KUMDAN KALELER - 13.04.2014

2722 kere okundu

Bir aşk masalı kumdan kale kıvamında, dalgalar öyle yakın, ev öyle uzak ki. Ne gidilir bu saatten sonra ne de geri dönülür. Kim dikmiş bunca çiçeği bu yola, kim bakmış büyütmüş. Güzel kokuyorsun sevgili, deniz gibi, kum gibi kokuyorsun. Kalemin duvarları da sensin kapısı da, yıkacak olan da sensin yapan da sen. Adımlarımın sıklaşması havanın kararmasından, dalgalar öyle azgın, öyle sinsi ki. Yedi verenlerin yedisi de küsmeye hazır, gidip dönmemeye hazır. Yol da kumdan, sen de kumdansın sevgili. Deniz bildiğim kötü yüzlü gâvurmuş meğer.

Muhittin geldi dün. Hani bizim makine mühendisi bacaksız. Üniversiteden ev arkadaşım şerefsiz. Bakmayın şerefsiz dediğime, elimde büyüdü minik öküz, severim... Hatta elimdeydi büyüyemedi. Dükkânı kapatıp eve dönmüştü, Aydın’a. Bir yıl olmuştur görüşmeyeli, sevgili olmadığımız için saymadım günleri. Dün gece geleceğim dedi sabahın beşinde düştü. Taksim’e gitmiş dana, arkadaşlarıyla içmiş. İçmek dediysem iki biraya Leyla olmuştur, Mecnunu bulamadığı için de bende açtı gözlerini. Ya da tam tersi; Mecnun’un yerine Leyla’yı koyun, Leyla’nın yerine Mecnun’u. Gerçi tek başına olunca ha Leyla, ha Mecnun… Koy götüne rahvan gitsin bu saatten sonra. Saat dediysem sabahın dördü oldu. Bu gece erkenci beyimiz. Gitmiş el alemin kızlarıyla gezmiş. Ama eve yine sap gibi… Ulan salak, cumartesi iki kızla dışarı çıkılıp eve yalnız dönülür mü? Bi bok öğrenememiş benden kafasına sıçtığım. Çayı demle geliyorum dedi bir gibi. Git kızlara şarap ısmarla gel benle çay iç, benim taraftan da baksanız onun taraftan da baksanız kurtarır yanı yok. Rusça çalışmasını söyledim, yazın onu Alanya’ya götüreceğim. Ben şezlongda kitap okurken o Rusçasını ilerletir artık. Onu da beceremezse hayvanı hadım edip Muhteşem Süleyman’ın kadrosuna harem ağası yapacağım. 

Bir gece çıkıp bu eşek, ben, Umut, Eray ve adı gizli bir şeker tiramisulu dondurma almıştık bakkaldan. İzmit Plaj Yolu’nda oturuyorduk o sıra, hapishanenin yanındaki öğretmen bloklarında. Tiramisu bizim neyimize, para heba olmasın diye bile yiyememiştik. Bu paragraf gereksiz oldu okumadan atlayabilirsiniz. Hem daha önce de bahsetmiştim bundan. Yaşlanınca daha çok tekrarlayacağım sanırım, bunaklığın da kendine has bir sevimliliği var. Ya da umarım vardır!

Bebem gitti kapıyı kırdı. Halı saha maçında yenilmişmiş. Ulan tevekkal, tamam on sekiz yaşında olmayabiliriz ama henüz eli ayağı çekmedik Dünya’dan. Fiziksel açığımızı aklımızla kapatabilecek yaştayız daha. Hem yensen ne olacaktı. Senin kötü hissettiğinin onda biri kadar ben iyi hissetmedim. Ter atmak yetiyor da artıyor. Skor saymaktan vazgeçer insan belli bir zamandan sonra. Söz, senin de o çağların gelecek. Kaç kez yaptığın değil ne kadar mutlu olduğun kalacak aklında sadece. Kaç kez derken golden bahsediyorum. Halı saha olayları, bildiğiniz futbol yani.

Bu cumartesi sokağa çıkılacak cumartesilerden değilmiş. Açıklama yaptı Tabi Kaynaklar ve Spor Bakanı; yatakta kalın dedi. Otoriteye saygım vardır benim bilir herkes, girdim yatağa çıkmamak üzere. Ama ne mümkün, gâvur olmuş herkes, üstelik bi bana gâvur. Carrefour’a gittik geldik, istemeye istemeye yapınca böyle oluyormuş. Sanki koşarak gidip gelmişim gibi yorgun düştüm eve. Yatmak lazım dedik ama sabahın dördünde ayaktayız. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git diye bir kitabı vardı Susanna Tamaro’nun, uyduk hazırdaki imama, yönümüz zaten Trabzon, artık kaç tekbir gerekiyorsa…

Kaç kişiydik o zaman kaç kişi kaldık diyor söz yazarı, amcalarda söylüyor güzel güzel. O kumdan kale yıkılsa da altında atar durur kalp, yedisinin de kokusu kalır derinde. Tek başımıza kalsak ta devam eder hayat, görünmez kumdan kaleler, karışır gider denize. Bin parçaya ayrılır tane tane kum, yola toz olur, toza rüzgâr, rüzgâra ses.  Gelir gözüne kaçar, bir damla yaşa gebe kalır en acıtan yerde.

Oyun bunların hepsi oyun, üçe kadar sayıp bitireceğiz. Çizikler benden taş sizden, ben betonun üzerinde kareler çizeceğim, becerebilirsek döner çocukluğumuza oynarız gönlümüzce.  İnananla bitiririz oyunu nasılsa. Hangi çocuk çocuk kalabilmiş zaten, hangi oyun sürmüş sonsuza dek. Kader diye bir şey icat etmişler, ağız dolusu küfürlerim var hep atarım içime.

D&R'dan satın almak için tıklayın         

KİTAPYURDU'ndan satın almak için tıklayın