskileri yad ettik. Onlar gittikten sonra halaoğlu Murat geldi, onunla da 1–2 saat oturduktan sonra bir film izleyip kafamı yastığa koydum.
     Annemlerde bir merak, Cansu’da bir merak… Bilgilendirme işi bana kaldı. Kaç kardeşmiş, babası ne iş yaparmış, nereliymiş, kaşı gözü nasılmış… Bunlar bizim tarafın merakları. Cansu’nun derdi ise ne sordular ne dediler gibi sabit mevzular. Boşboğazmışım, ağzımda bakla ıslanmazmış… İyi de biri sizin meraklarınızı giderecek ve en uygun kişi de benim. Sizinki nankörlük, hem yiyeceksiniz hem dudaklarınıza sürmeyeceksiniz. 

18:33 - Trabzon´da 3-4 gün... - 5.02.2010

0 kere okundu
     Kış mevsimi Trabzon yemek yemekten ibaret benim için. Akçaabat köftesi, Trabzon usulü pide ile yine Trabzon kalitesinde tavuk dürüm ve Trabzon pidesi.
     Sabahları abimle evden çıkıp gece geç saatlerde eve dönüyorum, gün içerisinde sokaklarda sürtüp arkadaşlarla lak lak yapıyorum, sıkıcı anlayacağınız…
     Annemler pek bir sevinçli, düğün olayı hoşlarına gitmiş.
     Çarşamba günü ananemi doktora götürdük, köye dedeme çıktık. Değişen bir şey dedemin köyünde, ananem biraz daha yaşlanmış, yürümekte güçlük çekiyor, değişen tek şey o.
     Bugün evden çıktık kuzenim Barış ile amacımız yürüyerek sahile inmekti. Yolda Cuma namazına giden insanlarla karşılaştık, bir değişiklik yapıp namaza gidelim dedik. Kuzenim sen namaza gider misin abi dedi, güldüm. Namazda halamın oğlu Murat ile karşılaşıp birlikte çarşıya indik. Babamı da alıp Sifla’ya geçtik. Liseden arkadaşım İsmet’in kasabında 1 kg köfte yedik.
     Serkan’a uğradım Kamber’e. babası öldüğünden beri görmemiştim. Oturup sohbet ettik.
     Unutmadan, Çarşamba akşamı Reyhan Abla’ya yemeğe gittim annem ile. İsmail amcam da oradaydı. Geçen yıl çok hasta olmasına rağmen bu yıl iyi görünüyordu. Ay sonu abime kız istemeye giderken İsmail amcam topluluğa önderlik edecek.
     Şimdi eve gideceğiz abimle, kardeşim tavuk kızartıyor, hava temiz olunca acıkıyor insan.

 

00:29 - evdeyim, İstanbul´da - 8.02.2010

0 kere okundu
     Evdeyim, İstanbul’da.
     Son günüm pek bir koşuşturmacayla geçti. Uyanıp kalkmaya hazırlanıyordum ki komşu kadınlar gelip oturdular bahçede. Kalkarsam onlarla hoş beş yapmam gerektiğinde biraz daha uzattım uykuyu. 1 saat kadar sonra abim aradı, bir şeyler yap da gönder kadınları diye. Kalkıp ben gidiyorum dedim, haliyle yolculuk merasimi olacağından onlar da gittiler.
     1 gibi evden çıkıp Trabzon’a doğru yol alırken aklımıza bowling oynamak geldi. Cansu’yu da arayıp üçlü maç yapmaya karar verdik. Son atışlara kadar birinci giden ben, son atışlarda rakiplerimin strike yapmasından dolayı maçı sonuncu tamamladım.
     Tam havaalanına gidecekken aklıma Akçaabattan köfte almak geldi, Cansu ile hız sınırlarını aşarak Akçaabata’gidip köfte aldık. Allahtan uçak rötar yaptı da geç kalmaktan kurtuldum.
     Dün gece güzel bir uyku ile geçti. İnsanın evi gibisi yok.
     Bugün dershane vardı. Sabah Hüseyin Abi aradı Lia’dan, dershaneye giden çocukları ile ilgilenmemi söyledi.
     Yarın okullar başlıyor, küçük canlılar ile uğraşacağız 3-4 ay. Vah halimize…

23:43 - cephe gerisinde her şey güllük gülistanlk - 8.02.2010

0 kere okundu
     Uzak yollar değil yürüdüğüm, herkesin ayak izinden farklı değil benimkiler, hava aynı, toprak aynı, gün aynı; bugün pazartesi.
     Sırtımı döndüm yeşile, maviye döndüm, sana döndüm sırtımı, yalnızlığın tadını çıkartıyorum. Biberi yakmasın diye dilimin arka tarafına yerleştirirdim ya, tam orada işte bir yangın usul usul, tam olarak senden yadigâr.
     Evim dağınık, senin yıkadığın eşyaları katlayıp yerleştirmedim, öylece duruyorlar koltuğun üstünde. Salon kendini kaybetmiş, dün sabah banka kartımı aradım uzun uzun, perdeleri bile çekmedim, pencereleri açıp havalandırmadım evi senden beri. Balık kızarttım bu akşam, bütün kapılar açıktı, tüm koku yayıldı eve, kızarsın sen. Aspiratörü de çalıştırmadım, sen olsan uzun uzun çalıştırır kafamı şişirtirdin. Mutfak çok pasaklı değil, pek yemek yemiyorum evde, dışarıdan söylüyor ya da yiyip geliyorum. Anlayacağın cephe gerisinde her şey güllük gülistanlık.

20:54 - küçük canlılar - 9.02.2010

0 kere okundu
     Okul başladı dün, 3-4 ay gidip konuşacağız bla bla bla… Sınavlar, dersler, teneffüsler, boş konuşan iş arkadaşları, gürültü, küçük canlılar…
    Geçen dönem üst kattaki odamızda biz bizeydik, şimdi aşağıda bir dolu insan ile yüz göz olmak zorundayım. Üstelik ne çok konuşuyorlar, huzurumdan vazgeçmek zorunda kalacağım teneffüs zamanlarında.
     Yakar top oynuyorduk ama havada kaldı, düşünce tıp diyeceğim, şimdilik serbestsiniz ey dünyalılar.

23:15 - yuvarlak dünya - 12.02.2010

0 kere okundu
     Bir süredir yazmaya ara verdim farkındayım, gelmiyor içimden, kelimeler iyi davranmıyor bana, açık aramız. Bilgisayarın başına da eskisi kadar gitmez oldum, sayfamla ilgilenmez oldum.
     Abimin nişanı çıktı, benim dişçim, karmaşık özel hayat, düzensiz finans durumları, zevk vermeyen iş hayatı… Anlayacağınız dünya yuvarlak olduğunu hissettirme uğraşında. Yer mi Salim bu numaraları, yemez… Düz dünyayı yuvarlayıp başıma iş mi alacağım bu saatten sonra. Ama yine de koskoca dünya, göz ardı etmemek gerek, varsın yuvarlak sansın kendini, bir süre kışlamayayım tavuğuna, bey de olsun paşa da.
     Yarın ehliyet sınavı var, sabahın köründen az buçuk sonra okula gidilecek, sonra dişçiye… Ellerinde bir dolu kesici ve delici aletle iki kadın ağzımda şantiye kurmuş durumdalar bir süredir. Ne olurdu çekilen dişin yerine gelseydi yenisi, tırnak gibi olsaydı diş de. Ama yok, Allah sırf şu dişçiler sevgili kullarına işkence etsin ve yüklüce de para kazansın diye diş denen mereti tırnaktan ayrı tutmuş, bakarsan bağ olur, bakmazsan dırt.
     Aramızda kalsın, bizim sokaktaki kuru temizlemeci bir boka yaramaz. Pantolonlarımı ütülesinler diye verdim, 15 TL alıp bir halt yapmadılar. Ulan zıbıdılar, bu kadarını ben de yapardım, insan bir pres ütü yapar farklılık yaratır diyemedim. Bundan sonra üçün birini alırlar.

13:40 - teşekürler Ömer Tevetoğlu - 14.02.2010

0 kere okundu
     Dişçi işkencesi son sürat devam ediyor, iki kez uyuşturmak zorunda kaldı dişimi, üçüncü kez gideceğim aynı diş için. Bugün tatil, yarın doktorun işi var yani Salı gününe kadar ağzımda sorunla dolaşacağım, ne mutluluk ne mutluluk…
     Sabah sınav vardı dün, ehliyet sınavı. 5 tane koca kafa sonuna kadar durdu. Hatta olsa 2-3 saat daha kullanacaklardı. Oysa tüm binada yarım saat kala herkes bitirmişti sınavı. 40-50 yaşındaki ev kadınları ehliyet alacak, Burak onları iki buçuk saat bekleyecek. Üstelik zayıf alacaklar büyük ihtimalle. Ev kadınlarıyla ilgili bir şey değil bu aslında, insan kendisini bilmeli, kapasitesi yoksa her işe soyunmamalı. Yapacağım demekle olmuyor iş, nato kafa nato mermer durumu yani. Olmaz senden teyzeciğim evine git diyecektim, gözüm kesmedi.
     Pendiğe geçtim akşama doğru, dershaneye. Sanırım seneye bu dershanecilik olayını sonlandıracağım, zira tadı kaçtı, hiç zevk vermiyor artık.
     Eve döndüğümde anahtarı unuttuğumu fark ettim. Önce Fikret’i aradım,  onda yedek anahtarım var. Ama sonra Ömer’i aramak eldi aklıma. Anahtarı okulda unuttuğumu söyleyince ben alır getiririm dedi. Kaç kişi yapar bunu bilmiyorum ama çok kişinin yapmayacağından eminim. Ömer bizim okulda müdür yardımcısı, üniversiteden de tanışıyoruz. Teşekkürler arkadaşım, balığı hak ettin, haftaya bendesin, Özer´i de çağırırız. Yanlış anlaşılmamaya mahal vermemek gerek. Baş başa yemek yemeye karşıyım yani, erkek erkeğe tabii ki, yanlış bilgilendirme olmaya.

01:24 - uyuyorum - 16.02.2010

0 kere okundu
     Okulun web sitesini yeniliyorum, meşgul olmamı gerektiren sebeplere bir tanesini daha ekledim anlayacağınız. Sayfa şimdilik http://www.namikkemalmahallesi.com/ adresinde güncellenmek üzere bekliyor. Ay sonuna kadar tamamlanmış olması gerekiyor.
      Trabzonspor’un maçı vardı bu akşam, Kadıköy’den erken döndüm bu yüzden şeftaliden bozma Bursalılar şampiyonluğa oynuyormuş gibi bir taraflarını yırttılar maçı almak için. Sonuç, atan bir karşılayan bir.
     Perşembe Trabzon’a gideceğim, 15 yıldır bu kadar sık gitmedim Trabzon’a. Sanırım yol çekiyor beni.

23:33 - Gözde Melek 18 oluyor... - 17.02.2010

0 kere okundu
     Tutturmuşlar top oynayalım da top oynayalım diye. İyi, tamam da bende bel fıtığı var, üstelik bu aralar kalleşleşmiş durumda. Emin olun mevzu top peşinde koşmak olunca kanım sizinkinden daha fazla kaynıyor ama elde olmayan durumlardan dolayı çekimser kalmak zorundayım. Bizim veletler, 10 C’nin öğrencileri, maç almışlar halı sahada.
     Yarın akşam sekizde Trabzon’a yolculuk var, 2 günlük kısa bir ziyaret. Abim evlenecek ya, ayak işlerini benim yapmam gerekiyor. Malum, aile geleneğimiz böyle. Üniversitede bile okurken Trabzon dönüşü durağa gider bavulunu taşırdım, sanırım ben alıştırdım hırboyu zamanında. Bilmeyenler için söylüyorum, abimle aramızda 370 gün var ve benden daha genç görünür.
     Bugün Pendik’teydim, dershaneden tahsilât yaptım. Sonra planımda Fethi Gemuhluoğlu’nu ziyaret etmek vardı ama elimde olmayan rahatsız edici sebeplerden dolayı fikrimi değiştirip Gözde ve Filiz meleklerimle buluşup çay içtik lak lak eşliğinde. Yarın 18 yaşına giriyormuş Gözde melek, artık her istediğini yapabilirmiş, Cemile ablasına karşı daha dik duracakmış, mış mış da mış mış… Bence Cemile paralar seni Gözde, akıllı davran. Şimdiden iyiki doğdun, iyiki varsın en serseri halinle.

17:47 - turşu kavurması - 19.02.2010

0 kere okundu
     Sık sık gelince tadı kalmıyor Trabzon’un. Son altı ayda bu dördüncü ya da beşinci gelişim.
     Dün maç yaptık çocuklar ile. Sakat belime rağmen fena değildim sanırım. Çok akıllıca değil hatta aptalca olduğu bile söylenebilir. Bel fıtığım var ve futbol oynuyorum, üstelik ameliyat gerektirecek düzeyde ki bel fıtığımla. Ters bir pozisyonda düşüp kalabilirim, bir daha yürüyemeyebilirim. Günü yaşamanın tadı her şeye bedel sanırım, kontrol denen tartışmalı yeti oldum olası ruhumda yer bulamamıştır zaten. Yenildik maçta. Bizim hocalar verdiği sözde durmadığı için eksik başlayıp daha on dakika olmadan 6 gol yedik. Sonra Aziz hoca da gelince dengeyi sağlayıp farkı kapatsak da sanırım bir farkla yenik kapadık maçı.
     Maçtan sonra koştura koştura eve, ardından uçağa yetiştim. Yağmurlu bir yolculuktu ve her zaman ki gibi indiğimde sinirlerim bozuldu. Memleketim insanı çok önemliymiş gibi uçak daha durmadan telefonunu açıp emniyet kemerlerini çözünce sinirlerimin gerilmesi kaçınılmaz olur. Kim arayacak seni, ya da Dabakhane’ye bok mu yetiştiriyorsun, iki dakika sabret, biraz insan ol, kurallara uy…
     Abim ile Cansu aldı beni havaalanından, sonra evin yolunu tuttuk.
     Sabah evin altına yapacağımız duvar için iki kamyon taş geldi, onun dırdırı vardı evde.
     Trabzon demek, kışın yemek yemek demek. Akşam balık vardı menüde, kızarmış somon. Sabah turşu kavurması yedim, yöresel bir lezzet ve çok güzel. Öğle yemeğinde tavuk dürüm vardı Trabzon kalitesinde.
     Cansu canlı çiçek istiyor, aynı fikirdeyiz bu konuda, kız istemeye giderken aptalca cansız çiçeklerle çelenk kıvamında buketler yaptırmak pek akıllıca değil.

14:47 - görücü - 21.02.2010

0 kere okundu
     Anan var midur, baban var midur,
     Seni baha meth ettiler asli var midur.
     Rinnaninanay rinnarinnanay rinnarinnarinnanay da rinnaninanay.
     Açildum açildum açilamadum gülum
     Terazi ufak idi tartilamadum
     O domuzun kızina ben sarilamadum
     Jülide Özçelik´den  Jazz formunda dinlemediyseniz bir deneyin derim.
     Döndüm İstanbul’a, dün gece saat 01.40 itibari ile evdeydim. Rüzgardan dolayı20 dakika uzun süren bir yolculuk yaşadım, hosteslerin boş boş konuşmalarına katlanmak ve Büyük Şehir Belediye Sporlu futbolcuların pek bir poposu kalkık davranışlarını gözlemek zorunda kaldım. Koca kafalı muşmulalar, Trabzon’dan aldığınız bir puanı sürün bir tarafınıza. Öyle de kümeye düşeceksiniz böyle de…
     Dün görücüye gittik abim için. Beyefendi il dışında olduğu için organizasyonu ben yaptım. Organizasyon dediysem 2-3 kalem amelelik. Çikolata ve çiçek seçiminden zor olan aynı çikolata ve çiçeği amele gibi elimde taşımaktı. Cansuların evine girerken ki ben kapıdan döndüm millet balkondan bakıp aaaa salağa bak diyordu. Zira elimde çiçek ve çikolata ile pek bir aptal görünüyordum. Üstelik yerimde olması gereken abim İstanbul’da arkadaşlarıyla kağıt oynuyordu. Ama yine de iyi bir şey, abim evlenecek ve benim birkaç tane yeğenim olacak.
     Annemleri eve bıraktıktan sonra Cansu ile buluşup Akçaabat’a geçtik, Cemil Usta’da köfteyle mideme bilmem kaçıncı bayramı yaşattım son 3 gün itibariyle. Sonra Ali dayım ile sohbet ettik biraz Uludağ’da, ardından Ceyhun ile buluşup arkadaşlara Laz böreği almak için şehrin tepesine çıktık. Gerçi an itibari ile arkadaşlar için aldığım Laz böreklerini yemeye başlamış durumdayız abimle birlikte. İyilik yaramıyor millete, hep ikram hep ikram… Verince iyi mi oluyorsun? Kesinlikle hayır, e o zaman börek benim hakkım. Zıkkım yesin sevgili arkadaşlarım.

14:37 - telefonlar, telefonlar... - 24.02.2010

0 kere okundu
     Uyandığımda sabahın sekiydi, astım okulu devam ettim uykuya kaldığım yerden, telefonlar telefonlar… Bok var, neden ararsınız beni, aman verin uyumak istiyorum, saat 11.   Lost’un altıncı sezonundan iki bölüm seyrettim, saat 2. Dışarı çıkmadan duş alıp suyla hayat vermeliyim gövdeme, yenilenmeliyim.
     Dişçi ile cebelleşeceğim, ağzıma girip bir dolu yoracaklar beni. İnanmazsınız, hem işkence yapıp hem de para istiyorlar ve bu durumda ben de para ödediğim için mazoşist oluyorum. Nasıl bir canlı işkence yaptırmak için bedel öder, evet doğru bildiniz insan.