sobelendin ve oyun dışısın - 2.12.2012

428 kere okundu

Mütevazi olmaya çalışmayın anacım… Aptallar hemencecik inanır, yetmezmiş gibi sizi salak yerine koymaya çalışır. Mütevazi olmaya çalışmayın anacım, akıllıysanız akıllısınızdır, gerektiği yerde belli edin, gerekmediği yerde dile getirin. Ben akıllıyım mesela, zekiyim. Atarlı giderli tarafından üstelik.

Şimdi kuru fasülye ne kadar milli yemekse Arnavut’Kaldırımı ne kadar nostaljikse hayat da o kadar net. Arkasında duramayacağınız uyanıklığı yapmayın, en azından göz göre göre yapmayın, karşınızdakini aptal yerine koymayın. Yüzsüzlğük de bir yere kadar, aptal olmayın ve durmasını bilin.

Yok arkadaş o ben değilim, hiç o kadar aptal olmadım, olmayı da düşünmüyorum. Belgeyse belge, cümleyse cümle, paraysa para. Yok efendim o adam ben değilim, aynalardan biliyorum hiç o kadar aptal olmadım. Yok, illaki diyorsan budur, atarlı tutarlı, giderli miderli posta koyuyorum, karşımda duracak beri gelsin. Beni kandıracak adam zekâma saygı duyacak, e az birazcık da zeki olacak.

Öyle işte sevgili okurlarım, gecenin bu saatinde yazasım geldi, daha fazlası da geldi ama tuttum. Netice itibariyle ben o adam değilim, yüzsüzlüğe yenik düşebilirim ama bu sefer değil. Üzgünüm senin için, seni gördüğüm için üzgünüm. Sobelendin ve oyun dışısın.

batu bbb
4.12.2012 Salı

yine kim bozdu kafanızı

suzi :)
2.12.2012 Pazar

allah diline düşürmesin, çok fenasın

Trabzonluyum ben oldum olası - 11.12.2012

92 kere okundu

Cümlesine yandığım satır, mısrasına kandığım şiir, sözüna aldandığım şair… Ne varsa süslü püslü, ne varsa derinlerime oynayan selam olsun, kandığıma da olsun kandırana da. Selam olsun eski sevdalara, yeni hülyalara selam olsun. Yaşanmamışlara ve hiç yaşanamayacaklara, yaşanmışlara ve içinde bulunulanlara selam olsun. Hepsi toplanıp türkü olsun Süreyya Davulcuoğlu’nun duru sesinde; vokalde Kamil Sönmez olsun, sazlarda kim olursa olsun bu saatten sonra. Bu satten sonra neşeli ol ki genç kalasın ya da genç kal ki neşe bulasın.

Mevsim tam da o mevsimdir aslında, sabahına uyandığın şehir pusludur, sokaklarından yağmur suları akar, yüzünü göstermiştir soğuk, durağanlaşan hayat ıslanmamak için koşturmaktadır. Mevsim şairin mevsimidir, yapraklar dökülmüştür, giden gitmiş kalanlar diken üstündedir.

Bakmayın dalgasına denizin, aldanmayın suyunun soğuğuna. Kenarında aşıkların dolanmadığı her deniz ölüdür, her kumsal terkedilmiştir.

Şimdi bir iç ses, hatta münasebetsiz bir dış ses nereden nereye diye geçirecek aklından ya da mırıldanacak sessizce… Nerden başladı nereye geldi? Hayat işte, başladığı yerde bitmiyor yol, her şey sırayla yaşanmıyor. Kalabalıkta uyuyup tenhada uyanabiliyorsunuz, gülerken ağlayabiliyor, severken nefret edebiliyorsunuz. Ben Trabzonluyum oldum olası, sabahına yağmurla uyandığım günün öğlesi olmadan güneşinde yanmaya alışığım, birkaç saat sonra yağmur yağacağını bildiğimden ümit de beslemem gelecekten yana, yağmur yağınca da şükrederim, yağmayınca da. Ben Trabzonluyum oldum olası, akıllıyım azıcık, çokca kızgınım, kararında serseri, çok zorlanırsam ağır başlıyım. Trabzonluyum ben oldum olası, gerisinin teferruat olduğunu bidiğimden olabildiğince mutluyum.

ah o zaman - 13.12.2012

170 kere okundu

Yatmalı şimdi; alıp başını eve gitmeli, üstte başta fazlalık ne varsa kurtulup yatağa sokulmalı, uyumalı, uyumalı, uyumalı…

Yorgun bir ruh yorgun gövdeyi ayakta tutmaya çalışıyor; 12.12.12’den 13.12.12’ye yol aladursun zaman. Mırıldanıyor simitçi kendi kendine; zaman zaman… ahh o zaman. Ölene kadar sürecek zaman, ne galibi belli ne mağlubu yaşıyor. Zaman zaman… Ah o zaman.

Yağmur yağmalı, olacaksa olmalı grip, burnum akmalı, yatak yorgan yatmalı. Sahi neresindeyim bu masalın, kim yazdı da oynamak zorunda kalıyorum.

Yatmalı şimdi gözden uzakta, gönüllere de gözlere de uzak kalmalı. Güneş doğmalı sadece bir Eylül sabahında, gözlerimden mutluluk okunmalı. Kimse yazmamalı, doğaçlama tadında açılmalı perde, zamana aldırmadan sahne akmalı.

şirince size müteşekkir - 21.12.2012

198 kere okundu

Kıyamette kopmadı zaten, koca koca mayalar göt oldu asırlar sonra, onca yılın karizması çizildi derin çizgilerle. Artık sürüye kurt saldırsa kimsenin umuru olmaz. Ama içiniz rahat olsun, iki binli yılların Türkiyesinde kıç kadar bir kasabada öyle çok sevildiniz ki, cümleler yetmez anlatmaya. Şirince size müteşekkir bilesiniz. Şirince’ye kaçanlara sözüm yok, onlar bildiğiniz geri zekalı.

seni sevdiğimi de nerden çıkardın? - 25.12.2012

73 kere okundu

Seni çılgın hadi oradan,  Seni sevdiğimi de nerden çıkardın diye başlıyordu şarkısı Adanalı eski bir kardeşin. Nerden geldi aklıma niye takıldı dilime bilmiyorum. Hadi ben koca bir kupayla demli mi demli bir çay içiyordum da Emel’in mazereti neydi. Güzeldi bizim gençliğimiz dedi, benim orta yaşlılığım da güzel dedim… Ama bu aptallığı nasıl yaptım, çalışmak benim neyime yatmak dururken. Seni çılgın hadi oradan, seni sevdiğimi de nerden çıkardın.

Karşımda ki parkta aptal bir kız yürüyor, birden fazla kez gözüme takılınca sabah yürüyüşü yaptığını anlıyorum, çayımı yudumluyor ve klavyenin tuşlarına dokunuyorum; kelimeler, kelimeler ve kelimeler. Kurtarır mı bizi bilmiyorum, huzurlu bir hayat sunar mı, arkamızda yadigâr kalır mı bilmiyorum. Bilmediğim şeylerle mutlu olmaya çalışıyorum. Bazen kafama takılsa da zamanla hepsini unutuyorum. İnsanım ben, bildiğiniz sıradan bir ölümlü. Sokakta elinizi sallasanız bana çarpar. Ama siz yine de böyle bir şey yapmayın, yağmurlu bir güne denk gelmemişseniz hır çıkartabilirim. Askerde Yener isimli bir komutanım vardı; gönül her zaman baharı yaşamaz derdi. Yaza rastlarsınız en sıcağından ya da soğuk bir kışa. Neme lazım sallamayın elinizi kolunuzu, ben yoluma gideyim siz yolunuza. Aptal kız da yürümeye devam ediyor zaten.

Geç öten horoza tavuk derler sözü benim olsun, ben öldükten sonra atasözü olsun hatta. Seher’e günaydın dedikten beş dakika sonra bana da aynısını yapan Serap’a gelsin mesela. Serap benim yeni kankam, Onur’un yanına iliştirdim ve Naile’nin.

Sahi sizin her şeyinizi anlatabileceğiniz bir dostunuz var mı? Bir boka yarama hiç biri, varsa şanslısınız diyeceğim sanmayın. Siz konuşursunuz o kafasını sallar, deme be yaa der ya da haklısın… İtiraf ediyorum; üzerimde ki önlük 6 aydır yıkanmadı, şimdilerde gri görünse de haziranda bildiğiniz beyazdı.

kıpır, kıpır, kıpır... - 26.12.2012

157 kere okundu

Kıpır, kıpır, kıpır…

Bir neşe bir mutluluk…

Gel keyfim gel mesela.

Ya da uf ne olsun daha.

Bir ilgi bir alaka isteği.

Kıpır kıpır kıpır…

Saatlerce kokla.

Boynunu öp doya doya.

Kıpır, kıpır, kıpır…

sarıdır hüznün rengi - 27.12.2012

21 kere okundu

Sarıdır hüznün rengi, dalında yaprağı yoktur, duman çökmüştür dağına yağmurlar başlamıştır. Oy bizim ellerdir cümle içinde, evden uzaktır, kederdir bazen, bazen zoraki bir mutluluktur, mordur bazen, bazen yalancı bir kırmızıdır. Sarıdır hüznün rengi; yuvasını kaybetmiş kuştur, uçmayı unutmuş kanadı kırılmıştır.

yenisi başlayacak ya bir sonraki gün - 31.12.2012

40 kere okundu

Kırmışım kafayı, boka sarmışım durup dururken. Dertsiz başıma dert almış, başımı alıp gitme sevdalarına kapılmışım. Bir karpuza yetmeyen koltuğuma bir karpuz daha sıkıştırmışım. Salakmışım meğer, bildiğiniz avanak ve aptalın akıl hocasıymışım, artistmişim filmi seyredilmeyen, yolluymuşum yolu bilinmeyen. Ve başlamış hikâye ve devam eder duvara çarpana kadar. Ki hiçbir ölümlü kabul etmemiştir duvara çarptığını.

Şimdi yıl bitiyor ya, yenisi başlayacak ya bir sonraki gün. Koca bir yalan, en aptalcasından bir düzmece. Kıçınızda uçuşan pireler Salı sabahı bir yaş daha yaşlanmış olacak, takvimler değişecek bir harf için, bir kez daha yılbaşı biletlerine amorti çıkmayacak, yenilen kazıkların üzerinden bir yıl daha geçecek, imkânsız sevgililer yine çok uzaklardan gelemeyecek.

Saçmalar durur, gider gelmez, akar ama bitmez. Ne yıldı be demek için yaşlıyım, ey gidi eski seneler demek için ise genç. Gerçi bunu bayramlar ve ramazanlar için derler ama cümlenin gelişine uygun düşer diye değiştirip kullandım. İtirazı olan geri zekâlı daha iyisini yazsın. Sahi ne zamandır okurlarıma hakaret etmedim ben, ne zamandır hamuruna yoğurt katılmış mısır ekmeği oldum.

Şeker mi şeker bir teyze aradı, Maltepe’ye geliyorum bir şeyler içelim mi diye. Peki dedim onca işi gücü görmezden gelerek. Git gel, koştur, bir daha koştur, sahlep, ıhlamur, çay… Olmadı bu, hiç olmadı. Saymıyorum bunu, olmadı bu. Canı sıkkınken de keyifliyken de sütünü sokak köpekleri yemiş minik bir kedi gibi. Oysa kedilerden hiç hoşlanmam. Bana da söyle demiştim, böyle kalırsın merakta. Peh peh peh. Saygılar sunuyorum sevgili arkadaşım. Neymiş? Burak soruyorsa cevabı verilmeliymiş. Çok kibirli çoook  :)