SEVİMSİZ KEDİCİLER - 03.03.2019

510 kere okundu

Diyor ya Nazım "Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?" Bizim ki de o hesap; siz kedi seviyorsunuz diye bizim de kedi sevmemiz şart mı? Senin doğrun benim doğrum olmak zorunda değil, senin yolun benim yolum değildir belki. Senin öğrendiklerinden farklı şeyler öğrenmişimdir ben. Senin baktığın yerde senin gördüğünden farklı şeyler görüyorumdur. Hani hoşgörü, hani özgürlük? Kediye zarar veriyorsam çıkar sesini, dikil karşıma. Ama sırf sen sevdin diye sevmek zorunda değilim bir şeyi ya da bir kimseyi. Hem senin sevdiğin kedi benim sevdiğim balığı yiyor; sevdiğin sevdiğimi yiyor ey arkadaş. Sen neyin sevgisinden bahsediyorsun daha…

İçinizdeki sevgi açlığını gidermek için kedilere sığınıyorsunuz diye eleştiriyor muyum ben sizi. İçinizdeki boşluğu doldurmak için kedileri kullanıyorsunuz diyor muyum? İnsanlarda kaybettiğinizi kedilerde bulamazsınız diye nasihat ediyor muyum? Abartılan her tür sevgi bozuk psikolojinin yansımasıdır der kitap, alın okuyun diye gözünüzün içine sokuyor muyum? Davranışlarınızdaki samimiyetsizliği güne eşit olarak dağıtmaktaki başarınızı alkışlamıyor olmam sizi takdir etmediğim anlamına gelir. Ama eleştirmiyorum da. Hayat sizin hayatınız. İster seversiniz ister sevmezsiniz. Ama siz sevdiniz diye başkaları da sevsin diye diretemezsiniz.

Çok olmakla haklı olmak arasındaki farkı kavramanız zor biliyorum. Çoksanız haklısınızdır da diye kim öğrettiyse iyi yapmamış. Zira doğruluk çokluktan bağımsızdır bazen koca bir dünyada bir kişi doğruyu söylüyordur ama yargılanıp asılır. Dünya yuvarlaktır ve döner. Bu kalabalıklar bunu kabul ediyor diye değildir. Kimse kabul etmediği zaman da bu inkar edilemez bir gerçektir. Sizin doğrularınız başkalarının doğruları olmak zorunda değildir. Başkaları sizin yanlışlarınıza da doğru demek zorunda değil. Herkes kedileri severse kediler daha iyi canlılar olmaz. Hindistan’da tapılan ineklerden imambayıldı yapan insanlarsınız siz. Siz kimi severseniz sevin ya da kimden nefret ederseniz edin. Bırakın diğer insanlar da bu özgürlüğü yaşayabilsin.

İKİ YAKA - 21.03.2019

555 kere okundu

Konuşabiliyorum; çünkü is lambada, duman dağda, akşamdan yağmur yağmış, dereler çamur taşımış denize. Bir de sen… Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmem. Hepsinden beter.

Boğazda gemiler, aramızdan akıp giden gemiler. Öyle efkâr yüklü, öyle hüzünlü gemiler. Tanımadığım bayraklar çekilmiş gönderlerine, sulara teslimler. Ah o gemilerde sen ve ben... Olmaz bilirim ama yine de kapatırım gözlerimi. Hayal edebildiği sürece yaşar insan demiş bir düşünür. Ben kurmuyorum demiş bir diğeri, olmuyor çünkü. Olmayan ve de olmayacak hayallerde bir sen, bir ben, bir de gemiler. Aramızdan usulca akıp giden gemiler. Gecenin sessizliğinde ay ışığına sığınan bilmediğim ülkelerin bilmediğim gemileri. Şimdi sen de bana ben bunları sana nasıl söylesem.

Çıkar fırtına, savurur seni bir yakaya, beni bir yakaya. Saç baş dağılır, ıslatır yağmur. Mart dokuzudur, baharı müjdelemesi gereken hava üşütür içimizi. İçimiz o eski iç değildir artık zaten. Boğazı terk etmiştir gemiler Karadeniz’den. Gecenin kolları da ısıtmaz, kadehteki şarap da.

Varsın böyle geçsin ömür, varsın varmasın iki yaka birbirine. Varsın lambada is, dağda duman olsun. Kaybolmasın kimse kimsenin gözlerinde. Dönmesin giden, gelmesin beklenen varsın.

Susabiliyorum; çünkü kader varsa ki var gibi görünüyor, eninde sonunda ona doğru çiziyor yolunu insan. İnsan dediğin yorgunluktan ibaret... Dursa dinlenemiyor, gitse yolu yol değil.