KAPUSKA TADINDA RAMAZANLAR - 29.6.2014

2601 kere okundu

Babam akşam balığa çıkacaktı, sanırım palamut zamanıydı ve eve gece gelecekti. Çarşıya inip İncenin Ömer’in dükkânının yanında ki şimdi ismini hatırlamadığım izbe ama ekmeği çok iyi olan fırından aldığım pidelerle evin yolunu tutmuştum. Aldığım derken babam almış bana vermişti. On - on beş yaşlarında falandım, ev üç kilometre uzaktaydı, niyetliydim, pideler sıcaktı…

Ortaokuldaydım, o zamanlar şimdiki gibi üç artı beş ya da dört artı dört yoktu. Köyde beş yıl ilkokul okur sonra ilçeye ortaokula giderdik. Soba içerde olduğuna göre soğuk zamanlardı. Ramazandan önce yufkalar yapılıp bir odada saklanırdı. İftardan önce tek tek suda ıslatılıp tavaya dizilir, aralarına da içine maydanoz doğranmış peynir serpiştirilirdi. Önce yağda kızartılıp sonra dilimlenirdi. Çok acıkmıştım… Radyo 1’de Kuran-ı Kerim ve açıklamasını dinlerken bile akla karayı seçiyorduk. Benim bildiğim yemek iftardan hemen önce hazırlanırdı ama daha iki koca saat vardı, yüz yirmi dakika, sayamayacağım kadar çok saniye.

Yine ortaokul yılları, yine tutsan delikanlı tutmasan çocuk görüneceğin yıllar. Açlıktan geçmişim ama susuzluk öyle böyle değil. Sanki üç paket tuzlu çubuk yemiş cila olsun diye de leblebi yuvarlamışım. Çok feci yanıyor içim. Okulun yanında cami var bilen bilir. Gidip şadırvana oturdum. Sol elimi yıkayıp saldım gırtlağımdan aşağıya. Din dersinde duymuşum, kusarsam bozulacak oruç. Bozulunca da sınırsız su… Şadırvandayım, o zamanlar musluktan su içmek serbest. Ha deyince kusulmuyor ki, manken miyim ben olmuyor arkadaş. Neredeyse mideme kadar iniyor el ama nafile. Beş on dakika uğraştım, sonunda çıktı bişeyler. Ohh be dedim, avucumu musluğun altına tutup  kendime akıntıya bıraktım, o aktı ben içtim, ben içtim o aktı…

Askerdeyim, sene iki bin beş, yer Kıbrıs Değirmenlik. Tank komutanıyım en kaytaranından. Yandan çarklı bir tank şoförüm var İzmirli. Adam bildiğin artist, sanki elli sekiz model tank değil de iki bin beş model q7 sürüyor. Nişancım Manisalı, gece sabaha kadar horlar, sabah da kaldırabilene aşk olsun. Laf etmeseler yatarken botlarını bile çıkartmayacak sonra giymesi zor oluyor diye, tembel mi tembel. Bir de doldurucum var ki evlere şenlik. Tankın üzerine çıkması yasak, kulağında sorun olduğu için denge kuramıyor. Düşer diye de tanka çıkmıyor. Savaş çıksa tankın arkasına römork takacağız arkada kalmasın diye. Tank komutanıyım dediğime bakmayın, tek yetkim tankın temizlenmesiyle ilgili. Meret garajın arkasında on metre manevra yapsa pazartesiden cumaya ancak temizleniyor. Bütün silahları indir, temizle, say veri yerlerine geri koy. Kim yapıyor bu işleri diye soracaksanız sormayın, küfrederim. Bir de bölük komutanımız var gudubet mi gudubet, aksi mi aksi. Ama beni çok seviyor, karşısına çıksam hayvan pisliği görmüş gibi bakıyor. Mutluyuz yani, keyif bir milyon. Ve sevdaluk günlerime geldi çattı ramazan… Adını yazdırmazsan sahurda yemek yok, adını yazdırsan fişlenme korkusu… Tutuyoruz oruç ama Allah’a emanet… Öğlen kapuska çıkmış, daha ramazanın başı. Şeytan biliyor sevdiğimi, gelip içime oturuyor. Zaten ya şeytan oturacak ya yiyemediğim kapuska. Dedim bu hain şeytanın rahatını kaçırmayalım, sonra başımıza iş açmasın. Kapuskaya oruç bozduk anlayacağınız. Ama sopası yok ki Allah’ın. Sen misin oruç bozan, o günden sonra her gün ya öğle yemeğinde ya da iftarda kapuska çıktı. Sanki dersin TSK kelepir beyaz lahana bulmuş da bize iteliyor…

Bir ramazan daha geldi çattı, dün gece niyet edip bu akşam oruç açtım. İnanmak güzel şey, huzurlu şey... Ana kucağı, baba ocağı gibi bir şey. Allah kabul eder mi etmez mi bilmem ama bazılarının aç kalmaktan ibaret sandığı bu şey aslında aynı bazılarının meditasyonda, yogada aradıkları şey. Yazın bikini giymek için aç kalan kadının yaptığından çok daha kolay bir şey. Hoş geldin ramazan, hoş geldin çocukluğumdan kalma güzel şey.

D&R'dan satın almak için tıklayın         

KİTAPYURDU'ndan satın almak için tıklayın