ne farkettim biliyor musunuz - 3.11.2012

441 kere okundu

Ne fark ettim biliyor musunuz, neyi düşünüp de yuh be dedim. Hesapta çılgın bir adamım, eşek yüküyle özgür bir o kadar da gamsızım. Hesapta. Gel gör ki gerçek çok farlı; evden işe, işten eve hayat süren bildiğiniz bir otum. Bilgisayar başına oturmuş salak salak işler yaparken fark ettim bunu üstelik. Ulan ben yıllardır sokakta bile sabahlamamışım, bildiğiniz sığır olmuş hava kararır kararmaz bir ağır aramışım kendime.

Çok çok eskiden, develer tellal iken pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, okul çıkışı denize kaçtığımızı annemden saklar iken, yani çok ama çok eskiden böyle değildim. Bodrum kaymakamlığının bahçesinde mi uyumadım, Balıkesir’in Atatürk parkında otların üzerinde mi yatmadım, İzmir’de kız yurdunda mı sabahlamadım. Hatta canım sıkılınca kaçıp kaçıp Konya otobüs terminalinin koltuklarına yarenlik mi yapmadım. Ulan evden bile kaçmadım kaç tane üç yüz altmış beş gün geçti.

Bu saatten sonra da zor be anacım, huzur kıçıma batıyor olmalı ki dertsiz başıma dert almak için bir aydır harıl harıl çalışıyorum. Hem balık kızartıp hem de evin kokmamasını sağlayamadığımdan bir balık lokantası açmaya karar verdim. Yeri buldum, adını koydum, malzemeleri sipariş edip ruhsat için bile başvurdum. Hatta bugün zabıta amcalar yanına belediye’den bir teyze alıp ziyaretime bile geldiler. Çift tuvalet olacakmışmış… ben yemek için yer açıyorum onlar şaaapmak için yer arıyorlar. Ulan önce bi yemek yesinler sonra şaapacak yer bulunur. Beş on güne başlıyor macera neticede, tıkılıp kalırım gündüzlere, geceleri uyumaya ayırırım. Bu saatten de sonra olmaz be anacım, en iyi ihtimalle evde sabahlarım.

Ne fark ettim biliyor musunuz, ölmeden özgürlük yok bana.

Kelebek Olduğu kadar,olmadığı kader
19.2.2014 Çarşamba

İnsanın özgürlüğü;istediği herşeyi yapabilmesinde değil,istemediği hiç bir şeyi yapmak zorunda olmamasındandır....

Osman Dalkılıç başlık
8.11.2012 Perşembe

hocam ben bişe yapmadımki :) sadece arada bi baktım

ne kadar yürüsen de varamazsın artık - 4.11.2012

216 kere okundu

Karşıma her yerde çıkan otuz yaş üstü adamlar,

"Hep seni sevmiştim" diyen, bir şeyler bekler bakışlar!

Sahi siz hiç otuz yaş üstü bir adam oldunuz mu, son kullanma tarihi geçmiş sevdalarınız, ardınızda bıraktığınız anılarınız, vazgeçtiğiniz dostlarınız oldu mu?

Yenik düştünüz mü İstanbul’a mesela, gürültüyü kanıksayıp kargaşanın içinde kaybolmuş hissettiniz mi?

Hadi geçtim hepsinden, senden de geçtim kendimden de. Yaşım otuzdan geçti, kafam saçtan, keyfim kederden, gönlüm sevgiden geçti. Geçti gitti onlarca yüz yıl, izler birbirine benzedi, gözler kapandı mahcup cümlelerin ardından, sözler anlamsızlaştı kapanınca gözler, akışına bırakıldı suyun hayatlar.

Mutlu olacak onlarca sebebi varken gidip mutsuz edecek sebepler arar insanoğlu, bulur da her seferinde. İki kuruşluk keyfine elden düşme limonlar sıkar. Limon kendini nimetten sayar, Nimet Eminönü’nde piyango bileti satar, abla dedirtir kendine para karşılığında, şans dağıtır. Çeyrek bilete milyonlar vurur, talihin döndü, şans yüzüne güldü sanırsın yanıldığını bilmeden. Şans diye bir şey yoktur, talih ise piyango biletinin üzerinde ki kuş resminden ibarettir. Milyonlarcası basılır her yıl ama en fazla dört kişinin kafasına konar düzenbaz kanatlı ki onlarda çeyrek talihten ibarettir. Kimseye hayır getirmediği şehir efsanesi olarak dolaşır dilden dile ve yine döneriz başladığımız yere. Büyük ikramiye çıksa da mutsuz olmayı başarır insanoğlu.

Yaşam fırtınanın geçmesini beklemek değildir, yaşam yağmurda dans etmeyi öğrenmektir der Osho. Bir Bahar günü hayal edin, çıplak ayakla Kumsal’da yürüyorsunuz, uçsuz bucaksın Deniz göz kırpıyor gönlünüze, dağlardan gelen Çiçek kokuları Yosun kokularına karışıyor. Doğru yerde olduğunuzu düşünürken zili çalıyor kapının, rüyaymış. Kim koyar çocuğunun adını Bahar, kirlenir Kumsal pembe bir nüfus kâğıdında, Deniz yakışmaz kadına, bin bir kokulu Çiçek diye dikenleri kokladığınızı anlarsınız aylar sonra. Hadi bir tanesi iyi çıksın diyelim, düşsün Yosun’a yapılan tüm suçlamalar. Yaşam tek başına dans etmeyi öğrenmektir gökten düşen damlaların keyfine vara vara. Kadın da şans oyunu gibidir, kazı kazandır her seferinde üçüncü yüz milyarı size göstermeyen, hevesinizi kursağınızda bırakan.

İstanbul seni hapsetmiş, eski bir bandı kaydetmiş

Yüzlerce binlerce insan aman Allah hep bu şarkıyı söylemiş

İstanbul seni kaybetmiş, ilaçlayıp berbat etmiş

Davul gibi gerilen derini aman Allah kim bilir kimler inletmiş?

Ne güzel söylüyor Pamela teyze, ilaçlayıp berbat etmiş seni İstanbul, ne kadar arınsan da temizlenemezsin artık, nereye gitsen bırakmaz peşini kirli geçmişin, öldürdüğün ruhun arar bulur seni. Mutluluk uzak bir ülke, ne kadar yürüsen de varamazsın artık.

la oldu sonunda - 6.11.2012

271 kere okundu

La oldu sonunda, uğraş uğraş bitti sayfa. Dünya hala tırı vırı ama sayfa değişti. La değişti bir dolu şey; ne iki bin on ikiymiş, ne neşeymiş ne keyif.

Mart nisan ayı gibi başlayan ayakları yere basan gayret mayıs ve haziranı bekleyerek, temmuz ve ağustosu ulan bu kaçıncı kelek diyerek geçti. Sonra bir kez daha kurdun sırtının neden kalın olduğu geldi akla. Sağ olsun Aykut ve Osman, benim yönlendirmelerim ve onların çalışmaları sayesinde xlargeworld.com yeni yüzüyle karşınıza çıktı.

Küçük dünyamın küçük sayfası, kelimelerimin saltanatı, ruhumun er meydanı, gönlümün kara kutusu tırı vırı Dünya. Umursarsınız umursamazsınız, okursunuz ya da okumazsınız, seversiniz belki, belki nefret edersiniz. Yazmaya devam, öteye beriye sataşmaya, atıp tutmaya, tutup kayırmaya, kayırıp diğerlerinden ayırmaya devam.

Nefes alıyorsak ölmemişizdir, ölmemişsek yaşamak gerek. Ama şimdi uyumak gerek, saat geç oldu saat gitmek gerek.

en yakın karakola verin eşkâlimi - 10.11.2012

375 kere okundu

Ben suyum, akarım. Ben güneşim, an olur doğar an olur batarım. Ben cumartesiyim uyumalı mı uyanmalı mı belli olmayan, pazartesiyim adettendir diye sendrom yaşayan. Ben kadının aptalına çiçek erkeğin aptalına kadınım, kaldırımda taş, canda sıkıntıyım. Ben kıçı başı dağıtmış bir serseriyim, herkesin ümidini kestiği bir Cuma gecesinde. Kaybolurum şimdi, en yakın karakola verin eşkâlimi.

Diyerek başlayan cümleler aklıselim adamlar tarafından haklı olarak görmezden gelinirken yeni yetme sabilerce acaba ne demiş zat-ı muhterem diye ciddiye alınmaktadır. Oysa her şey göründüğü gibidir, topu topu üç yüz beş yüz kelime yerleri değiştirilerek ayrı dünyalar oluşturmaktadır. Her şey ucuz bir yanılsamadır ki inanı da umarım “şimdilik” ucuzdur.

La şimdi sen gelsen de olmaz gelmesen de. Senden bana olmaz bu saatten sonra, elinden yüzünden olmaz, içten bakmayan gözünden, güven vermeyen özünden, arkasında durmadığın sözünden olmaz. Bu saatten sonra sen bir cenaze, ben hatırım kalmasın diye gönderilmiş bir çelenk; sen ölüsün güncemde, ben ise kuruyana kadar yaşamaktayım.

Bir döşeme isteği, bir kalaycılık merakı sormayın gitsin. Eskiden okulun bahçesinde arkadaşlarla omuz omuza verip tekmelerimizi sağa sola sallayarak  terör estirirdik. Dilimizde en zibidisinden bir cümle “önüme gelene bir tekme, önüme gelene bir tekme, önüme gelene…” Şimdi vursan da alamıyorsun hırsını, yüz mahkeme duvarına dönmüş alınmıyor sözden, şiddet dediğin lafın gelişi zaten.

Ben normal birisini bekliyordum diyor Zeynep, zaten yeni geldim yurt dışından söylediklerinin yarısını anlamıyorum. Rahat ol diyorum, yıllardır buralarda olanların da benzer sorunları var.

yeşim *****
13.11.2012 Salı

güzel olmuş

la ben dedim bir bok olmuyor vallaha - 14.11.2012

321 kere okundu

La diyemedim ya diyor ya eleman; la ben kaç kere dedim bir bok olmuyor, değişmiyor kimse aynı kalıyor. Bağırıp çağırıyorsun atar yapıyorsun ya, ben yapıyorum ya yani… Herkes şeyinin dalgasında, bazısı çıkışamıyor yapıyor, bazısı zaten yapacaktı diye yapıyor. Ama bazısı var ki bildiğin sopalık, kısık ateşte yanan ızgaran üzerine bütün palamudu atıp pişinceye kadar pata küt. Diyelim pişti kısık ateşte de olsa çiğ kalasıca… Tezgâha dizeceksin domatesi, soğanı ve hıyarı. Burada ki hıyar dayağa ara vermiş hıyar değil bu arada, bildiğiniz çakma Çengelköy. Onlar kendi başına çoban salatası olana dek pata küte aynen. Amaç işin hallolması değil, bodoslama terapi. Üstelik en orjinalinden. 

Ben dedim; ulan basarım dükkânınızı, alayınızın ağzına lak lak yaparım dedim ya, eşek gibi yapıp sittirip gideceksiniz de dedim, çocuk oyunu mu bu öttürürüm sizi diye de ekledim. Çarptım duvara elimi, çıkardım kasa defterini topladım alacakları. Dördünü birden yaptım işlemlerin ama elimde üçün birinden fazlası yokmuş. Yok agasi yok, dayak dediğin cennetten çıkmış, iki kuruşluk salaklara akıllanmaları için sopa şart, yapamadım ya la.

Yok aga yok paranla rezil olmak buna deniyor, rastlıyorsun geri zekâlı bir salağa işin yürümüyor. Herkes yanlış biliyor da bi o doğru biliyor. Ulan yaptığın işe, elinin ayarına, ağzının boş lafına, bakmadığın telefonuna, verdiğin aklına, zerre kadar sahip olmadığın adamlığına sıçayım. Yok aga yok boşuna dememiş büyükler dayak cennetten çıkma diye. Ulan bi siktir git diyemedim ya, bi dizimi iki kat yapıp kıçına sokamadım ya. La dedim bir dolu laf vallaha da dedim billaha da dedim ama adam olmayanın umurunda değilmiş ya. Deme öyle diyemedim diye la, ben dedim bir bok olmuyor vallaha.

ees çiş bok
14.11.2012 Çarşamba

çiş bok kaka töbe töbe allahım töbe töbee..süpaneke allahım affet beni aklımın içine giriyo bu kötü laflar çiş bok kaka töbe töbeee

heyecan var mı - 18.11.2012

98 kere okundu

Baktım olmuyor kapatıyoruz derim, vazgeçtim size balık yapmaktan; artık konseptimiz kendin pişir kendin ye ama mutfağa benden başkası giremez.

Heyecan var mı diye soruyor Tamer Arıcan; var biraz sanırım, hiç yok mu ya da… Bilemedim şimdi, yarın yapılacak ya da yapılmayacak heyecan için şimdiden kafa yormak akıllıca değil, mevzu tamamen balıkların performansına bağlı. Bunca yıl onları korudum gözettim, öyle lezizler böyle tatlılar dedim, ekmek ve soğandan başkasıyla yemedim, rakıya meze etmedim her şeyden önce. Önce pişmiş balık dedim, kadınları bile ikinci sıraya yerleştirdim. Şimdi ödeşme vakti, eğer bu yüzgeci şekilsizler, sırtı pullular bana yamuk yaparlarsa, tavada rahat durmazlarsa mesela ya da ızgaraya yapışırlarsa top olsunlar, Allahlarından bulsunlar.

Öyle işte ağalar beyler, kaytan bıyıklarıyla ayran bardağına girenler, elinin tersiyle ağzını silenler… Eşek yüküyle alışveriş yapıp, beyaz ve maviyi birbirine katıp eylül balığı hazır hale getirdik. Olduğu kadarıyla, ne kadar olacaksa o kadarıyla.

 

başladık sonunda - 21.11.2012

291 kere okundu

Dün bir bugün iki kıvamı, dün zordu bugün biraz daha az zor, dün keyifsizdi bugün daha az keyifsiz, dün stresliydi bugün daha az stresli, dün müşteri azdı bugün azdan biraz daha fazla. E başladık işte, iyi mi oldu kötü mü oldu görenlere sormak gerek.

Şimdi bu bizim balık, eylül balık güzel görünüyor dışarıdan bakınca. Abartmıyorum iki gözüme sürme çeksinler ki, pek bir şirin pek bir sıcak. Balık işinden para kazanamasak da mekân tasarımı işinde geleceğim olabilir sanırım. Durum onu gösteriyor.

Pazartesi üç gibi başlayan servis akşam dokuzda son buldu. İlk müşterimiz karşı komşumuz AKPAK olurken kasaya ilk giren para Mustafa Hun’un cebinden çıktı. İlk salon müşterimiz ise üst komşum Şahin Abi ve Mahmut Abi idi. Hemen ardından Naile ve Onur minik canavarlarla teşrif etti, yanlarında da Kadirli’nin gülü…

Velhasıl kelam ikinci günü de bitirdik; birinci gün kamyonla gelen sebzeleri ikinci gün manava sattık, birinci gün başlayan koşuşturmacayı da eleman kalabalığını da ikinci gün azalttık.

Fırında helva tadına gelene kadar emek vermek gerek, durmak yok yola devam.

yanlış hayaller - 23.11.2012

138 kere okundu

Neyi hayal ederseniz edin amaç mutlu olmaktır. Yol ister paradan geçsin ister aşktan, ister Dünya’nın diğer ucundaki başka bir ülkeyi görmek isteyin ister yanı başınızdaki sevgilinizin koynunda uyumayı düşleyin amaç mutlu olmaktır. Benim bir hayalim vardı, yaptım.

Sabahları uyumak için neler verirdim, vazgeçerdim ne varsa güne dair yatağı seçerdim. Benim bir hayalim vardı, yaptım. Şimdi istesem de vazgeçemiyorum. Üstelik dün bir bugün dört, pardon beş. Ne hayal ettiğinize dikkat edin derim, kusursuz hayal hayalden ibaretmiş öğrendim.

İnsanla uğraşmak zordur, insanla uğraşmak berbattır, insanla uğraşmak zorunda olmak esaretlerin en büyüğüdür. Ben balıklarla ilgilenirim sanmıştım oysa insanlar çıktı karşıma. Ben insanlarla bir arada olmayı hayal etmemiştim, işler yolunda sayılır ama hayaller boka sardı.

Aklıma gelmişken yazayım belki okuyan olur. Ne ekersen onu biçersin efendim, kin kötüdür ama unutmamak iyidir. Kin tutma, unutmam da. Keser döner sap döner gün gelir… Ama kesin gelir söz sana, kanım yerde kalmaz. Hele sevdiklerimin kanı hiçbir yerde kalmaz, girdiğin yolun sonunda sadece acınmak düşecek payına. Nereden biliyorsun diye geçireceksin aklından okurken. Ben mükemmele bilinmeyen yakınlıkta ki insanlardanım, inanmayan Buse Özdem’e sorsun. İyiye yapılan kötülüğe verilecek bir cevap her daim durur zulamda, zulamda emanetin var haberin ola.

Diyemedim ya la.

hayat oluyor son "baharım" - 27.11.2012

193 kere okundu

Susmak gerek bazen, havayı koklamak, zamana teslim olmak gerek. İman küfre karışmadan, küfür iman olmadan kenara çekilip seyretmek gerek. Gerek kere gerek bazen, yazı kışı umursamadan, yol kenarlarında ki su birikintilerinde oyalanmak, kumdan kaleler yapmak için sonbaharda deniz kenarlarına inmek gerek.

Kasım da bitti, sonu geldi iki bin on ikinin. Hayat denen düz dünya bize sormadan yol alırken sürüklenmek düşüyor payımıza. Düşünür ya kaderinin peşinden gidersin ya da o seni sürükler diyor. Sahi farkında değil misiniz sürüklendiğinizin.

İşin içine insan girdi mi boka saran bir dünya bu. Sokağa çıkıyorsun insan, işe gidiyorsun insan, iş sana geliyor insan. Kussan kusulmuyor, kaçıp gitsen insansız yer bulunmuyor. Kötü bir bilim kurgu gibi, Dünya insanlar tarafından istila edilmiş, ne film bitiyor ne kaçacak yer var.

Sabahın yedisinde başlayan hayat akşamın onundan önce bitmiyor, koştur koştur nereye kadar şu içine edilesi Dünya’da. Balık kokusu sarıyor her yanı, salataya limon sıkılıyor, Aydın’dan geliyor zeytinyağı, tereyağı Trabzon’dan. Helvanın beyazına siyah karışınca fırında şekli bozuluyor, hamsi mısır ununa bulanınca tadına doyum olmuyor. Devam ediyor hayat, Eylül büyüyor içimde, kaçacak yer oluyor her günün sonunda, her sabah gülücük…  Hayat oluyor son baharım, boka sarmış bir Dünya’da filiz güle meylediyor.

seçil xxx
1.12.2012 Cumartesi

harikasınız, seviyorum sizi

murat ...
29.11.2012 Perşembe

bu iyi mi kötü mü :)