KIRK ÜÇ GÜN - 17.12.2017

46 kere okundu

Yemek yaptım kendime ben de. Fırında birkaç sebzeyi karıştırıp salçalı su döktüm üzerlerine ve biraz da tereyağı. Bilirsin iyiyimdir mutfakta, elimin tadı vardır. İyi olmadı yemek ama yine de yedim. Doktor balık yememe izin vermiyor. TSH diye bir değer var vücudumda. Bana hiç değer vermiyor. Bir azalıyor üç artıyor. Yoksa balık yapardım biliyorsun. Yanında ekmek ve su... Balığı nasıl sevdiğimi de biliyorsun. Biliyordun en azından. Unutmamışsındır sanırım. Umarım yani. Yemekten sonra çay yapacaktım ama üşendim. Kahve daha kolay. Kolay şeyler daha az vaktini alıyor insanın. Boş işlere daha çok vakit kalıyor. Ben hala boş işlerle uğraşıyorum. Yüzüme gözüme sürüyorum güzelim zamanı.

İşi mi bıraksam dedim dün. Gidip Ege’de sakin bir kasabaya mı yerleşsem. Bir lokantada yemek yapsam insanlara. Lokantada ama restoran değil. Bakma öyle üstüme başıma, yeni şeyleri sevmiyorum ben. Sabah erkenden uyanıp açsam dükkânı. Lokantaları sabahları aşçılar açar. Diğer çalışanlar gelene kadar yemek işinin yarısını halletmiş olur. Çorba pişmiş olur. Akşam da erken çıkar işten, diğerlerinden önce gider evine. Küçük bir ev kiralasam kendime denize yakın. Bir olta alsam ucuz yollu. Hava kararmadan önce atsam oltayı suya, hava kararana kadar beklesem. Gelmese kimse, sen gelmesen. Eve gitsem bir başıma. Elde yok avuçta yok, yine kesat gitti av, balık da yasak zaten. Çay demlesem üç beş bardak. Televizyonu açsam gürültü olsun diye. İnadına haber olsa her kanalda. Müzik arasam. Bulamasam. Zaten neyi aradım da buldum desem kendi kendime. Kesin müzik kanallarını da annem sokuşturmuştur bir yerlere. Gülsem…

Ne elim kaleme gidiyor ne de kalem kâğıda. Kırk üç gün oldu sana şiir yazmayalı. Senden bahsetmeyeli tam kırk üç gün. Kâğıt merak etmiştir seni. Ben de merak ettim ama kimseye söylemedim. Kâğıda da söylemedim, yazmadım, yazamadım. Sen merak etmemişsindir bendeki seni. Arayıp sormamandan anladım. İçime ata ata önemini kaybetti içim. Eskisi gibi içli değilim yani. Gülüp geçiyorum. Sen varken taksimi boydan boya kat eden tramvay yolu kadar renkliydim. Şimdi minibüs yolu gibiyim Kadıköy’den Pendik’e. Ne ararsan var içimde, ucuz, değersiz. Senin olmadığın yerde ölüyormuş hayat, sarıya dönen yeşilden anladım. Yeşil olur da kötü olur mu hiç derdin. Kötü artık, yeşil de değil zaten. Adım adım, soluk soluk, senden sonra tam kırk üç gün.