SEVİMSİZ KEDİCİLER - 3.03.2019

531 kere okundu

Diyor ya Nazım "Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?" Bizim ki de o hesap; siz kedi seviyorsunuz diye bizim de kedi sevmemiz şart mı? Senin doğrun benim doğrum olmak zorunda değil, senin yolun benim yolum değildir belki. Senin öğrendiklerinden farklı şeyler öğrenmişimdir ben. Senin baktığın yerde senin gördüğünden farklı şeyler görüyorumdur. Hani hoşgörü, hani özgürlük? Kediye zarar veriyorsam çıkar sesini, dikil karşıma. Ama sırf sen sevdin diye sevmek zorunda değilim bir şeyi ya da bir kimseyi. Hem senin sevdiğin kedi benim sevdiğim balığı yiyor; sevdiğin sevdiğimi yiyor ey arkadaş. Sen neyin sevgisinden bahsediyorsun daha…

İçinizdeki sevgi açlığını gidermek için kedilere sığınıyorsunuz diye eleştiriyor muyum ben sizi. İçinizdeki boşluğu doldurmak için kedileri kullanıyorsunuz diyor muyum? İnsanlarda kaybettiğinizi kedilerde bulamazsınız diye nasihat ediyor muyum? Abartılan her tür sevgi bozuk psikolojinin yansımasıdır der kitap, alın okuyun diye gözünüzün içine sokuyor muyum? Davranışlarınızdaki samimiyetsizliği güne eşit olarak dağıtmaktaki başarınızı alkışlamıyor olmam sizi takdir etmediğim anlamına gelir. Ama eleştirmiyorum da. Hayat sizin hayatınız. İster seversiniz ister sevmezsiniz. Ama siz sevdiniz diye başkaları da sevsin diye diretemezsiniz.

Çok olmakla haklı olmak arasındaki farkı kavramanız zor biliyorum. Çoksanız haklısınızdır da diye kim öğrettiyse iyi yapmamış. Zira doğruluk çokluktan bağımsızdır bazen koca bir dünyada bir kişi doğruyu söylüyordur ama yargılanıp asılır. Dünya yuvarlaktır ve döner. Bu kalabalıklar bunu kabul ediyor diye değildir. Kimse kabul etmediği zaman da bu inkar edilemez bir gerçektir. Sizin doğrularınız başkalarının doğruları olmak zorunda değildir. Başkaları sizin yanlışlarınıza da doğru demek zorunda değil. Herkes kedileri severse kediler daha iyi canlılar olmaz. Hindistan’da tapılan ineklerden imambayıldı yapan insanlarsınız siz. Siz kimi severseniz sevin ya da kimden nefret ederseniz edin. Bırakın diğer insanlar da bu özgürlüğü yaşayabilsin.

İKİ YAKA - 21.03.2019

592 kere okundu

Konuşabiliyorum; çünkü is lambada, duman dağda, akşamdan yağmur yağmış, dereler çamur taşımış denize. Bir de sen… Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmem. Hepsinden beter.

Boğazda gemiler, aramızdan akıp giden gemiler. Öyle efkâr yüklü, öyle hüzünlü gemiler. Tanımadığım bayraklar çekilmiş gönderlerine, sulara teslimler. Ah o gemilerde sen ve ben... Olmaz bilirim ama yine de kapatırım gözlerimi. Hayal edebildiği sürece yaşar insan demiş bir düşünür. Ben kurmuyorum demiş bir diğeri, olmuyor çünkü. Olmayan ve de olmayacak hayallerde bir sen, bir ben, bir de gemiler. Aramızdan usulca akıp giden gemiler. Gecenin sessizliğinde ay ışığına sığınan bilmediğim ülkelerin bilmediğim gemileri. Şimdi sen de bana ben bunları sana nasıl söylesem.

Çıkar fırtına, savurur seni bir yakaya, beni bir yakaya. Saç baş dağılır, ıslatır yağmur. Mart dokuzudur, baharı müjdelemesi gereken hava üşütür içimizi. İçimiz o eski iç değildir artık zaten. Boğazı terk etmiştir gemiler Karadeniz’den. Gecenin kolları da ısıtmaz, kadehteki şarap da.

Varsın böyle geçsin ömür, varsın varmasın iki yaka birbirine. Varsın lambada is, dağda duman olsun. Kaybolmasın kimse kimsenin gözlerinde. Dönmesin giden, gelmesin beklenen varsın.

Susabiliyorum; çünkü kader varsa ki var gibi görünüyor, eninde sonunda ona doğru çiziyor yolunu insan. İnsan dediğin yorgunluktan ibaret... Dursa dinlenemiyor, gitse yolu yol değil.

BEN SİZDEN DEĞİLİM - 29.03.2019

768 kere okundu

Hocam diyor ben mateistim. Mateist ne ola ki diyor hocası. Matematiğe inanıyorum hocam diyor. İnanın matematiğe. Çünkü en az o yalan söyler. Başka şeylere de inanın. Hatta inanmayın. Ama bilerek yapın bunu. Körü körüne değil. İnanarak yapın bunu. Hakkını verin yani. Sıkışınca gökyüzüne bakan ateist olmayın. Her türlü çakallığı yapıp Müslüman olmayın. Üç beş iki muhabbeti yapıp dört dört iki oynatmayın yani. Özünüz sözünüze yakın olsun. Zor değil zira. Hatta diğerinin yanında çocuk oyuncağı sayılır. İki yüzü idare etmekten kolaydır tek yüzle uğraşmak. Ben yapamam sizin yaptığınızı elimden gelse bile. Sizden değilim çünkü.

Aptalız vesselam, kalitesiz aptallarız üstelik. Birinci çoğul şahıs kafanızı karıştırmasın. Ben sizden değilim, hiç olmadım, Allah oldurmasın. Diyor ki muhterem; “okuyanla okumayan bir olur mu hiç.” Olmaz aga olmaz. Bilmeden bilgin olmak moda oysa, görmeden alim olmak… Her yaptığını haklı sanmak tabii ki mutlu eder insanı. Ama değilsin işte, değilsiniz. Toplumun genel hali ortada. İçi boşaltılmadık hiçbir şey kalmadı. Orhan Gencebay şarkısında dans disko yapıyor ergen, yapsın. Ama aynı Orhan Gencebay’a siyasi sebeplerden dolayı küfür de ediyordu daha dün. Siyasallaşmayana kötü gözle bakan, karşı siyasi görüşten olana da tavır alıyor. Sırf tavır eyvallah, yetmiyor hor görüyor, aşağılıyor. Linç ediyor fırsatını bulunca. Daha düne kadar dişlek dinsiz dediği Fazıl Say’ı el üstünde tutuyor şartlar değişti diye. Hani Müslümandın sen, hani sen özgürlükleri savunuyordun. Geçiniz efendim geçiniz. Boku hak eden sizin burunlarınız ama bizi de peşinizden sürüklüyorsunuz.

Demet Akalın dinliyor çocuk, Hande Yener dinliyor. Ucuz olan her şey kolay elde edilir ve hızla tüketilir. Diğer bir çocuk caz dinliyor, bir diğeri türkü dinliyor. Bir çocuk annesiyle birlikte çukuru seyrediyor, diğeri kitap okuyor. Bir çocuk boş zamanlarını spor yaparak değerlendiriyor, diğeri sosyal medyada öteye beriye zıplayarak. Anne baba ne yaparsa, çevresi nasıl davranırsa çocuk da aynısını yapıyor. Ama aynı çocuklar bir araya gelince ucuz olan makbul oluyor. Keyif veren caz değil Hande Yener oluyor. Sonra ayıkla pirincin taşını. Sanatla ruhu doymayan çocuğa siyaset empoze ediliyor. Vatanı kurtaralım diyor biri, diğeri de aynı şeyi söylüyor. Karşı taraflar birbirini suçluyor vatana ihanet etmekle. Benim vatanım çocuğum arkadaş. Ben çocuğuma ihanet edemem size benzemesine izin vererek. Kötüsünüz siz zira. Bilerek ve isteyerek kötüsünüz. Ben sizden değilim.

Bahar göz kırpıyor görmek isteyene, el sallıyor, içini ısıtıyor. Sanırsın her yana cemre düşmüş. Adam arkadan korna çalıyor kırmızı ışıkta beklerken. Kadın yolun ortasından yürüyor kaldırım varken. Gücü yetene bağırıyor kuyruktaki adam; “niye bekletiyorsun bizi.” diye. Maçan yiyorsa git başındaki adama bağır canım kardeşim. Hem bu kafayla çok daha kuyrukta beklersin sen. Kendine Müslümanın da, kendine demokratın da sonu boklu çukur. Doğruyu bulmak için doğru olmak gerekir. Başkalarının doğrusuyla doğruyu arayanın sonunu televizyonlardan seyredebilir, gazetelerden okuyabilirsiniz. Pardon, sizin okuma alışkanlığınız yoktu dimi; unutmuşum! Gerçi okusanız da işinize geldiği gibi anladığınız için okumanız mı daha iyi okumamanız mı karar veremedim henüz. Siz konuşun; kullanmadığınız aklınızın yıllarca uğraşsanız almayacağı konularda bile en üst perdeden, her konuyu hakimmiş gibi konuşun. Cevap vermem size, azıcık aklım bunu söylüyor bana zira. Ayrıca size cevap veren sizden olurmuş gibi de bir his var içimde. Ki ben sizden değilim, Allah da etmesin!