AŞAĞI YUKARI İNSAN - 20.10.2014

2723 kere okundu

Varsa bi uykunuzu alabilirim, öğleye kadar uyuya kalabilirim, telefonu kapatıp keyif yapabilirim. Varsa yol işten kaçabilirim. Geri dönmeyeceksem çıkarken kapıyı çarpabilirim. “Yüzümü yıkamam, kahvaltı yapmam, çorabım delik mi bakmam” istiyorum aslında ama yapamayabilirim, olmuyor çünkü denedim! Kodlara müdahale etmek zor, bilgisayardan anlayıp anlamamanız bağlayıcı değil. Kim sokmuşsa kafamıza bu fikri Fenerbahçeli olsun. Şimdi bir dolunuz Fenerbahçeli olmak şereftir diyeceksiniz biliyorum… Ne diyeyim, siz de haklısınız kendinizce! Her neyse efendim, yıllardır çalışırım bir bok olmuyor. Kazanıp yiyorsun, yedikçe kazanman gerekiyor. Oysa az yesek, az harcasak ve az çalışsak. Ama ne mümkün… Kapitalist ibneler rahat vermiyor ki; Kickers Markafoni’de yüzde yetmişe varan indirime gitmiş, gel de birkaç ayakkabı alma… Papatyalar aşka gelmiş, hanımeliler buram buram kokuyor kimin umurunda!

Boğaz önemli arkadaş, çok önemli. Faranjit olacağına aşk acısı çek daha iyi. Konuşamıyorsun sonuçta, yiyemiyorsun. Sabahları yutkunmak evlat acısı gibi koyuyor insana. İnsan dediysem ben. Ki o beni de Camus özetlemiş; Aşağı yukarı iyi hissettik, aşağı yukarı her şeyi gördük, aşağı yukarı deneyimli, aşağı yukarı insanız…

Bir fazlasını gördüğünde her şeyi görmediğini anlıyorsun, aşağı yukarı oluyor işte… Değer veriyorsa böyle hoyrat, böyle kötü olamaz diyorsun. Hem hoyrat, hem kötü, sorsan hisli, dinlesen anlayışlı, düşünceli. Aşağı yukarı hissetmiş, yukarısı lafta, elde aşağısı var. Deneyim dediğin hayal kırıklıkları, bazen ele batan kıymık, bazen ayağın çarptığı taş. Taş dediğin acımadan acıtan. Acıyınca anlıyorsun aşağı yukarı deneyimi. Ve büyük resme bakıyorsun insanı görmek için; biraz aşağı, biraz yukarı.

Herkes gibiyiz aslında, insanız işte. Ne zaman güneşi görsek üzerini örtesimiz gelir, ne zaman güzel bir söz duysak bir yolunu bulup sustururuz. İyiyizdir kim sorsa, kim baksa en güzel halimizi takınırız. Yaslanmaya görsün bir yürek, bir akıl peşimize takılmaya görsün. Çıkar pençelerimiz kınından, en acıtan yerlere saplanıverir. Aslına bakarsan herkes gibiyiz; biraz kötü, biraz iyi, biraz sıcak biraz soğuk ve biraz insan.

Ederi nedir bir gövdenin, bir kalp kaç kez kırılır ve kaç kez onarılır yeniden. Kaç damlayla ıslanır insan, kaç denize girse kuru kalır. Şimdi sorsam karşıma ilk çıkana; kış mıdır baharı kovalayan yoksa bahar mıdır kıştan kaçan? Şubat olmak ister miydin mesela, bir ömür nisana hasret yaşayabilir miydin? Kardelenlerden vazgeçip papatyalara dönebilir miydin yüzünü. Mevsimin ilk karı ekime kısmetmiş, ilk soğuk işledi içime, içimi çektim içime.

Sabah sabah dimi, üstelik akıl yatakta gövde işteyken. Camus’u mu düşünür insan böyle zamanda.

İnsanın önemi yok, nasılsa hepsi eninde sonunda kötü. Hancının yolcuları gibi gelip geçsinler; kimi iyiliğiyle hatırlansın, kimi kötülüğüyle. Nedir deseler vazgeçilmez olan… Güneşli bir Eylül, huzur dolu bir yatak, üstelik birileri istedi diye uyanmak zorunda da değilsin. Farz edin uyuyorum ben, küçük oyunlarınızla devam edin insancılık oynamaya. Kötü bir rüya sonuçta, uyanınca geçecek hepsi.

D&R'dan satın almak için tıklayın         

KİTAPYURDU'ndan satın almak için tıklayın